Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2017/784 Esas, 2017/85 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı birleşen dosyada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez taraf vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili; 5 nolu bağımsız bölümün vekil edenlerinin murisi 1 nolu bağımsız bölümün ise davalıların murisi adına kayıtlı olduğunu ancak; davalıların 5 nolu bağımsız bölümü kiraya vermek suretiyle işgal ettiğini bildirerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı- davada karşı davacı vekili; 1 nolu bağımsız bölümde davalıların haksız işgalci olduğunu bildirerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davada davacı-karşı davada davalılara ait 5 nolu bağımsız bölüme davalı-karşı davacıların yaptığı elatmanın önlenmesine, 29.585,65 TL ecrimisilin davalı-karşı davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek tapu maliki ...'a ait mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı-karşı davalılara verilmesine; birleşen davada davalı-karşı davacılara ait 1 nolu bağımsız bölüme davacı-karşı davalılarca yapılan el atmanın önlenmesine, 23.247,37 TL ecrimisilin davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek tapu maliki ...'ya ait mirasçılık belgesindeki paylar oranında davalı-karşı davacılara verilmesine, karar verilmiş olup; davacı-karşı davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine İstanbul BAM 1.Hukuk Dairesince Kartal 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/55-2010/542 E. K. Sayılı kararının kesinleşme tarihi 30/01/2012 olup asıl ve birleşen davalar yönünden 30.01.2012 tarihinden önceki kullanımın kötüniyetli kullanım olarak kabul edilemeyeceği, her iki tarafın da bu tarihten sonraki kullanımlarının haksız işgal olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumda asıl davada kayıt malikleri tarafından açılan elatmanın önlenmesi isteğinin, davalıların taşınmaza haksız olarak elattıkları sabit olmakla kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, 30.01.2012-23.10.2012 tarihleri arası dönem için davalı taraftan ecrimisil talep edebilecekleri; birleşen dava yönünden de birleşen davada davalıların hakimiyeti altında olduğu anlaşılan 1 nolu bağımsız bölümle ilgili elatmanın önlenmesi kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, 30.01.2012 tarihi ile birleşen dava tarihi olan 02.07.2013 arası ecrimisil talep edilebileceği, 07.03.2016 tarihli bilirkişi raporu yöntemine uygun olup asıl dava yönünden davacıların talep edebilecekleri ecrimisil miktarı 5.134,98 TL olmakla birlikte istinafa gelenin sıfatı gözetildiğinde hükümde aleyhe değişiklik yapılamayacağı; birleşen dava yönünden, birleşen davanın davacılarının talep edebilecekleri ecrimisil tutarı 8.183,02 TL olup hükmün bu yönden düzeltilmesi gerektiği, hal böyle olunca; asıl davada davacı tarafın istinaf itirazlarının HMK'nin 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davada davalılar aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının kabulü ile 5 nolu bağımsız bölüme davalıların elatmanın önlenmesine, asıl davada davalılar aleyhine açılan ecrimisil davasının kabulü ile 29.585,65 TL ecrimisilin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek tapu maliki ...'a ait mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılara verilmesine, Birleşen davada davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının kabulü ile 1 nolu bağımsız bölüme davalıların el atmanın önlenmesine, Birleşen davada davacılar tarafından davalılar aleyhine yöneltilen ecrimisil davasının kabulü ile toplam 8.183,02 TL ecrimisilin davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiş;taraf vekilleri tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalar; elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
1.Asıl davada davacı-karşı davada davalı ve davalı-karşı davada davacı vekillerinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre yerinde görülmemiştir.
2.Birleşen davada; davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davada davacı vekillerinin asıl davaya yönelik aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre yerinde görülmemiştir.
3. Birleşen davaya yönelik; davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Tarafların murisleri arasında tapudaki bağımsız bölüm numaralarının yanlış olduğuna ilişkin Kartal 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007-55 Esas sayılı dosyası ile dava görülmüş, bu dava ret ile sonuçlanarak kesinleşmiştir. Davalı-karşı davacılar anılan Mahkeme hükmüne rağmen halen davacı-karşı davalılara ait 5 nolu bağımsız bölümü kullanmaya devam etmektedir. Bu husus keşfen sabit ve Mahkemenin de kabulündedir. Ancak davalı-karşı davacılara ait 1 nolu bağımsız bölümün davacı-karşı davalıların kullanımında olduğu kanıtlanamamıştır. Şöyle ki; Mahkemece 12.02.2016 tarihinde icra edilen keşifte 1 nolu bağımsız bölümün kapısının kapalı olduğu, demir çubuk ile ittirilince kapının açıldığı' gözlenmiş; yine yargılama esnasında dinlenen davalı-karşı davacı tanığı Hamdi dava konusu 1 nolu bağımsız bölümü 2009 yılına kadar kullandığını, kiralarını davacı-karşı davalıların murisi ...'a ödediğini beyan etmiş; bu tarihten sonrası için davacı-karşı davalıların kullanımını kanıtlayan bir delil davalı-karşı davacılılarca sunulmamıştır.
Bundan ayrı; her ne kadar İstanbul BAM 1.Hukuk Dairesince taraflar arasındaki tapu iptal tescil kararının kesinleşme tarihine kadar olan kullanım iyi niyetli kabul edilerek bu tarihten sonra başlanmak üzere ecrimisile hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; tapu iptali ve tescil isteminin ret ile sonuçlandığı da gözetildiğinde tarafların anılan kararın kesinleşme tarihinden öncesine ilişkin de ecrimisil talep haklarının bulunduğunun kabulü gerekir.
Açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemece yapılması gereken, davacı- birleşen dosyada davalıların 1 nolu bağımsız bölüme yönelik 2009 yılından sonrasına ilişkin bir elatmasının kanıtlanamaması sebebiyle birleşen davada elatmanın önlenmesi isteminin reddine; ecrimisil istemi yönünden ise tanık Hamdi'nin yeniden beyanına başvurularak 2009 yılındaki kullanımının hangi tarihe kadar olduğu belirlendikten sonra 02.07.2008 tarihinden belirlenecek tarihe kadar hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi iken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddine, birleşen davaya yönelik davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı vekillerinin temyiz itirazlarının (3) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ve sair temyiz itirazlarının (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle reddi ile HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.