Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan, CMK'nin 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu ve 12.11.2014 tarihli dilekçesinde katılma isteminde bulunduğu anlaşılan suçtan zarar gören orman idaresinin CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1-Davanın dayanağını oluşturan 6831 sayılı Kanun'un 82. maddesi gereğince aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli suç tutanağı ve mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda suç konusu yerin arazi kadastrosunun yapıldığının belirtilmesi, sanığın davaya konu yeri kullandığını beyan etmesi karşısında bu hususun herkes tarafından bilinmesi gerektiği hâlde toprağın verim gücünden istifade etmek ve ormanlık alana çok sayıda zeytin fidanı ve üzüm bağı dikmek suretiyle gerçekleştirilen işgal ve faydalanma eyleminde suç kastının yokluğundan bahsedilemeyeceği dikkate alınarak sanığın sabit olan eylemi nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 93. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kabule göre de,
2-Suç kastının bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.