B O Z M A Ü Z E R İ N E
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
30.05.2017 tarihli bozma üzerine ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2017/537 Esas, 2018/575 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca üç kez 10 ay hapis ve 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; bozma sonrası sanığın sorgusu yapılmadan mahkumiyet kararı verilmesinin savunma hakkını kısıtladığına ilişkindir.
Sanığın katılanlardan, kendisine ait forex hesabında değerlendirmek üzere para aldığı, her biriyle elde edilen kazançtan ödemek üzere belli bir miktarda anlaştığı, ilk aylar ödediği ancak daha sonra ödemeyi kestiği bu şekilde menfaat temin ettiği; üzerine atılı dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı, katılanların aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımı, sanığın savunmaları uyarınca eylemin sabit olduğu kabul edilerek sanığın dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu anlaşılmıştır.
1. Bozma sonrası yapılan yargılamada sanık ve müdafiine duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya katılmadıklarının anlaşıldığı, bozma sonrası kurulan hükmün bozma öncesi kurulan hükümle aynı olup 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun tebligata rağmen duruşmaya gelmeyen sanık ve müdafiinin yokluğunda karar verilmesinde bir hukuka aykırılık olmadığından sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2017/537 Esas, 2018/575 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdaafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.