Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı alacaklı vekili müvekkili tarafından başlatılan Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2013/1019 Esas sayılı takip dosyasında, üçüncü şahıs tarafından hacizli mallar üzerinde istihkak iddiasında bulunulduğunu, İcra Müdürlüğünce 23/01/2014 tarihinde alacaklı tarafından beyanda bulunulmadığı taktirde hacizlerin kalkacağı belirtilerek alacaklıya istihkak davası açmak üzere süre verildiğini, istihkak iddiasına kabul etmediklerini, üçüncü kişi şirketin Türkiye adresinin bulunmadığını, bu nedenle teminat yatırmak zorunda olduğunu, UYAP üzerinden tebligat yapılmasının usule aykırı olduğunu, mahcuz malların borçlu şirkete ait olduğunu, mahcuz malların yedieminliğini kabul eden bir antrepoya çekilmesini talep ettiklerini, ancak İcra Müdürlüğünce ret edildiğini, bu nedenle İcra Müdürlüğünün 23/01/2014, 17/04/2014 tarihli kararlarının iptalini talep etmiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan incelemede, 13.03.2013 tarihinde yapılan hacze ilişkin olarak üçüncü kişi vekilinin istihkak iddiasında bulunurken mahcuz mallara ilişkin belgeler ibraz ettiği, haczin yapıldığı Gümrük Memurluğunda malların borçluya ait olduğuna dair belge bulunmadığı nedenleriyle, alacaklıya istihkak davası açmak üzere süre verilmesinin usule uygun olduğu, ancak sürenin başlaması için kararın alacaklı vekiline tebliği gerektiği gerekçesi ile İcra Müdürlüğünün 17.04.2014 tarihli “...23.01.2014 tarihli kararın tebliğ edilmiş sayılmasına..,” kararının iptaline, 23.01.2014 tarihli karara ilişkin şikayet talebinin reddine karar verilmiş, karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı alacaklı vekilinin Mahkemenin 23.01.2014 tarihli kararına ilişkin şikayet talebinin reddine dair kararın temyiz incelemesinde; İcra Mahkemesi kararlarından hangilerinin temyiz olunabileceği özel hükümlerle ve genel olarak da İİK'nin 363. maddesinde birer birer açıklanıp gösterilmiştir. Bunların dışında kalan Mahkeme kararları kesindir. Yargıtay'ca incelenmesi istenen karar bu maddelerle tespit edilen kararlar arasına girmeyip kesin nitelikte bulunduğundan temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi mahkeme hakimine aittir. Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, olayların hukuki nitelendirmesini kendisi yapar. Davacı alacaklı vekili dava dilekçesinde, İcra Müdürlüğünün İİK.’nın 99. maddesi gereği istihkak iddiasının reddi davası açılması için taraflarına süre verilmesi kararının iptalinin yanı sıra, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddini de talep etmiştir. Bu durumda Mahkemece, borçlu ile istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin davaya dahili sağlanıp, takip miktarı veya mahcuzun miktarından hangisi az ise o değer üzerinden nispi harç alınarak ve varsa noksan harç tamamlattırılarak ve tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan davanın yanlızca şikayet başvurusu şeklinde görülüp yazılı biçimde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle şikayete ilişkin karara yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenler ile temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.