Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2018 tarihli ve 2017/271 Esas, 2018/108 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.05.2018 tarihli ve 2018/1085 Esas, 2018/1267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
C. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 12.11.2018 tarihli ve 2018/4675 Esas, 2018/7914 Karar sayılı kararı ile;
''Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında 23.03.2017 tarihinde işlediği suçtan dolayı 23.05.2017 tarihli iddianameyle temyiz konusu bu davanın açıldığı; UYAP üzerinden yapılan incelemede, sanık hakkında 27.04.2017 ve 29.04.2017 tarihlerinde işlediği ileri sürülen "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu nedeniyle ise 24.05.2018 tarihli iddianame ile Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dava açıldığı anlaşıldığından, sanık hakkındaki bu dava derdest ise davaların birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyanın bu dosya içine konulması, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek; bu fiillerin ayrı suçlar olup olmadığının ya da sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,''
Nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2019 tarihli ve 2019/4 Esas, 2019/184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci
maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
E. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 14.10.2019 tarihli ve 2019/2536 Esas, 2019/2200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan, re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
F. Söz konusu kararın sanık müdafileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 31.03.2022 tarihli ve 2020/2108 Esas, 2022/4113 Karar sayılı kararı ile;
''Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, 26.08.2016 ve 23.03.2017 tarihli eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği, sanığın üzerine atılı 21.08.2017 tarihli eylem nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/333 esasına kayıtlı davanın bozma sonrası tespit edilmesi nedeniyle sanığın üzerine atılı 27.04.2017 ve 29.04.2017 tarihli eylemlerinin maddi gerçeğin tespiti açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1. Dosya kapsamına ve UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanık hakkında 21.08.2017 tarihinde işlediği iddia edilen "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu nedeniyle 04.05.2018 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davası üzerine Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16.05.2018 tarih ve 2018/333 Esas, 2018/353 Karar sayılı kararıyla TCK’nın 188/3, 192/3,62 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 4.160,00 TL adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmış olup; mezkur dava dosyasının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılarak kesinleşmemiş ise birleştirilmesi, kesinleşmiş ise mezkur dava dosyasının celp edilerek bu dosya içine konması ve incelenmesi, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerin tek suç, ayrı suçlar ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, belirtilen suçların zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya
hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2. Kabule göre; TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,''
Nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
G. Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2022/297 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanığın kullanıcı olduğuna,
2. Sanığın ikrarının 5271 sayılı Kanun'un 148 inci maddesine aykırı olması nedeniyle delil niteliğinin bulunmadığına ve hükme esas alınamayacağına ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın 26.08.2016,23.03.2017,27.04.2017 ve 29.04.2017 tarihlerinde üzerinde uyuşturucu madde ile yakalandığı, ele geçen uyuşturucu maddelerin farklı türde, kullanım sınırının üzerinde ve satışa hazır vaziyette olduğu, ayrıca 23.03.2017 tarihli olayda suçunu ikrar ettiği de dikkate alındığında, sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği; Yargıtay bozma ilamından sonra Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/333 Esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden incelendiği, hukuki ve fiili kesintinin oluşması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı ve eylemlerin ayrı suç oluşturduğu anlaşılmıştır.
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “26.08.2016,23.03.2017,27.04.2017,29.04.2017” olarak
yazılması gerekirken “26/08/2016” şeklinde eksik ve yanlış gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanığın zincirleme suç kapsamında dört eyleminin sabit olduğu nazara alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereğince cezasından 1/4'ten daha fazla oranda artırım yapılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmamasından dolayı bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkemenin; suçun vasfına ve sübutuna, delillerin takdir ve tayinine ilişkin tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak eleştiri dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2022 tarihli ve 2022/297 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2024 tarihinde karar verildi.