Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili, 22.03.2013 tarihinde yapılan hacizde borçluya ait olan menkul malların, davalı üçüncü kişinin zilyetliğindeyken haczedildiğini, davalı üçüncü kişinin haczedilen mahcuz malların kendisine ait olduğunu ileri sürmesi üzerine İcra Müdürlüğü tarafından İİK'nin 99. maddesi uyarınca işlem yapılarak taraflarına dava açmak üzere yedi günlük süre verildiğini, üçüncü kişinin istihkak iddiasının haksız olduğunu ve haczedilen menkul malların borçluya ait olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davacının İİK’nin 99/2 madesine göre haciz esnasında yapılan istihkak iddiasını kabul ettiğini, davanın konusuz kaldığını, davanın yedi günlük sürede açılmadığını, borçluya ait bir takım belgelerin haciz mahallinde bulunmasının haczedilen malların borçluya ait olduğuna karine teşkil etmediğini savunarak İİK'nin 99. maddesine göre süresinde açılmayan davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma öncesi 30/01/2014 tarihli ilk kararında, İcra Dairesince İİK'nin 99. maddesi gereğince işlem yapılarak takip alacaklısına istihkak davası açması için 7 günlük süre verildiği, kararın alacaklıya 24.04.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 7 günlük süre geçtikten sonra 02.05.2013 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin 2014/8628 Esas, 2015/21319 Karar ve 26/11/2015 tarihli kararı ile dava açma süresinin son gününün 01.05.2013 tarihine denk geldiği; 1 Mayıs gününün Emek ve Dayanışma Günü olup resmi tatil olması nedeni ile 02.05.2013 tarihinde açılmış olan davanın süresinde olduğunun kabulü ile taraflarca gösterilen deliller toplanarak oluşacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi için hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada; İİK’nin 99. maddesi kapsamında açılan davada ispat yükü altında bulunan davacı alacaklı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK'nin 99. maddesi uyarınca istihkak iddiasının reddi talebiyle açılmıştır.

Dava konusu haciz esnasında borçlu ve borçlunun ortağı bulunduğu Beyaz Pastane İşletmeleri Ltd. Şti adına evrak evraklar bulunduğu gibi borçlu haciz mahalline sonradan gelerek hacizde hazır bulunmuştur. Öte yandan, davacı üçüncü kişi şirketin ortaklarından ... borçlunun annesi, diğer ortak ve şirket yetkilisi ... ise borçlunun eşidir. Bu durumda İİK’nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı üçüncü kişi tarafından sunulan, kira sözleşmesi, vergi levhası, tanık beyanları, ticari sicil kayıtları ve faaliyet belgesi gibi deliller karinenin aksini ispat için yeterli değildir.
Tüm bu olgular karşısında, alacaklı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi usul ve Yasa'ya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.