Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın dava dışı araç ile karıştığı kaza sonucu davacıların çocuğu olan...ın vefat ettiğini belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada her bir davacı yönünden ayrı ayrı 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 19.12.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.09.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı ... için 25.366,82 TL'ye, davacı ... için 18.514,03 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve görev itirazında bulunarak, davacılar vekilinin kendilerinden davacılar için 14.09.2006 tarihinde 4.224,42 TL tazminat alarak müvekkili şirketi kayıtsız, şartsız, geri dönülmez şekilde ibra ettiğini, olayda hatır taşımacılığı yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesine karşı verdiği itiraz dilekçesinde hak düşürücü süre itirazında bulunarak ibranamenin iptalinin ileri sürülebilmesinin 2 yıllık süre ile sınırlandırıldığını savunmuştur.

Mahkemenin 05.02.2015 tarihli ve 2013/171 Esas 2015/75 Karar sayılı kararıyla; meydana gelen kaza sonucu davacıların desteğinin hayatını kaybettiği, davalı ... şirketinin işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlenmesi nedeni ile davanın kabulü ile davacı ... için 18.514,03 TL, davacı ... için 25.366,82 TL maddi tazminatın 14.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiştir.

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.06.2018 tarihli ve 2015/12359 Esas, 2018/6206 Karar sayılı ilamıyla; "...Somut olayda; olay nedeniyle davalı tarafından davacıya poliçe hükümleri gereğince "destekten yoksun kalma tazminatı" olarak 14.09.2006 tarihinde 4.224,42 TL ödeme yapıldığı ve davacı vekili Avukat ... tarafından bu ödemeye ilişkin olarak ibraname imzalandığı anlaşılmaktadır. Eldeki davanın 26.07.2013 tarihinde açılmış olmasına göre, KTK'nın 111 inci maddesinin somut olayda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilerek hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2019/552 Esas, 2020/5667 Karar sayılı kararıyla davacılar vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa poliçe hükümleri gereğince destekten yoksun kalma tazminatı olarak 14.09.2006 günü ödeme yapılarak kayıtsız şartsız ibraname imzalandığı, davanın 26.07.2013 günü açıldığı, Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesi uyarınca iki yıl geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ibranamenin vekil aracılığı ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile imzalandığını, makbuz hükmünde olduğunu, ödeme yapılması gereken miktar ile yapılan ödeme arasında fahiş fark olduğunu, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden desteğin yakınlarının uğradığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 111 inci maddeleri.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.