HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2016 tarih 2016/307 No.lu iddianamesi ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçunu işledikleri iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (h) bentleri, 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemli kamu davası açılmıştır.
2.Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2016/275 Esas, 2017/207 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (h) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2016/275 Esas, 2017/207 Karar sayılı kararının sanıklar müdafiileri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2024 Esas, 2018/2131 Karar sayılı kararı ile;
''... iddianamede Sanıklardan ...'in nitelikli yağma eyleminin TCK.nın 37/1. maddesi delaletiyle TCK.nın 149/1-a-c-d-h maddesine muhalefet yönünde sevk maddelerinin gösterildiği, ilk derece mahkemesince bu sanığın nitelikli yağma eyleminde kurulan cezasında TCK.nın 38/1. maddesine atıf yapılmak suretiyle TCK.nın 149/1-a-c-d-h maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün kurulduğu,
CMK.nın 226/1. maddesinin bu sanığın suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulunmadıkça iddianamede kanuni unsurları gösteren suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkum edilmeyeceği düzenlenmiş olmasına, CMK.nın 226/2. maddesinde ise cezanın arttırılmasını gerektiren hallerin ilk defa duruşmada ortaya çıkması halinde haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkum edilemeyeceğinin emredilmiş olmasına ve keza CMK.nın 226/3. maddesi gereğince de; bu sanığa bu hallerde talebi üzerine ek savunma hakkı verileceğini ve bu sanığa bu hakkının hatırlatılması gerektiğini emrediyor olmasına göre,
İlk derece mahkemesince Sanık ... hakkında azmettirme hükümlerinin uygulanmış olması nedeniyle CMK.nın 147. maddesindeki haklarının yanında CMK.nın 226/1. maddesi gereğince ek savunma hakkının bulunduğunun, CMK.nın 226/3. maddesi gereğince ek savunma için süre talep hakkı bulunduğunun hatırlatılması gerektiği, bu hakları hatırlatılmadan alınan savunmanın yöntemince alınmış savunma olmadığı, bu durumun sanığın savunma hakkını kısıtlanmasından öte, nitelikli yağma suçu açısından savunma delilini bu sanığa yasal hakları hatırlatılmadan toplanmış olması nedeniyle hukuka aykırı elde edilmiş delil niteliğine dönüştürmüş olması, hükme esas alınan delillerden olan savunma delilinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olmasının ise kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu,
2-)Şikâyetçilerin zararının kovuşturma aşamasında giderildiğinin öne sürülmesi karşısında, şikayetçiden zararın hangi aşamada giderildiği sorularak sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekirken eksik araştırma ile zararın kovuşturma evresinde giderildiği kabul edilerek sanıkların cezalarından TCK.nun 168/2-3 madde ve fıkraları uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayin olunduğu,
Her ne kadar iş bu karardaki 2. maddeki bozma nedeni CMK.nın 289. maddesindeki kesin hukuki aykırılık nedenlerinden biri değil ise de ve istinaf mahkemelerinin CMK.nın 289. maddesinde belirtilen g ve h fıkraları hariç diğer fıkralardaki kesin hukuka aykırılık halleri ile sınırlı bozma kararı verebilmeleri mümkün ise de, bu durumun aynı dava dosyasında g ve h fıklaralı dışında kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin bulunmadığı durumlar için olduğu, istinaf mahkemesinin CMK.nın 289. maddesindeki g ve h fıkraları dışında kesin hukuka aykırılık hallerinden birinin varlığını tespit etmiş olması halinde bu bozma kararına ek olarak tespit ettiği ve CMK.nın 289. maddesinde yazılı olan g ve h fıkralarında kesin hukuka aykırılık halleri ile bu haller dışındaki hukuka aykırılık nedenleri ile de bozma kararı verebileceğinin tartışmasız olduğu, bu nedenle mezkur maddedeki bozma sebebinde bu yönden yasaya aykırılık bulunmadığı tereddütsüz görülmüş ve kabul bu şekil yapılmıştır...''
