... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 14.05.20114 gün ve 87/250 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili, evlilik birliği içerisinde davalı adına kooperatife kayıt olunduğunu, davalının ev hanımı olup herhangi bir gelirinin bulunmadığını, yapılan tüm ödemelerin müvekkil trafından karşılandığını belirterek kooperatif ortaklık kaydının iptali ile davacı adına tescili, olmadığı takdirde taşınmazın bilirkişilerce belirlenecek değerinin tamamının aynen iadesi, bilirkişi incelemesi sonucu müvekkilinin katkı payı hesaplanarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle en az 1/2 olmak üzere 7.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının katkısının bulunmadığını, iğne oya işi yaparak ve altınlarını bozdurarak masrafların karşılandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine ve taleple bağlı kalarak alacak talebinin kabülü ile 7.000,00 TL'nin karar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsline karar verilmiş olup; hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede Dairenin 27.12.2012 gün 2012/3562 Esas ve 2012/13263 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi edildiği taşınmazın öncelikle 01.01.2002 tarihi itibariyle inşaat seviyesine göre değeri tespit edilerek davacının kişisel malı olduğunun kabulü, taşınmazın teslim tarihine kadar inşaat seviyesinin değeri tespit edilerek, davacının kişisel malının katkı oranının (değer artış payı oranı) belirlenmesi, bu oran ile taşınmazın karar tarihine en yakın tarihteki değeri çarpılarak değer artış payı belirlenmesi, bu değer artış payı TMK'nun 230. maddesi gereği düşüldükten sonra artık değerin yarısının katılma alacağı olarak karar altına alınması gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, tapu iptal ve tescil talebinin reddine, alacak yönünden talebin kısmen kabulü ile 19.620,82 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekilinin kısmen kabüle ilişkin temyiz itirazları incelendiğinde, davacının dava dilekçesindeki talebi değer artış payı ve katılma alacağına ilişkin 7.000,00 TL olup fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak istemiştir. Bozma sonrası yapılan yargılamada 21.04.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 7.000,00 TL olan talep miktarını 46.879,17 TL arttırarak 53.879,17 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabulü ile 19.620,82 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de az yukarıda belirtildiği gibi davacının dava dilekçesinde talebi 7.000,00 TL olup bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına (1948 tarihli Yargıtay İBBGK 04.02.1948 tarihli karar) göre başlangıçtaki bu talep gözönünde bulundurularak davanın katılma alacağı ve değer artış payı bölümleri ayrı ayrı gösterilmek üzere bu miktar üzerinden kabul kararı verilmesi gerekirken bozmadan sonraki ıslaha değer verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
1.135,85 TL peşin harcın davacıya ve 335,25 TL peşin harcın davalıya iadelerine 09.06.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.