Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ve davacı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Borçlu idare aleyhine...Hukuk Mahkemesi'nin 2000/290 Esas, 2002/657 Karar sayılı rücuan tazminat ilamına dayalı olarak...İcra Müdürlüğü'nün 2003/164 (yenileme ile 2010/80) Esas sayılı dosyasında ilamlı takip başlatılmış, dayanak ilamın her iki tarafça temyiz edilmesi üzerine ...Hukuk Dairesi tarafından karar esastan bozulmuştur. Borçlu idare vekili ilamda belirtilen alacağın ... İcra Müdürlüğü'nün 2003/164 Esas sayılı dosyasına ödendiğini belirterek takibin iptalini talep etmiştir. Alacaklı ... vekili ise, borçlu idare tarafından ödeme yapıldığını ancak takip konusu ilam ile, ödeme sonrası kalan bakiye kurum alacağını talep ettiklerinden bahisle itirazın reddini savunmuştur. Mahkemece, ilama aykırılık olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda işlemiş faizlerin düzeltilerek takibin devamına karar verilmiş; hüküm alacaklı ve borçlu vekillerince temyiz edilmiştir.
Borçlu vekili yargılama sırasında bilirkişi raporlarına itiraz dilekçeleri ile icra takibinin derdestliği itirazında bulunmuştur.
6100 sayılı HMK'nun 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi getirilmiştir.
Dairemiz'in yeniden oluşan görüş ve kanaatinde; tarafları aynı olan ve aynı alacaktan kaynaklanan ilamlar için aynı takip dosyası üzerinden alacağın tahsili mümkün iken, makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın takip başlatılması, yukarıda yasa ile düzenleme altına alınan usul ekonomisine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle, ayrı takip yapılmaması gerektiği benimsenmiş ve bu yöndeki uygulama süreklilik kazanmıştır.
Bu durum karşısında Mahkemece bozma sonrası verilen ilamın ilk takip dosyasına ibraz edilerek yeni ilama göre gerektiğinde bilirkişi marifetiyle Yargıtay denetimine açık rapor alınarak ve TBK.m.100 gözönünde bulundurularak daha önce bu dosyaya yapılan ödemelerin mahsubu yapıldıktan sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesi gerekirken derdestlikle ilgili şikayet bu şekilde değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.

Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.06.2016 tarihinde karar verildi.