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucu Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2019 tarihli ve 2018/369 Esas, 2019/188 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un sanıklar ... ve Hamit için 38 inci maddesi delaletiyle; sanıklar ... ve ... için ise 37 nci maddesi deletiyle; 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (h) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/3839 Esas, 2020/792 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Bassavcılığınca tanzim olunan, 03.05.2022 tarihli ve 2020/59720 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanıklar ... ve ...'ın suça iştiraklerinin bulunmadığına, asıl fail olarak kabul edilemeyeceklerine, lehe hükümlerin uygulanması ve sanıkların lehine bozulması taleplerine İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mağdur ...’nin 2014 yılında sanık ...’dan senet karşılığı 7500,00 TL borç aldığı ve 3 ayrı senet düzenlendiği, mağdurun 27.000 TL para ödemesine rağmen senetleri geri alamadığı, sanık ...’in mağdurdan aldığı senetleri, sanık ...’e olan borcunu ödeyebilmek için Hamit ile birlikte sanık ...’a teslim ettiği, ...’ın ise senetleri sanıklar ... ve ...’ya verdiği, 30.03.2016 günü sanık ...’un mağdurun evine gelip ... adına geldiğini söyleyerek ve silahla tehdit ederek mağdur ...’den 11.500,00 TL para aldığı, sanığın 3.500,00 TL daha para istediği, mağdurların parayı denkleştirdikten sonra sanıklar ... ve ... ile buluştukları ve mağdurların burada 3500,00 TL’yi sanıklara verdiği, sanık ...’un her biri 5.000,00 TL değerinde 6 adet senedi Lütfiye’ye imzalattığının ilk derece mahkemesince maddi vakıa olarak kabul edildiği
anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, sanıklar ... ve ...’nun fikir ve eylem birliği içerisinde yağma suçunu işledikleri, sanıklar Ahmet, ... ve Hamit’in sanıklar ... ve ...’u azmettirdikleri kabul edilerek sanıklar hakkında Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen hükümler kurulduğu belirlenmiştir.
2.Mağdur ... 21.04.2016 günü suça konu senedin tahsilat günü olması nedeniyle sanık ...'un eşi olan mağdur ...'yi arayarak 5.000,00 TL parayı istediğini, sanığın Çorlu otogarında buluşmak istediğini soruşturmada görevli kolluk personeline bildirmesi üzerine sözleşilen yerde kolluk personelince tertibat alınması sonucu sanık ...'un buluşma yerine gelmesi üzerine yakalandığı, ayrıca sanığın ikametinde yapılan aramada suça konu ödeyecek kısmında ... yazılı 4.000,00 bedelli ve imzalı senedin ele geçirilmiş olduğuna dair 21.04.2016 tarihli olay yakalama ikamet ve araç arama tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır.
3.Tanık H.S.'nin anlatımının iddiayı doğrular mahiyette olduğu görülmüştür.
4.Sanık ...'nın evinde ve aracında yapılan aramada çok sayıda senet ve boş senet ele geçirildiği 21.04.2016 tarihli ikamet araç arama tutanağı içeriğinden anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
A.Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdurların soruşturma beyanları, tanık beyanı, 21.04.2016 tarihli olay yakalama ikamet ve araç arama tutanağı, sanıklar ... ve ...'ın müdafiili kolluk savunmaları karşısında, sanıkların eylemlerinin sabit olduğu anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, sanıklar arasındaki iştirak iradesine, lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin her bir sanık için suçun sübutunun tayinde yeterli olduğu anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B.Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanık Alaettin Baktaş'ın hüküm tarihinden sonra 01.09.2022 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanunu'nun 64 üncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
A.Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/3839 Esas, 2020/792 Karar sayılı kararında sanıklar ..., ..., ..., ... müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B.Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bentinde açıklanan nedenlerle sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/3839 Esas, 2020/792 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
07.02.2024 tarihinde karar verildi.