Kısmen Kabul
Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasında mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılardan ... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği, dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten sonra Dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacılar vekili 02.03.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği ...'ün davalılardan ...'e ait binanın dış cephesinin boyanması işinde çalışmaktayken iş güvenliği açısından standart güvenlik prosedürlerine işverenlerce dikkat edilmemesi sonucu binanın dış cephesine kurulu iskelenin 9,5 metre yüksekliğinden düşerek hayatını kaybettiğini, desteğin boya işi için 60,00 TL yevmiye karşılığında 16.01.2006 tarihinde davalıların sevk ve idaresindeik işyerinde işe başladığını, bina sahibi ...'in talimatı ile binanın dış cephesinin tadilatını yaptıran ... tarafından daha önce sıva yaptırılan kişilere kurdurulmuş bulunan iskelenin, en basit güvenlik önlemlerinden yoksun, iptidai tehlikeye maruz bırakılacak şekilde olduğunu, davalılardan ... hakkında Beyoğlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2006/60 Esas sayılı dosya ile tedbirsiz ve dikkatsizlik nedeni ile kamu davası açıldığını, destekten yoksunluk nedeniyle fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydı ile ... için 30.000,00 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminat, ... ... için 14.000,00 TL maddi tazminat, 12.000,00 TL manevi tazminat, ... için 16.000,00 TL maddi tazminat, 10.000,00 TL manevi tazminat, ... için 18.000,00 TL maddi tazminat, 9.000,00 TL manevi tazminat, ... için 20.000,00 TL maddi tazminat, 7.000,00 TL manevi tazminat ve ... için 22.000,00 TL maddi tazminat, 4.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
2. Davacılar vekili 26.05.2011 tarihli dilekçesiyle eş için maddi tazminat alacağını 73.096,60 TL'ye artırmıştır.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş kazasının olduğu binanın maliki olduğunu, diğer davalı ...'ün müvekkilinin kiracısı olduğunu, olay tarihinde binanın alt katındaki "suzi" adlı pavyonu işlemekte olduğunu, binanın üst katlarında hiçbir kiracının olmadığını ve yıllardır boş olduğunu, binanın atıl bir durumda olduğunu, binada çerçeve ve cam olmayıp harap bir vaziyette olduğunu, bu sebeple böyle bir binanın büyük çapta tadilat yapılmadan müvekkili ...'in boyatmak istemesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin bu dava sebebi ile binanın boyanmasından ve olaydan haberi olduğunu, dava konusu olayla müvekkilinin illiyet rabıtasının olmadığını, işi götürü olarak ...'a verenin ... olduğunu, müvekkilinin bu dava ile bir ilgisinin olmadığını, dava konusu olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur, tedbirsizlik, özen ve dikkat gösterecek bir durumun olmadığını, müvekkilinin işveren vekili olmadığını, olayın ... ile ... arasında gerçekleştiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş kazasının olduğu binada kiracı olduğunu, diğer davalı iş yeri sahibi ...'in isteği üzerine, onun adına, işveren ... ile binanın dış cephesinin boyanması için götürü usulde anlaştığını, bu durumda davacıların işveren ...'a dava açması gerektiğini, ancak daha önce vekilliğini yaptığı için dava açamayacağından, davasını kötü niyetli olarak kendilerine yönelttiğini, oluşan kazada müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun olmadığını, dikkat ve özenini gerektirecek bir durum da olmadığını, bu işin yapımına ilişkin tüm tedbirlerin alınmasının ve iş güvenliğinin sağlanmasının ...'a ait olduğunu, sadece işyerinin dışını ev sahibi adına boyatmak için anlaşan müvekkilinin bu iş için gerekli olan tedbirleri almasını beklemek hayatın olağan akışına hem de hakkaniyete aykırı olacağını, davacı vekilinin tüm bu hususları bilmesine rağmen ...'ın vekilliğini yaptığından onun adına kasten dava açmadığını beyan ederek öncelikle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, davanın ...'a ihbarına ve davanın reddini talep etmiştir.
