Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2009 tarihli ve 2009/846 Esas, 2009/1301 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 21.01.2010 tarihinde kesinleşmiştir.

2. Sanığın, Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2014 tarihli ve 2014/272 Esas, 2014/405 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 22.03.2014 tarihinde işlediği muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın 23.12.2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
3. ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/1796 Esas, 2015/1143 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suça konu belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığına ilişkindir.

1. 25.08.2008 tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulama sırasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen...'in kullandığı ...çekici plakalı... römork plakalı aracın durdurulduğu, bu araca ait motorlu araç trafik belgeleri incelendiğinde ise 04.02.2008 tarihinde yapılan muayene işleminin sahte olduğu tespit edilmiştir.

2. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık... savunmasında muayene işlemini sigorta işiyle ilgilenen sanık ...'e yaptırdığını beyan etmiştir.

3. Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.

4. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğünün 09.10.2008 tarihli raporunda inceleme konusu trafik belgelerindeki 04.02.2008 tarihli muayene işlemine ait soğuk mühür izinin sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.

5. Mahkemece, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 21.01.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 22.03.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. 25.08.2008 tarihli muhafaza altına alma tutanağında ...çekici ve... römork plaka sayılı araca ait trafik belgelerinde hologram bulunmadığının belirtildiğinin anlaşılması karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; muayene işleminin yapıldığı tarihte hologram yapıştırılması zorunluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılması, belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu dikkate alınarak, suça konu belge asılları duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliklerinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve denetime olanak sağlayacak şekilde belge asıllarının dosya içinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle hüküm kurulması,

2. Kabule göre de;
... suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesine göre, mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmünün uygulanacağı, her iddianamenin düzenlenmesine kadar işlenen suçların zincirleme biçimde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu, iddianameden sonra işlenenlerin ise hukuki kesinti nedeniyle ayrı suçu oluşturacağı gözetilerek; sanık hakkında muayene işlemlerinde yaptığı sahtecilik fiilleri nedeniyle çok sayıda kamu davası açılmış olduğunun UYAP sorgusundan anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması, sanığın fiillerinin her biri yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; sanık hakkında muayene sahteciliği nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davaların tespit edilmesi, dava dosyaları getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına yazılması, aynı fiiller nedeniyle açılmış dava veya verilmiş hüküm olup olmadığının belirlenmesi, farklı fiiller nedeniyle dava açılmasına rağmen aralarında zincirleme suç ilişkisinin bulunması halinde ise, mümkünse davaların birleştirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde kesinleşen hükümlerin kapsamı dışındaki suçlar nedeniyle ek ceza verilip verilmeyeceği de tartışılarak hüküm kurulması gerektiği dikkate alınmadan, eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması,

b. Araç muayenesinde sahtecilik suçlarında suç tarihinin, sahte araç muayenesi yapan kişi yönünden muayene işleminin yapıldığı tarih olduğu nazara alındığında; sanık yönünden suç tarihinin, sahte muayene işleminin yapıldığı "04.02.2008" tarihi olduğunun gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2015/1796 Esas, 2015/1143 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.11.2023 tarihinde karar verildi.