Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine 30.11.2021 tarihinde tebliğinin ardından 01.12.2021 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 2.911,441,01 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile maddi tazminat talebinin reddi ile 20.000 TL manevi tazminatın 18.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; hükmün "19.245,86 TL" maddi ve "45.000 TL" manevi tazminat olarak ve faiz başlangıcı ve vekalet ücretinin düzeltilmesi sureti ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin hükmün davalı yönünden kesin olması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyiz istemi yönünden ise temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; maddi tazminat hesabının davacının tutuklandığı tarihteki mesleği ve geliri üzerinden yapılması gerektiğine, maddi tazminat miktarının hatalı ve eksik hesaplandığına, faiz başlangıcının yanlış belirlendiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğuna, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkindir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/134 Esas 2018/147 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 16.07.2016-14.11.2017 tarihleri arasında 486 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 19.03.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmün "19.245,86 TL" maddi ve "45.000 TL" manevi tazminat olarak değiştirilmesi, tazminatlara uygulanan faiz başlangıç tarihlerinin ve vekalet ücretinin düzeltilmesi sureti ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kendisine 30.11.2021 tarihinde tebliğinin ardından 01.12.2021 tarihinde süresinde verdiği dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki davalı yönünden temyiz isteminin reddi gerektiğine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin maddi tazminat hesabının davacının tutuklandığı tarihteki mesleği ve geliri üzerinden yapılması gerektiğine, vekalet ücretine ilişkin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

1.Davacının kamu görevinden 24.08.2016 tarihinde ihraç edildiği ancak; davacının, en son Temmuz 2016 ayı maaşını aldığını, bu maaşının yarısını dava dilekçesi ekinde sunduğu Batman Cumhuriyet Başsavcılığı İdari İşler Müdürlüğü tarafından düzenlenen onaysız ve fotokopi olarak sunduğu borç bildirim belgesine göre iade ettiğini, Ağustos ayı maaşının da verilmediğini beyan ettiği, Dairemizce temyiz incelemesinde UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada; SGK Hizmet Döküm Belgesine göre davacının 2016 yılı Ağustos ayı maaş dönemine ilişkin prime esas 8 gün ve prim miktarının "0" olarak gösterildiği anlaşılmakla; davacıya 2016 yılı Ağustos ayı maaşının ödenip ödenmediği hususunda araştırma yapılarak; ödeme yapılmadığının tespiti halinde; davacının en son Temmuz 2016 maaşını aldığı gözetilerek 15.08.2016 ile tahliye edildiği 14.11.2017 arasındaki tutukluluk dönemi için maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi ve faiz başlangıcının zararın doğum tarihi olan 15.08.2016 tarihinden başlatılması gerektiğinin gözetilmeyerek eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı ve tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2 nci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.02.2024 tarihinde karar verildi.