A) İlk Mahkeme Kararı
Mahkemenin 30.12.2014 tarih 2006/135 E- 2014/886 K sayılı ilk kararında özetle; Mahkemece, davalılar ile hak sahiplerinin murisi arasındaki hukuki ilişkinin hizmet sözleşmesine dayanmadığı, hukuki bağlantının istisna (eser) akdi mahiyetinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
B) İlk Bozma Kararı
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarih ve 2016/1084 E.- 2017/6490 K. sayılı ilamında özetle; Somut olayda, İstanbul Beyoğlu'nda bulunan davalı ...'e ait binanın ön cephe boya işi, mülkiyet sahibi tarafından, binanın bodrum katında kiracı olan ve bar işletmeciliği yapan diğer davalı ...'e verilmiş, ... ise dava dışı ...'a bu iş yaptırılmış olup, ...'ın kontrolü altında çalışan davacılar murisi ..., iskeleden yaklaşık 9,5 metre aşağıya düşerek hayatını kaybettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Müfettişinin 13.03.2006 tarihli teftiş raporunda kazalı ...'ün, ... işverenliğinde çalışırken iş kazası geçirdiği ve öldüğü, olayın 506 sayılı Kanun kapsamında iş kazası olarak tespit edildiği, bu halde davacılar murisinin, SGK müfettiş raporu ile işveren olarak tespit edilen ...'ün işverenliğinde çalıştığı ve dosyadaki kusur raporlarına göre işverenin kusurlu bulunduğu, işçi işveren ilişkisini tespit eden SGK işlemine karşı davanın da açılmadığı gözetilerek, olayda eser sözleşmesinin değil, iş aktinin var olduğu değerlendirilerek mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken; olayda eser sözleşmesinin varlığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararda özetle; dosya kapsamında alınan kusur raporunda davalı ...'ün %75 kusurlu bulunduğu, bu kusurun %25' lik kısmının ...'a ait olup ... kusurun tamamından asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerektiği, davacılar desteğinin en son 50,00 TL yevmiye ile çalıştığın aylık ücretinin 1.500,00 TL olduğunu SGK teftiş raporunda günlük yevmiyesinin 50,00-60,00 TL civarında olduğu alt işveren ... tarafından beyan edildiği, SGK tarafından hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerli gelirler dikkate alınarak hesap bilirkişiden alınan hesao raporu doğrultusunda taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, manevi tazminat istemiyle ilgili olarak ise desteğin vefatı ile davacıların sosyal ekonomik durumları ve davalının kusuru göz önüne alınarak takdir hakkı kullanıldığı, davalı ... hakkında ise asıl işveren olmadığı sadece bina maliki olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek; Davalı ... yönünden; yargılama sırasında vefat eden eş ... için 63.471,96 TL, Çocuklardan ... için taleple bağlı 22.000 TL, ... için taleple bağlı 20.000 TL, çocuk ... için taleple bağlı 18.000 TL, ... için 13.887,53 TL ve ... için12.043,50 TL maddi tazminatlar ile manevi tazminat istemleri ile ilgili; yargılama sırasında vefat eden eş ... için 20.000 TL, Çocuklardan ... için 4.000 TL, ... için 7.000 TL, ... için 9.000 TL – ... için 10.000 TL ve ... için 12.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi 17.01.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara verilmesine, yargılama sırasında vefat eden davalı ... mirasçıları yönünden davamın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren sıfatının olmadığını, kendisinin asıl işveren olarak kabul edilemeyeceğini, Alt İşveren Yönetmeliği kapsamında iş yapılan alanda işçi istihdamının söz konusu olmadığını, sigortalının dava harici ... işçisi olduğunu, müvekkiline kusur vermeyen ceza ve rücu davasındaki raporların dikkate alınmadan düzenlenen rapora itibar edilmesinin hatalı olduğunu, ıslahın zamanaşımına uğradığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının, maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığına ilişkindir.
"Temyiz incelemesi" açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleridir. " Tazminat alacağından sorumluluk ve tazminat miktarının belirlenmesi" açısından kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 ve 420 nci maddesi hükümleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 506 sayılı Kanun maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliği" açısından alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 04.12.1973 tarih ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükte bulunan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü maddeleridir. "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. "Asıl-Alt işverenlik" yönünden 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile yargılama sırasında yürürlüğe giren "Alt İşverenlik Yönetmeliği" hükümleridir.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi bozmaya uyulmakla davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gibi davalı temyiz itirazlarına göre, ıslah dilekçesinin sunulduğu tarih itibariyle 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi kapsamında kaza tarihinden itibaren başlayan zaman aşımı süresinin dolmadığı da dikkate alınarak verilen kararın uygun olduğu anlaşılmakla temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Mahkeme kararının ONANMASINA,
2. Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,
3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.