Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı 01.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; 09.09.1980 tarihinde gözaltına alındığını, gözaltında iken 12 Eylül ihtilalinin gerçekleştiğini, Yeni Çeltek THKP-C Devrimci Yol davasında ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, Öncesinde Askeri Mahkemenin hakkında idam kararı verdiğini, 2004 yılında Yargıtay'ın delil yetersizliğinden haklarında topluca beraat kararı verilmesini öngördüğünü, 1991 yılında tahliye olduğunu, o dönem çıkarılan bir yasa ile 10 yıl haksız tutuklu kaldığı sürelerin 7 yılının Sgk primine sayılarak emekliye ayrıldığını ancak haksız koruma tedbiri nedeniyle hem ailesinin hem de kendisinin maddi-manevi sıkıntıya düşürüldüğünü beyanla 10 yıllık haksız tutukluluk süresi için 1.000.000,00 TL Manevi tazminat ile Mahkeme hesaplanacak bir miktar maddi tazminata karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı, 14.12.2018 tarihinde sunduğu dilekçesi ile maddi tazminat talebini detaylandırıp aydınlatarak 09.09.1980 tarihinde gözaltına alınır iken 7.300 TL parasına el konulduğunu, beraat etmesine rağmen bu parasının iade edilmediğini oysa 1985 yılında 3. ... Sıkıyönetim Mahkemesinin bu paranın iadesine hükmettiğini, 38 yıl sene sonra bu paranın değer kaybettiğini, 10 yıl boyunca mahrum kaldığı gelir zararı ile birlikte bu paranın da faiziyle birlikte iadesini talep ettiğini bu çerçevede 1.000.000,00 TL de maddi tazminat talep ettiğini bildirmiştir.
2. Davalı vekili 02.11.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; talebin yasal süresinde yapılmadığını, davacının talep ettiği paranın müsadere edildiğini, karara bağlanmış bir talep hakkında dava açılamayacağını ve davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir.
3. Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2019 tarihli ve 2018/628 Esas, 2019/110 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2019/1026 Esas, 2019/1927 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
Davacının temyiz istemi; tutuklu kaldığı süreye ve elkonulan parasına dair tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Amasya Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde "... İlgili dosyaların tarihi itibariyle ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi ile yapılan müteaddit yazışmalar neticesinde Mahkemesince davacının üzerine atılı bir kişinin ölümü ve iki kişinin yaralanmasına dair iddialardan ötürü Erzincan Sıkıyönetim Mahkemesi'nin 1985/145 E-1985/66 K sayılı ilamı ile verilen beraat kararının Askeri Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 04.06.1991 tarih ve 1991/2-339 Esas-Karar sayılı İlamı ile onandığı görülmektedir. Bundan hariç ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1996/97 E - 1997/149 K sayılı ilamında; davacının toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası ve 6136 sayılı yasaya aykırılık iddiası bulunan eylemlerinden ötürü ise adam öldürme ve gasp eylemleri sabit olmadığından TCK'nın 146/3. Maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığı ve TCK 102/3 ve 104/2. Maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
... Somut olayda haksız tutuklama tarihleri 09.09.1980 – 02.08.1991 olduğuna göre eldeki dosya için 466 sayılı Yasa uygulanmalıdır.
466 sayılı Kanun hükümlerine göre tazminat davalarının süresinde açılıp açılmadığına ilişkin uyuşmazlıklar Ceza Genel Kurulunun gündemine defalarca gelmiş ve istikrarlı bir şekilde, kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen üç aylık dava açma süresinin, 21.04.1975 gün ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davacı hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan ceza davasının kesinleştiğinin tebliği veya bu kesinleşmenin öğrenilmesinden itibaren başladığı kabul edilmiştir. Fakat sözü edilen dosyalarda 466 sayılı Kanun hükümlerine göre açılacak tazminat davaları için 2. maddede belirtilen üç aylık sürenin dışında esas alınacak azami bir sürenin olup olmadığı tartışılmamıştır. Nitekim Ceza Genel Kurulu'nun 06.05.2014 gün ve 141-229 ve 06.05.2014 gün ve 122-231 sayılı kararlarında da beraat hükmünün kesinleştiğinin tebliğinden veya öğrenilmesinden itibaren 3 ay ve her halde kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde açılmayan tazminat davasının süresinde açılmadığının kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Somut Olayda; sanık hakkında verilen beraat kararının 4.6.1991 tarihli askeri yargıtay ilamıyla onanmakla kesinleştiği, 765 sayılı TCK 146/3 kapsamında kalan eylemleriyle ilgili ise bozma üzerine yapılan yargılamada zaman aşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına 6.10.1997 tarihinde karar verildiği, Yargıtay CGK kararlarına göre 10 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği anlaşılmakla açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
1. Tazminat talebinin dayanağı olan ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1996/97 Esas - 1997/149 Karar sayılı ve Erzincan Sıkıyönetim Mahkemesi'nin 1985/145 Esas - 1985/66 Karar sayılı ceza dosyaları kapsamında, davacının adam öldürme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından dolayı 09.09.1980 - 31.07.1991 tarihleri arasında 3977 gün tutuklu kaldığı ve ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1996/97 Esas - 1997/149 Karar sayılı dosyasında 7.300 TL parasına elkonulduğu, yapılan yargılama sonunda Erzincan Sıkıyönetim Mahkemesi'nin 1985/145 Esas - 1985/66 Karar sayılı dosyasında adam öldürme suçundan beraatine hükmedildiği, bu kararın 04.06.1991 tarihinde kesinleştiği, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1996/97 Esas - 1997/149 Karar sayılı dosyasında ise eyleminin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 146 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kaldığı gerekçesi ile zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, bu kararın ise 24.09.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama ve elkoyma tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'a tabi olduğu ve yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı anlaşılmıştır.
2. İlk Derece Mahkemesince davanın süresinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup, Erzincan Sıkıyönetim Mahkemesi'nin 1985/145 Esas - 1985/66 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında verilen ve 04.06.1991 tarihinde kesinleşen beraat kararı bakımından davanın süreden reddi kararı doğru olmakla birlikte, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1996/97 Esas - 1997/149 Karar sayılı dosyada verilen davanın ortadan kaldırılması kararının 24.09.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, davanın süresinde olduğu ancak 466 sayılı Kanun'da zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılması halinde tazminata hak kazanılamayacağı ve elkoymaya ilişkin tazminat talep edilemeyeceği gözetildiğinde, davanın bu bakımdan reddine karar verilmesi gerekirken süreden reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş ancak sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve davacının temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.12.2019 tarihli ve 2019/1026 Esas, 2019/1927 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Amasya Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.