İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.07.2019 ... ve 2019/66 Esas ve 2019/186 sayılı kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan, CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 09.07.2020 ... ve 2019/2425 Esas 2020/1319 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.02.022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle;: İzmir 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 03.04.2018 tarihli "Mektup Okuma Komisyonu Tutanağı" düzenlediği ve içeriği itibari ile; İzmir 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanık ...'ın, Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan ...'a göndermek üzere yazdığı mektup içeriğinde; "....kürtler zalime zulme kan emiciye karşı bir direniş diriliş ve özgürlük günü olan ...'u Efrin'de devam etmekte olan çağın direnişinin ruhu ile karşıladı. Nevrozdan birkaç ... önce işgalci Türk ordusu ve Daiş el kaide gibi çok sayıda suç dosyası BM'de bulunan diğer çete grupları ile Efrin şehir merkezini katliam talan ve yıkımla işgal etti. İşgalci Türk Ordusu ve çeteleri Efrin işgal edildiğinde ilk yaptıkları iş nevroz ve yaratıcısı ...'nın heykeline saldırmak oldu. ...'nın heykeline saldırmak hele hele Nevroz arifesinde direniş, diriliş ve özgürlük için mücadele ve talepleri saldırı demekti. Bu aslında 2618 yıl önce zalim Dehak'a karşı verilen mücadele sonucu kazanılan ve günümüze dek hiçbir zaman sönmeyen Nevroz ateşi ile devam eden özgürlük mücadelesini darbelemekti, sembolü hedef almaktı, onun yarttığı zihniyet yok edilmez. Efrin merkezdeki demirci ve devrimci Kawa heykeline saldırı yapıldıktan kısa süre sonra işgalci ordu ve çetelerine şehir merkezinde önce büyük bir darbe vuruldu, vurulan darbede 48 işgalci ordu ve çetesi öldrüldü. Aynı akşam Efrin'in Bilbile ilçesine bağlı köylerde işgalci ordu ve çetelerine bağlı zırhlı araçlar hedef alınarak ikinci darbe vuruldu...işgalci türk devleti ve yağmadan başka bir şey düşünmeyen çeteleri ...- Ayrıca mektubun bir çok yerinde "işgalci türk ordusu'' şeklinde ibarelerin yer aldığı tespit edilmiştir. İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.07.2019 tarih, 2019/66 Esas no ve 2019/186 Karar no sayılı kararı ile sanık ... hakkında Terör Örgütü Propagandası yapmak suçundan beraat kararı verilmiş, Sanık ...'ın, eylem varlığının tespiti ve delillendirilmesi ile; eylem ve eylem faili irtibatının sağlandığı; Sanık ...'ın silahlı terör örgütlerinin propagandasını yapmak suçunun kanuni suç tipine uygun eylem varlığının mevcut olduğu, 3713 sayılı Kanun'un 7/2 nci maddesi, düzenlemesinde: "aleniyet unsurunun" mevcut bulunmadığı ve aranmadığı, bu yönde ceza evinde hükümlü olarak bulunan sanığın, yazdığı ve muhatabına ulaşmadan cezaevi idaresi tarafından değerlendirmeye alınan mektubu içeriği itibariyle terör örgütünün propagandası niteliğinde olduğu kanaati ile PKK/KCK terör örgütünü öven, yapmış olduğu eylemleri destekleyen her türlü paylaşımın örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek olduğu gözetildiğinde sanığın eyleminin propaganda yapar nitelikte olduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği kanaati ile temyiz isteminin kabulüne ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca üzerine atılı terör örgütü propagandası yapma suçundan beraatine yönelik hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Terör örgütü propagandası yapma suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır:
a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.)
b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde;
1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması,
2. Slogan atılması,
3. Ses cihazları ile yayın yapılması,
4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.”.
Tarihi seyir içinde Kanun’un 12.04.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.02.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanun ile ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur.
Madde gerekçesinde her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir.
Aynı madde de, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanun ile yeniden değişiklik yapılarak propagandanın “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir.
Madde gerekçesinde örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir.
18.07.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanun ile anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma” suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir.
Madde de 11.04.2013 tarih, 6459 sayılı Kanun ile suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır.
Bilahare 27.03.2015 tarih, 6638 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye üçüncü fıkra eklenmiştir.
Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi ile de 7 nci maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır.
TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir.
3713 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için; “propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, yapılan propagandanın; terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek şekilde veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın iddianameye konu Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Ceza İnfaz Kurumunda bulunan Tacettin Turan'a göndermek üzere yazdığı mektubun tek başına kitleleri etkileyecek nitelikte olmadığı ve doğrudan terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmadığından atılı suçtan beraat verilmesinde bir hata bulunmaması karşısında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 09.07.2020 ... ve 2019/2425 Esas 2020/1319 sayılı kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2024 tarihinde karar verildi.