Esastan ret

Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı asil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin paydaşı olduğu 6 parsel sayılı taşınmazda 12 daireli bina olduğunu, müvekkilinin yurtdışında yaşadığını, apartmanın bir dairesini herhangi bir kira veya ecrimisil ödemeden davalının kullandığını, kendisine Üsküdar 18.Noterliğinin 25/09/2018 tarihli ve 23528 yevmiye No.lu ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının Beyoğlu 20. Noterliğinin 05/10/2018 tarihli ve 18314 yevmiye No.lu cevabi ihtarnamesi ile dava dışı paydaş ... ile kira sözleşmesi yaptığını, kiracı olarak taşınmazda oturduğunu, daha sonra kendisine borç para verdiğini, bunun karşılığı dairenin kendisine verildiğini belirttiğini, taşınmazda birçok hissedarın olduğunu, davalının mülkiyet iddiasının yasal dayanağının olmadığını ileri sürerek müdahalenin önlenmesine ve 5 yıllık ecrimisil bedelinin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2. İlk Derece Mahkemesince istinaf harçlarının yatırılmadığı gerekçesiyle ek karar ile istinaf isteği reddedilmiştir.

Davalı asil istinaf dilekçesinde özetle; 2007 yılında taşınmazı eşi ...' in ... ' dan satın aldığını, bunun için 2007 yılında altın senedi düzenlendiğini, taşınmazın devrinin hisseli olması nedeniyle gerçekleşmediğini, adres değişikliği yaptığını, köyde yaşadığını, postanın haftada bir geldiğini, muhtıranın eline ulaşmadığını belirterek ek kararın ve kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda davacının 3/20 hissesinin bulunduğu, üzerinde bodrum + zemin + 3 normal kat+ çatı katından oluşan bina bulunduğu, davalının binanın zemin kat sol taraftaki dairesini ailesi ile tasarruf ettiği, paylı mülkiyete tabii taşınmazda TMK’nın 691 inci maddesi uyarınca pay ve paydaş çoğunluğu olmadan yapılan kira sözleşmesinin geçerli olmadığı, davalının taşınmazı satın almak için bir miktar ödeme yaptığı savunmasının ise hapis hakkı çerçevesinde kendisine şahsi hak tanıdığı ve bunu ancak dava dışı paydaş ... 'ya karşı ileri sürebileceği, davalının taşınmazdaki kullanımının akdi veya kanuni dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı asil temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.

Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asil tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı asilin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.