...

Davanın Kısmen Kabulüne

Taraflar arasındaki 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü maddesi hükümlerine göre açılmış tapusuz taşınmazın tescili istemli davanın yapılan yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; ... mevkiinde kain doğusu 209 ada 21 parsel, batısı 209 ada 15 parsel, güneyi 209 ada 15 parsel, kuzeyi 209 ada 17 parsel ile çevrili yaklaşık 4.385 m2 miktarındaki taşınmazı müvekkilinin imar ihya ederek tarım arazisi haline getirdiğini, malik sıfatıyla, nizasız ve fasılasız tarım arazisi olarak kullandığını, imar ihyadan itibaren hububat ekildiğini, daha sonra sulu tarıma geçilerek sebze ekildiğini, imar ve ihyadan itibaren 25 yıl geçtiğini, dava konusu taşınmazın orman kadastrosunda tarım arazisi olarak orman sınırları dışına çıkarıldığını ve kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını, açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.

1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Davanın usul ve kanun hükümlerine aykırı bulunduğunu, zilyetlik süresinin şartlara uygun oluşup oluşmadığı, imar ve ihya olup olmadığı, taşınmazın tespit harici bırakılma nedeninin ne olduğunun araştırılması gerektiğini, davacıların iddiasının aksine, taşınmaz Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, zilyetlik koşulları, imar ve ihya şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

2. Dahili Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6360 ... On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 ... Kanun) ve 5216 ... Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216 ... Kanun) hükümleri gereği Belediyelerine husumet yöneltilemeyeceğinden davanın husumetten reddi gerektiğini, dava süresinde açılmadığından zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanımı şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2015 tarihli ve 2010/697 Esas, 2015/80 Karar ... kararı ile; Davanın kısmen kabulüne, ... ili, ... Beldesinde bulunan harita ve kadastro mühendisi ...'ın 06.11.2013 tarihli rapor ve krokisinde mavi renkle boyalı ve B harfi ile gösterilen 1.695,10 m² 'lik tescil harici yerin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili, ... beldesinde bulunan harita ve kadastro mühendisi ...'ın 06.11.2013 tarihli rapor ve krokisinde sarı renkle boyalı ve A harfi ile gösterilen 2.090,46 m² 'lik tescil harici yer ile kırmızı renkle boyalı ve D harfi ile gösterilen 638,25 m² 'lik tescil harici yerin 4721 ... Kanun'un 713/6 ncı fıkrası uyarınca hali arazi niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 27.01.2015 tarihli ve 2010/697 Esas, 2015/80 Karar ... kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.11.2017 tarihli ve 2016/4678 Esas, 2017/8909 karar kararıyla; Davalı ... Belediyesi tüzel kişiliğinin, 6360 ... Kanun hükümleri gereğince kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında sadece bağlı olduğu ilçe belediyesinin katılımının sağlanarak davanın görüldüğü, aynı Kanunla büyükşehir belediyesi sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlendiği, ... Büyükşehir Belediyesinin de davada taraf olacağı dikkate alındığında 6360 ... Kanun'un geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince işlem yapılması için kararın bozulması gerektiği gerekçesiyle davacı vekili ve davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne, ... ili, ... beldesinde bulunan harita ve kadastro mühendisi ...'ın 06.11.2013 tarihli rapor ve krokisinde mavi renkle boyalı ve B harfi ile gösterilen 1.695,10 m²'lik tescil harici yerin davacı ... adına tapuya tesciline, ... ili, ... beldesinde bulunan harita ve kadastro mühendisi ...'ın 06.11.2013 tarihli rapor ve krokisinde sarı renkle boyalı ve A harfi ile gösterilen 2090.46 m² 'lik tescil harici yer ile kırmızı renkle boyalı ve D harfi ile gösterilen 638,25 m² 'lik tescil harici yerin 4721 ... Kanun'un 713/6 ncı fıkrası uyarınca hali arazi niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

