Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ve reddine ilişkin kararına karşı davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacılar vekilinin birleşen dosyaya yönelik istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili asıl ve birleşen dosyada, taşkın inşaat nedeniyle elatmanın önlenmesine, taşkın kısmın kal’ine, taşan kısım nedeniyle davalı tarafından elde edilen haksız kazanç nedeniyle tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyada elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin kabulüne, tazminat taleplerinin reddine dair verilen karara karşı davacılar ve davalı şirket vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirket vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen dosyada elatmanın önlenmesi ve kal taleplerinin, ecrimisil taleplerinin kabulüne karar verilmiş; karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiş, temyizden sonra davacılar vekili tarafından ibraz edilen 17.01.2019 üst yazı tarihli dilekçe ile “Sulh ve İbra Protokolü” başlıklı belge ile tarafların sulh oldukları bildirilmiştir.
Asıl ve birleşen dosyada dava, taşkın inşaat nedeniyle elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Sulh, HMK'nin 315. maddesi gereği ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Sulh hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, 6100 sayılı HMK'nin 7251 sayılı Kanun ile değişik 314. maddesine göre taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir. Sulh dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.
Bu durumda, temyiz aşamasında davacılar vekili tarafından verilen dilekçe ile taraflar arasında sulh protokolünün akdedildiğinin iddia edilmesi karşısında sulh hakkında karar verme yetkisi, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılarak esas hakkında son kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine ait bulunduğundan, temyiz incelemesi yapılmaksızın, vekillerin sulh yetkileri de değerlendirilerek sulh hususunda ek karar verilmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın yukarıda açıklanan doğrultuda sulhe yönelik ek karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.