Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kamu borçlusu hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun amme alacağının tahsilini imkansız ... getirmek amacıyla adına kayıtlı üç taşınmazdan ikisini 12.12.2011 tarihinde amcasının oğlu davalı ...a, ’in de bu taşınmazları 13.06.2013 tarihinde borçlunun eşi davalı ... a, bir adet taşınmazını da 14.12.2011 tarihinde arkadaşı davalı ...’e, nin de 21.03.2014 tarihinde borçlunun eşi davalı ... ’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı borçlu vekili cevap dilekçesinde, dava ön koşullarının oluşmadığını, aciz vesikası sunulmadığını, davanın süresinde açılmadığını, tasarrufların borcun doğumundan önce yapıldığını, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, ile ... arasında kan bağı bulunmadığını, ile ...’ın 10. Aile Mahkemesi'nin 31.03.2009 tarih, 2009/371 sayılı kararı ile boşandığını, satıştan yaklaşık 3 yıl sonra yeniden evlendiklerini, gerçek bir satış olduğunu, ortada muvazaa bulunmadığını, borcun yapılandırıldığını ve ödemelerin devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... ve, tasarrufların borçtan önce yapıldığını, satışların gerçek olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.
3. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında kamu borcunun borçlu tarafından ödendiği anlaşıldığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve taktiren taraflar lehine vekalet ücreti hükmedilmemesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu borcun dava açıldıktan sonra ödenmiş olması nedeniyle davanın açılmasına davalıların neden olduğunu bu nedenle HMK’nun 331 ve 332 nci maddeleri gereğince davalıların yargılama gideri ve vekalet ücretinde sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu borcun yargılama sırasında ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı, Ankara Vergi Dairesi Müdürlüğünün 29.02.2016 tarihli yazısından borçlu ’ın 12.12.2011 ve 14.12.2011 tasarruf tarihleri itibarıyla doğmuş, muaccel ... gelmiş bir vergi borcunun bulunmadığı belirtildiğinden, iptali istenen tasarrufların takip konusu borçtan sonra yapılmış olması şartının mevcut olmaması nedeniyle davalıların davanın açılmasına neden olmadıkları, dolayısıyla davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasında ve davacı lehine vekalet ücretine karar verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.m.353/1-b/1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yenilemiş ve kamu borçlunun 2010-2011 dönemine ait kamu borcunun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi tesbitinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddeleri hükümleri.
HMK'nun 331 inci maddesine göre davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderine hükmetmelidir. Somut olayda, dosyadaki mevcut döküm fişleri ve haciz varakasından borcun 2011 yılı-1ve 12. aylarından başladığı sabittir. Bu halde borcun doğumunun 2011 tarihi olarak kabulü ile borcun doğumundan sonra 2011 yılının değişik tarihlerinde gerçekleşen ve akrabalar arasındaki tasarrufların iptali gerekmesine göre, davacı idare bu davada haklıdır. Bu halde yargılama giderlerinin davalılar aleyhine hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 3. bendinde yer alan "davanın taraflarınca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına ve yararlarına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," ibarelerinin çıkarılarak yerine "davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı idareye verilmesine" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.