Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili; vekil edeninin...Köyü 604,600,605,725,602,603,601 parsel sayılı taşınmazlarda muris ...’ın mirasçısı olarak payının bulunduğunu, davalıların tüm bu taşınmazları uzun yıllardır kullandıklarını ve gelirinden vekil edenine herhangi bir pay vermediklerini belirterek ecrimisil talebinde bulunmuştur.
Davalılar; davaya konu taşınmazlarda bulunan fındık ürünü için ecrimisil talep edildiğini, bu taşınmazlarda kendilerinden başka dokuz kardeşin daha hissedar olduğunu, taşınmazlarda davacının hissesini ve dava dışı diğer kardeşlerin hisselerini de asla toplamadıklarını belirterek açılan davanın reddine savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Kural olarak paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi için, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak istediğini davalı paydaşa bildirmesi gerekir. İntifadan men, dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir ve yemin dahil her türlü delil ile ispatlanır.
Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olayda; taşınmazların niteliği gereği intifadan men koşulunun gerçekleşmesine gerek yok ise de; paydaşın payına karşılık her parsel yönünden kullanabileceği bir kısım yerin olup olmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Öte yandan; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına karşılık ecrimisil isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.
Kural olarak ecrimisile hükmedilmesi için taşınmazda haksız işgalci oldukları iddia edilen davalıların taşınmazda işgalci olduklarının ve bu işgalin de kötüniyetli olduğunun ispatı gerekir. Davacı tarafın davasının ispatı için sunduğu delilleri arasında tanık delilinin de bulunduğu ancak mahkemece davacı tarafa tanık listesini sunmak üzere süre ve imkan verilmeden ve tanıkları dinlemeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle iken davacı tarafa tanık listesi sunmak üzere süre ve imkan verilmesi, sonrasında yeniden taşınmazlar başında keşif yapılması, tanıkların taşınmaz başlarında dinlenmeleri iddia ve savunma çerçevesinde toplanmış ve toplanacak diğer deliller de nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.