Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ezine Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli ve 2016/197 Esas, 2018/204 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez bir kısım davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili; dava konusu taşınmazın taraflara murislerinden intikal ettiğini, taşınmaz üzerindeki muhdesatlardan olan evin kaba inşaatının vekil edeni ve muris tarafından birlikte yapıldığını, depo ve ek odanın ise yalnızca vekil edeni tarafından inşa edildiğini bildirerek taşınmaz üzerindeki muhdesatların vekil edeni tarafından meydana getirildiğinin tespitine, eğer bu kabul görmez ise faydalı masrafların tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Kadriye, ... ve ...; muhdesatların muris tarafından meydana getirildiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı ...; usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince davacının 2280 parsel nolu taşınmaza 32.061 TL faydalı masrafta bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş olup, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesince davacı tarafın istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına 2280 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1 adet 35 yaşlarında ceviz ağacı, 1 adet 10 yaşlarında zeytin ağacı, 2 adet 10 yaşlarında ayva ağaçları ile bilirkişi ...’nin 05.12.2017 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen ev ve depodan ibaret muhdesatın davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş; davalı ..., ... ve ... vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti terditli olarak ise taşınmaza yapılan faydalı masrafların tespiti istemine ilişkindir.

1. Bilindiği üzere; bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK mad.684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK mad.718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK mad.722,724 ve 729), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davaları, kendine özgü davalardan olup, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir.
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında; taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Bahsedilen hukuki yarar davanın sonuna kadar varlığını korumalıdır.
Somut olayda taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası olması sebebi ile davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarından da dava konusu edilen muhdesatlardan deponun davacı tarafından meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple bir kısım davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre yerinde görülmemiştir.

2. Taşınmaz üzerine daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Bu işler için harcanan giderler de muhdesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir.
İyileştirici nitelikteki giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK'nin 77 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez.
Açıklanan ilke kapsamında tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan evin bakımı için yapılan masrafların ve eklentilerinin kendisi tarafından yapıldığını belirterek tespitini talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince evin bakım ve onarım işleri ve ilave odanın davacı tarafından yaptırıldığı kabulü ile bu muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verildiği görülmüş, yargılama aşamasında dinlenen taraf tanıkları ve mahalli bilirkişilerin anlatımlarından evin davacı ve tarafların murisi tarafından birlikte inşa edildiği belirlenmiştir.
O halde, davacı tarafından taşınmaz üzerine daha önce mevcut bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmadığından, davacının eve ve ilave odaya yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.

3. Bir kısım davalılar vekilinin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilen ağaçlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; dosya kapsamında dinlenilen tanıklara ağaçların kim tarafından meydana getirildiği hususu sorulmamış ve bu husus yeterince açıklığa kavuşturulmamış olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince ağaçlar yönünden kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, dava konusu edilen ağaçlara yönelik yeniden tanık beyanına başvurulması gerektiğinden hükmün bu yönü ile de bozulması gerekmiştir.

4. Kabule göre de; terditli talep olan faydalı masraflara yönelik tespit istemi yönünden, davacının bu masraflara yönelik eda nitelikli alacak davası açma hakkı da mevcut iken önceden bu masrafların giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı yoktur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları (2) ve (3) nolu bentte açıklanan sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK'nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.