Esastan ret

Taraflar arasındaki ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Kocaeli ili, Kartepe ilçesi, ... Köyü, ... Mevkii, 102 ada 2 ve 3 parsel numaralı taşınmazlarda hissedar olduğunu, davalı tarafından taşınmazdan pay satın alındığını, satış işlemlerinin 23.12.2020 tarihinde öğrenildiğini, pandemi münasebetiyle tapuda inceleme yapılamadığı için hangi tarihte devir yapıldığının bilinmediğini, davacı tarafça ön alım hakkının kullanılmak istendiğini belirterek taşınmazlarda davalı yana ait hisselerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescil edilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süreden davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazlardaki dava dışı üçüncü kişi olan Hatice Çetinkaya tarafından hisselerinin davalı ...'ye 15.05.2017 tarihinde satıldığı, eldeki davanın ise iki yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 30.12.2020 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının satışı 23.12.2020 tarihinde öğrendiğini, pandemi dönemine denk gelmesi nedeniyle davanın süresinde açılamadığını, bu dönemde tapuya giderek kayıtları görmesinin mümkün olmadığını, 4721 sayılı Kanunu'nun 733 üncü maddesinin Anayasadaki mülkiyet hakkına aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 733 üncü maddesi gereğince ön alım hakkının, satışın hak sahibine bildirdiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşeceği, tebliğ şerhi bulunmadığına göre hak düşürücü sürenin 15.05.2019 tarihinde dolduğu, söz konusu tarih itibarıyla davacının istinaf başvurusunda belirttiği salgına ilişkin yasakların henüz başlamadığı, neticeten 30.12.2020 tarihinde açılan davada 3 aylık ve 2 yıllık yasal sürelerin dolduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine

karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732 nci ve devamı maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 733 üncü maddesin son fıkrası uyarınca, ön alım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Yasal düzenleme uyarınca somut olayda, dava açma hakkının 15.05.2019 tarihinde son bulduğu, belirtilen tarihte ise covit salgınının olmadığı anlaşılmaktadır.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.