...
Davanın reddine
Taraflar arasındaki kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1952 yılında yapılan arazi kadastrosu, 6831 ... Orman Kanunu (6831 ... Kanun) gereğince 1970 yılında yapılan orman kadastrosu, 1999 yılında aplikasyon çalışması ve 2012 yılında 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/a maddesi kapsamında yapılan çalışmalar bulunmaktadır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ...,... ve ... Köylerinde 3402 ... Kanun'un 22/a maddesi gereği yapılan uygulama çalışmaları sonucu tahdit ve tespitleri yapılan taşınmazların 3402 ... Kanun'un 11 inci maddesi gereğince, 02.01.2013 ile 31.01.2013 tarihleri arasında 30 gün süre ile ilan edilmek üzere askı ilanına alındığını, ... ili ... ilçesi ... Köyü sınırlarında kalan 169 ada 1 parsel ... taşınmazın, ... Kadastro Müdürlüğünce 3402 ... Kanun'un 22/a maddesi gereği yapılan uygulama çalışmaları sonucu davalı ... adına tespit olunduğunu ve askı ilanına çıkarıldığını, 3402 ... Kanunun hükümlerine göre kadastro ekiplerinin kesinleşmiş orman tahdit sınırlarına uymak suretiyle işlem yapması gerektiğini, orman tahdit sınırlarına uyulmadan bu sınırlar bu sınırlar içerisinde kalan ve Devlet Ormanı olan taşınmazın davalı özel şahıs adına tapuya edilmesine yasal imkan bulunmadığını, usul ve kanuna aykırı olarak yapılan bu kadastro tespit işlemine itiraz ettiklerini, davanın kabulü ile kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalan dava konusu 169 ada 1 parsel ... taşınmazın davalı adına tespitinin iptaline ve 3402 ... Kanun'un 22 nci maddesi gereği taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2015 tarihli ve 2014/266 Esas, 2015/220 Karar ... kararı ile; bilirkişi kurulunun 23.02.2015 havale tarihli raporu ve ekleri, memleket haritası, amenejman haritası, hava fotoğraflarının incelenmesinde, dava konusu yerin kesinleşmiş Devlet Ormanı sınırları dışında kaldığı, dava konusu yerin eylemli halinin açık alan olduğu, meyilinin %12 den az olduğu, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, hava fotoğrafında açık renkli tarım alanı olarak görüldüğü, orman sayılmayan yerlerden olduğu, ziraat yapılagelen yerlerden olduğu, orman içi açıklık kapsamında olmadığı, dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 24.03.2015 tarihli ve 2014/266 Esas, 2015/220 Karar ... kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarih ve 2017/7872 Esas, 2017/10521 Karar ... kararıyla hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunun ve İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmanın karar vermeye yeterli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "10.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu yerin 4785 ... Kanun kapsamına girmediği, 5658 ... Kanuna göre iadeye tabi ormanlarla ilgisinin bulunmadığı ve 3116,5653,6831,4999 ... Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde görüş bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir 10.10.2018 tarihli dilekçelerinde de belirtmiş oldukları üzere; dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman tahdidi içinde yer aldığını ve dört tarafının Devlet Ormanı ile çevrili olduğunu, taşınmaz üzerinde orman ağacı olarak kabul edilen pırnal meşelerinin yer aldığını, taşınmazın eğiminin en düşük %25-30 civarında olduğunu, üç tarafı orman olan taşınmazın öncesinin ormandan açıldığının aşikar olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sınırları dışarısına çıkarılması halinde orman bütünlüğünün bozulacağını, Anayasamızın 169 uncu maddesi gereği Devlet Ormanlarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, Devlet Ormanlarının; imar ve ihya, zamanaşımı veya zilyetlikle kazanılması ve özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, orman içi açıklık niteliğinde bulunan yerlerin de zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı iddiası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili istemine ilişkindir.
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun, 6831 ... Kanun
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.