Mahkumiyet
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) 03.04.2013 tarihinde haciz işlemi yapılarak mahcuzların sanığa yediemin sıfatıyla teslim edilmesine rağmen suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2004 sayılı Kanunun 106 ve 110. maddeleri gereğince haczedilen menkul malların 6 ay içerisinde satışının istenmemesi halinde, haczin başka bir işleme gerek kalmaksızın kalkacağı ve bu nedenle muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun hukuka aykırılık öğesinin oluşmayacağı nazara alındığında, icra takip dosyası aslı yahut onaylı bir örneğinin dosya arasına alınıp incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2) Haczin yapıldığı tarihte işyerinde işçi olarak çalıştığını ancak suç tarihinden evvel işyerinden ayrıldığını ve mahcuzların akıbetini bilmediğini beyan eden ve icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılan sanığın eyleminin TCK.nın 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adli para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı gözetilip hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Sanık hakkında temel hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan tayin edilmesine karşın, hürriyeti bağlayıcı ceza yanında tayin olunan adli para cezasının farklı gerekçe göstermeksizin alt sınırın üstünde tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321 ve 326/son maddeleri gereğince BOZULMASINA, 25.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.