1. Davacı vekili, hükme esas alınan 04.09.2019 tarihli bilirkişi raporu ile önceki raporlara göre, A ve D harfi ile gösterilen taşınmazlarda tarımsal amaçlı imar ve ihyaya dayalı zilyetliğin bulunmadığı belirtilerek işbu taşınmazların hazine adına tapuya tesciline karar verildiğini, Ziraat Mühendisi bilirkişi ...'ın raporlarının, A ve D harfi ile gösterilen taşınmazlarda tarımsal amaçlı imar-ihyaya dayalı zilyetliğin sözkonusu olmadığı kısmına itiraz ettiklerini, Ziraatçı bilirkişinin 18.11.2013 tarihli raporunda A ve D ile gösterilen taşınmazların fotoğrafları bulunduğunu, fotoğraflardan, fen bilirkişisi krokisinde A ve D harfi ile gösterilen taşınmazların tarım arazisi olduğunun görüldüğünü, davaya konu taşınmazların 1 yıl ekilip 1 yıl nadasa bırakıldığını, 1 yıl ekilmediği zaman taşınmazlarda çalılar çıktığını, keşif tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz nadasa bırakıldığı için, ziraatçı bilirkişinin keşif tarihindeki çalılara ve otlara bakarak hazine adına tescil edilen taşınmazlarda imar-ihya olmadığını belirttiğini, ziraatçı bilirkişinin 21.03.2019 tarihli ek raporunda, dava tarihi itibariyle, dava konusu taşınmazın D kısmın tamamen çalılık arazi, A kısmının yer yer çalılık arazi, D kısmının tarım arazisi olduğunu belirttiğini, D kısmının hem çalılık, hem de tarım arazisi olduğu belirtilerek ek rapor da çelişki oluştuğunu, yine ziraatçı bilirkişi ... ve arkadaşlarının 03.09.2019 tarihli ek raporunda, krokide A ve D harfi ile gösterilen taşınmazların, imar ihya ve imar ihyaya dayalı zilyetliğinin sözkonusu olmadığının belirtildiğini, bu ek raporda, Harita Genel Müdürlüğünden gönderilen 1964-1971-1975-1986 ve 2009 yıllarına ait hava fotoğraflarında davaya konu taşınmazın niteliğinin değerlendirildiğini, davaya konu, krokide A ve D harfi ile gösterilen kısımların niteliğinin 2009 yılındaki hava fotoğrafına göre tespit edilmesi gerektiğini, iş bu hava fotoğrafından krokide A ve D harfi ile gösterilen, hazine adına tescil edilen taşınmazların tarım arazisi olarak gözüktüğünü, dava tarihi olan 2010 yılından 20 yıl öncesi olan 1990 yılına ait hava fotoğrafının bulunmadığını, 1986 yılı hava fotoğrafına göre davaya konu taşınmazın tarım arazisi olmadığını söylemenin hukuken mümkün olmadığını, orman bilirkişisi ...'ın 04.03.2014 tarihli raporunda, davaya konu taşınmazın, 1963 ve 1989 tarihli memleket haritalarında ve 1957-58 yıllarında çekilmiş hava fotoğrafları esas alınarak yapılmış memleket haritalarında ziraat arazisi olarak gözüktüğünün belirtildiğini, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların, davaya konu taşınmazların, davacı adına tapulu taşınmazlarla bir bütün olarak çok uzun yıllardır hububat tarımı yapılarak kullanıldığını, taşınmazdaki seranın en az 20 yıl önce yapıldığını, sera yapılmadan önce taşınmazlara hububat ekildiğini, 1985 yılında pompa ile su verilerek karpuz ekildiğini beyan ettiklerini, davaya konu taşınmazların imar-ihyasının en az 40 yıl önce tamamlandığını, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen taşınmazların, dava tarihinden en az 20 yıl önce zilyetlik ve imar-ihya nedeniyle davacı adına tapuya tescili şartlarının gerçekleştiğini, bu nedenle hazine adına tapuya tesciline karar verilen taşınmazların keşif gününde çalılık olmasının davacının mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağı, 1990 tarihli hava fotoğrafı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, orman bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere, hazine adına tapuya tesciline karar verilen davaya konu taşınmazların imar ve ihyasının, dava tarihinden en az 40 yıl önce tamamlandığını, keşif tarihi itibariyle ekili olmadığı için, nadasa bırakılmasından dolayı çıkan çalılar nedeniyle işbu taşınmazların imar-ihya edilmediğini iddia etmenin mümkün olmadığını, Hazine adına tapuya tesciline karar verilen taşınmazların da davacı adına tapuya tescili şartlarının gerçekleştiğini, yerel Mahkeme kararında davalılar lehine 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hükmedilen vekalet ücreti tutarının da yüksek olduğunu açıklayarak yerel mahkeme kararının, fen bilirkişisi ...’ın 06.11.2013 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 2.090,46 m2 ve D harfi ile gösterilen 638,25 m2 miktarlarındaki taşınmazların hazine adına tapuya kayıt ve tescil ile davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden hükmün bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili, taşınmazın tamamının nitelik itibariyle aynı özelliklere sahip olduğunu, dava konusu yerin, kadastro çalışmaları sırasında, "makilik çalılık" olarak tespit dışı bırakıldığının açık olmasına rağmen, çok uzun yıllardır tarım arazisi olduğunun kabulünün yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın imar ve ihya işleminin nasıl ve ne şekilde yapıldığını ispat edemediğini, mahallinde yapılan keşif sorucu düzenlenen raporların taşınmazın fiili durumuna uygun olmayıp, sübjektif görüş ve varsayımlara dayalı olduğunu, davacı tanıkları ile mahalli bilirkişi beyanlarında imar ve ihyanın nasıl ve ne şekilde yapıldığını ispatlamada yetersiz olduğunu, taşınmazların eskiden beri kullanılan kadim ziraat arazisi olması halinde, tapulama tespit komisyonunca tespit dışı bırakılmayacağını, adına - tescil kararı verilen davacının nizalı taşınmazdan başka zilyetlikle iktisap ettiği taşınmazlarının olup olmadığının araştırılmadığını, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 maddelerine göre davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin yeterince araştırılmadığını, taşınmazın Türk Medeni Kanunu ve Kadastro Kanunu hükümlerine göre özel mülkiyet oluşturmaya yönelik şartlarının tahakkuk etmediğini, zira kadastro tespiti sırasında taşınmazların tespit dışı bırakılmalarının da bir kadastro işlemi olduğunu ve tespit dışı bırakılan yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlere dahil olduğundan bu tip yerlerin zilyetliğinin zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, 4721 ... Kanun'un 713. maddesi hükümlerine göre açılan davada 3402 ... Kanun'un 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususlarına ilişkindir.

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4271 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü maddesi, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,4 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.