İstinaf başvurusunun esastan reddi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2019/73 Esas, 2019/451 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 168 inci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2020/320 Esas, 2020/1343 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Hukuki nitelendirme hatası ile yağma olarak nitelendirildiğine, eylemin dolandırıcılık olduğuna,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. İlk Derece Mahkemesince, " Sanığın müştekiyi bankamatiğe götürüp parasını aldıktan sonra kaçtığını ikrar ettiği, fakat sadece dolandırıcılık kastının olduğunu, yağma kastının bulunmadığını savunduğu; müştekinin ise istikrarlı bir biçimde tüm ifadelerinde sanığın cebindeki 3.000 TL'yi rızası olmadan, zorla, tehdit ederek aldığını beyan ettiği; bir an için müştekinin sanığın banka müdürü olduğuna inanıp kar elde etme amaçlı, rızasıyla bankamatiğe gittiği kabul edilse dahi aracın içinde gerçekleşen olayda rızasının olmadığını, sanığın cebinden parasını tehdit ederek, zorla aldığını tüm ifadelerinde istikrarlı bir biçimde beyan ettiği; 17.10.2018 tarihli yer gösterme tutanağı, 18.10.2018 tarihli araştırma ve güvenlik kamerası izleme tutanağı, 01.12.2018 tarihli olay cd izleme canlı teşhis teslim tutanağı, 07.12.2018 tarihli kamera izleme ve araştırma tutanağında sanığın müştekinin koluna girerek bankamatiğe götürdüğü ve parayı çektiği anların açıkça görüldüğü, 24.12.2018 tarihli araştırma ve tespit tutanağı, 26.12.2018 tarihli fotoğraf ve teşhis tutanağında müştekinin sanığı kesin ve net bir biçimde teşhis ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık ... hakkında TCK'nın 148/1. maddesi uyarınca yağma suçundan dava açılmış ise de, 31.05.2019 tarihli Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 2019/7314 sayılı raporuna göre katılanın beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğunun tespit edildiği, sanığın eyleminin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı nitelikli yağma suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığından TCK'nın 149/1-e maddesi gereğince cezalandırılmasına, sanığın etkin pişmanlık göstererek kovuşturma aşamasında suçtan kaynaklanan zararı gidermiş olması dikkate alınarak TCK'nın 168/3. maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezasında 1/3 oranında indirim yapılmasına, sanığın geçmişi ve olumsuz sosyal ilişkileri nazara alınarak TCK'nın 62/1. maddesi gereğince takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına," karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Katılanın beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu mevcuttur.

3. Olaya ilişkin Araştırma ve tespit tutanağı, Kamera izleme ve araştırma tutanağı düzenlenmiştir.

4. Sanık eyleminin dolandırıcılık olduğunu savunmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Hukuki Süreç bölümünün (2) numaralı paragrafında belirtilen eleştiri dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yağma suçları 5237 sayılı Kanun'un 148,149 ile 150 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malın zilliyetin rızası olmadan cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.

Dolandırıcılık suçu ise, 5237 sayılı Kanun' un 157 inci maddesinde nitelikli halleri ise 158 inci maddesinde düzenlenmiştir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mağdurun aşamalarda çelişkili, sanığın ise maddi delillerle örtüşen beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-l maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu olşturduğunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 30.06.2020 tarihli ve 2020/320 Esas, 2020/1343 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

5271 sayılı Yasa'nın 307/4 üncü maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

06.02.2024 tarihinde karar verildi.