Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı arsa sahipleri ile yine dava dışı yüklenici ... Turizm Eğitim ve Yatırım Tic. San.Ltd Şti. arasında 20.03.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, daha sonra müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan hak ve alacaklarla birlikte taşınmazı arsa sahiplerinden devralarak sözleşmenin tarafı haline geldiğini, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 E., 2012/446 K. sayılı ilamı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, daha sonra müvekkilinin inşaatın tamamlanması için 26.06.2014 tarihinde ... ... İnşaat ile sözleşme imzaladığını, ilk yüklenici ... Turizm Eğitim ve Yatırım Tic. San.Ltd Şti.’ye avans niteliğinde verilen ve davalıya satılan 1007 ada 10 parsel 2. Blok A Giriş 22 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek ve iyi niyetli olarak bedelini peşin ödemek suretiyle tapudan satın ve devir aldığını, müvekkilinin söz konusu taşınmazı yüklenici firmadan almadığını, tapu işlemleri aşamasında bedeli peşin ödendiğini, ana taşınmazın inşaat firması tarafından satın alındığının belirtildiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bildirilmediğini, tapuda herhangi bir şerh bulunmadan tapu siciline güvenen iyiniyetli kişi olarak satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmaz iktisabının geçerli bir hukuki sebep ve tescile bağlı, dolayısıyla taşınmaz iktisabının illi bir tasarruf işlemi olduğunu, bir hakkın iktisabında iyi niyetin arandığı hallerde asıl olanın iyi niyetin varlığı olup, aksinin ispatının iddia edende olduğu, davalının, davacının malik olarak dava dışı yüklenici ile yapmış olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca bağımsız bölümü devraldığı, daha sonra söz konusu sözleşmenin geriye etkili olarak feshedildiği, dolayısıyla davalının iktisabının geçerli bir hukuki dayanaktan yoksun hale düştüğü, yüklenici tarafından yapılan devirlerin avans mahiyetinde olduğu, hukuki ve geçerli bir iktisap bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı kooperatif ile dava dışı yüklenici firma arasında yapıldığı ileri sürülen sözleşmesinin sicile şerh edilmediğini, sözleşmenin iyi niyetli üçüncü şahıslara halefiyet yoluyla dahi olsa tesir etmesinin hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin sözde peşinen devir ve sicilde tescil edilen taşınmazın avans ödemesi sayılacağına ilişkin gerekçesine hukuken bir anlam yüklenemeyeceğini, çünkü kooperatif ile yüklenici arasındaki hisse devrinin "avans" olarak vasıflandırılmasının, bunun da üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olabilmesi için, tapuya şerh edilmesinin zorunlu olduğunu, davalı müvekkili tarafından tapu sicil kaydına inanılarak ve güvenilerek tapudan devir ve tescil ile alınan taşınmaz üzerinde müvekkilinin aynı mülkiyet hakkı doğduğunu, kabul manasına gelmemek üzere, davacı kooperatifin sözde avans olarak tapu sicilinde devir ve tescil ettiği taşınmaz mülkiyeti karşılığında, yüklenicinin edimini ifa etmemesi veya temerrütü sonucunda sadece ve sadece şahsi talep hakkı söz konusu olduğunu, sözleşme taraflarının her ikisi de tacir oldukları halde, aralarında böyle bir vasıflandırma yapmadıklarını, TMK’nın 1023. maddesine güvenerek yükleniciden devir ile hak sahibi olan iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımlarının korunması gerektiğini, davacı kooperatifin husumet ehliyetinin dava şartı olduğunu, bu hususun tartışılmadığını, dava konusu taşınmazın üzerinde kat irtifakı kurulduktan sonra devir tescil edildiğini, bu bağlamda ödeme defi, savunma ve itirazlarının hükümde tartışılmadığını, dava dosyası kapsamı ile sabit olduğu üzere, dava dışı yüklenicinin gerçekleştirdiği imalat bedellerinin hesap ve mahsup edilmediğini, kararda hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı arsa maliki ile dava dışı yüklenici ... Ltd. Şti arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmiş olmasına rağmen fesihten sonrada davacı arsa maliki tarafından yükleniciye bağımsız bölüm devrinin yapıldığını, aralarındaki ilişkinin feshe rağmen devam ettiğine ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı, arsa sahiplerinin sözleşmenin geriye etkili şekilde feshi halinde yükleniciye avans olarak verilen ve 3. kişilere devrettiği arsa paylarının iadesini isteyebileceği, yükleniciden temlik alan 3. kişilerin iyi niyet iddialarının dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 355 ve devamı maddeleri
1. Daha önce Dairemizce denetimden geçmiş benzer nitelikteki dosyalarda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/362 E., 2012/446 K. sayılı ilamıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine karar verilmesine rağmen dava dışı yüklenicinin inşaatın yapımına devam ettiği, fesihten sonra da arsa maliki davacı tarafından dava dışı yükleniciye bağımsız bölüm devrinin yapıldığı, feshin muvazaalı olduğu iddia edilmiştir.
Bu durumda, anılan iddialar araştırılarak davacı arsa maliki ile dava dışı yüklenici arasında kesinleşen fesih kararına rağmen sözleşme ilişkisinin ve işin yapımının fiilen devam edip etmediği,inşaatın dava dışı yüklenici ... Ltd.Şti. tarafından tamamlanıp tamamlanmadığı hususları incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1. (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
taraflarca getirilme ilkesine tabi bir davadır. Uyuşmazlığın da tarafların getirdiği vakıalara (iddia ve savunma sebeplerine) göre incelenmesi, tarafların getirdiği delillerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gereklidir. Başka dosyada ileri sürülen ancak bu dosyada ileri sürülmeyen vakıaların ve başka dosyada bildirilip bu dosyada bildirilmeyen delillerin mahkemece bu dosyada incelenip değerlendirilmesi usulen mümkün değildir.
Diğer yandan iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başladıktan sonra yeni vakıalara ve delillere dayanılamayacağı gibi delillerin de belli süreler içinde gösterilmesi gerekir. İstinaf veya temyiz aşamasında da yeni vakıalara ve delillere dayanılamaz.
Temyizen incelenen karar, belirtilen bu hususlara, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.
Belirttiğim nedenlerle temyiz itirazları reddedilerek kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.