İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 ... Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.10.2020 tarihli ve 2020/42 Esas, 2020/363 ... Kararı ile sanık hakkında Devletin birliğini ve Ülke bütünlüğü bozma suçundan, 5237 ... ... Ceza Kanunu’nun (5237 ... Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 ... Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 ... Kanun) 3 üncü maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 5 inci maddesi, 5237 ... Kanun'un 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine;
Kişiyi yerine getirdiği Kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs etme suçundan ise, 5237 ... Kanun'un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 3713 ... Kanun'un 4 üncü maddesi delaletiyle aynı yasanın 5 inci maddesi, 5237 ... Kanun'un 35 inci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2020/1289 Esas ve 2021/238 ... Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 ... Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca oy birliğiyle ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1. Sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına;

2. Sanığın eylemlerinin somutlaştırılmadığına;

3. Mağduru belli olmayan öldürme suçundan dolayı mahkumiyet kararı verilemeyeceğine;

4. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin Devletin birliğini ve Ülke bütünlüğü bozma ve kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs etme suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Her ne kadar tefrik öncesi aynı dosyada yargılanan sanıklar ... Ö. ve ... T. kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında hazırlık beyanlarından dönmüşlerse de, sanıkların soruşturma aşamasında kollukta müdafiisiz olarak alınan beyanlarını savcılık ve sulh ceza aşamasında müdafii huzurunda tekrarladıkları, kolluk beyanlarını inkar etmedikleri görülmekle, 5271 ... Kanun'un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince soruşturma aşamasında alınan beyanların hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş, bu beyanların hükme esas alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
5271 ... Kanun'un 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince "müdafi bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hakim veya mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınmayacağına" ilişkin emredici hüküm gözetilerek; kollukta şüpheli sıfatıyla müdafisiz olarak sanık aleyhine verdikleri beyanları hükme esas alınan ... S. ve ... A. nın daha sonra beyanlarından döndükleri, bu beyanlarını savcılık ya da sulh ceza aşamasında da doğruladıklarının tespit edilemediği görülmekle, söz konusu beyanların hükme esas alınamayacağı açık ise de diğer delillere göre atılı suçların kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın sübûtu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda Diyarbakır ili Sur ilçesi merkezinde barikat kurup, güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla silahlı nöbet tutma, 66 güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiği hendek ve barikat bölgesinde örgüt mensuplarıyla birlikte hareket etme, güvenlik görevlileriyle çatışmaya girme şeklindeki eylemlerin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma ve kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs etme suçlarının sübûtu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiştir. Ancak;
Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma ve kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs etme suçlarından verilen cezaların 3713 ... Kanun’un 5 inci maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin aynı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2020/1289 Esas, 2021/238 ... Kararının 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği, 1 ve 2 nolu hükmün 2. fıkrasındaki "5.” ibaresinin çıkarılması ve yerlerine "5/1." ibaresi eklenmesi suretiyle Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 ... Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza
Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.11.2023 tarihinde karar verildi.