Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesince tarafından kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkilinin kullanmakta olduğu araca çarpması sonucu müvekkilinin yaralanarak daimi maluliyete uğradığını ileri sürerek ıslahla birlikte 272.164,75 TL maddi tazminatın davalılardan, 20.000 TL manevi tazminatın davalı ...'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline isnad edilen kusurun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 2009/83 Esas, 2011/147 Karar sayılı ve 30.03.2011 tarihli kararıyla; davanın kabulü ile davacı için 272.164,75 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan (Ak Sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak sadece 125.000.00 TL lik kısmından ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (Ak Sigorta AŞ hariç) davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.10.2012 tarih ve 2011/10584 Esas, 2012/10512 Karar sayılı ilamıyla; davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; "Mahkemece aldırılan Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 25.03.2010 tarihli raporunda, davacının %100 oranında tüm vücut fonksiyon kaybının olduğu bildirilmiş, bu rapor hükme esas alınmıştır. Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde,...Üniversitesi'nden alınan başka bir raporda, davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %20 olarak belirlendiğini ileri sürmüş olup, iddia olunan rapor dosya arasında bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş, davalı ... şirketinin temyiz dilekçesinde...Üniversitesi tarafından düzenlendiğini iddia ettiği raporu ibraz etmesinin sağlanması ve bu rapor ile hükme esas alınan rapor arasında açıkça ve çok büyük çelişki bulunması halinde davalı ... şirketi vekilince iddia olunan...Üniversitesine ait tıbbi raporun ve davacıya ait tüm tıbbi tedavi evraklarının getirtilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacının maluliyet durumuna ilişkin Sağlık İşlemleri Tüzüğü'... yeni bir rapor alınarak çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi, eğer temyiz dilekçesinde dayanılan rapor ibraz edilemez ise şimdiki gibi karar verilmesinden ibarettir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 2013/37 Esas, 2013/1274 Karar sayılı ve 12.06.2013 tarihli kararıyla; bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sırasında davalı ... vekiline temyiz dilekçelerinde ve bozma ilamında belirtilen...Üniversitesi tarafından düzenlendiği iddia edilen davacının vücut fonksiyon kaybına ilişkin raporu sunması için meşruhatlı davetiye çıkarıldığı, tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde raporun sunulmaması halinde dosya içeriğine göre karar verileceğinin ihtar edildiği ancak usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen ilgili iddia olunan raporun dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 272.164,75 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 3007/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan (Ak Sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak sadece 125.000.00 TL lik kısmından ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (Ak Sigorta AŞ hariç) davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.09.2014 tarihli ve 2014/12552 Esas, 2014/11403 Karar sayılı ilamıyla; davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Mahkemece bozma ilamında belirtilen...Üniversitesi tarafından düzenlendiği iddia edilen davacının vücut fonksiyon kaybına ilişkin raporu sunması için meşruhatlı davetiye çıkarılarak tebliğden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde raporun sunulmaması halinde dosya içeriğine göre karar verileceği ihtar edilmesine rağmen iddia olunan raporun dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle dosyanın mevcut haliyle değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de raporun ibraz edilmesi için davalı ... şirketi vekiline süre verilmiş olup davalı ...'ye bu konuda süre verilmediği anlaşılmıştır.O halde davalı ... şirketinin temyiz dilekçesinde...Üniversitesi tarafından düzenlendiğini iddia ettiği raporu ibraz etmesinin sağlanması ve bu rapor ile hükme esas alınan rapor arasında açıkça ve çok büyük çelişki bulunması halinde davalı ... şirketi vekilince iddia olunan...Üniversitesine ait tıbbi raporun ve davacıya ait tüm tıbbi tedavi evraklarının getirtilerek Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan, davacının maluliyet durumuna ilişkin Sağlık İşlemleri Tüzüğü'... yeni bir rapor alınarak çelişki giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi, eğer temyiz dilekçesinde dayanılan rapor ibraz edilemez ise şimdiki gibi karar verilmesinden ibarettir.Bozma gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir" şeklindeki gerekçeyle davalı ...'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak 15.04.2009 tarihli rapor dosyaya celp edilerek ATK 3.İhtisas Kurumundan alınan 24.06.2019 tarihli raporda maluliyet oranının %26 olarak belirlendiği ve hesap raporu alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 227.764,33 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan (Ak Sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak sadece 125.000.00 TL lik kısmından ve dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 30.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile (Ak Sigorta AŞ hariç) davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebebleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan kusur oranlarını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalıların trafik sigortacısı ve sürücüsü olduğu aracın, davacı sürücüsünün kullandığı araçla karıştığı trafik kazası sonucu davacı sürücünün maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,88,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 47 nci) maddeleri.

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ye yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.