DAVA TÜRÜ (Asıl Dava): Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 1/5 hissedar olduğu dava konusu 1336 parsel nolu taşınmazın 50 m2 si üzerine davalıların taşkın olarak kaçak bina yaptıklarını, yaklaşık 20 yıldır bu şekilde kullandıklarını, davalıların müdahalesi nedeniyle taşınmazına bina yapamadığını belirterek, davalıların el atmasının önlenmesini ve 6.000 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, dava konusu taşınmazın 1/5 paydaş maliki olan ...’nin müdahalenin men'i, kal ve ecrimisil istemiyle dava açtığını, müvekkillerinin bu taşınmazın 4/5 paydaş malikleri olduklarını, 1336 parsel nolu taşınmaza davalılarca imara aykırı taşkın ve tecavüzlü bina inşaa edildiğini belirterek, el atmanın önlenmesini, tecavüzlü bölümün kalini, 10.000 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Asıl dava ... Çilekçi tarafından el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebiyle, birleşen dava ise, dava konusu 1336 parsel sayılı taşınmazın diğer malikleri tarafından el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal talebiyle açılmıştır. Yasada el atmanın önlenmesi, ecrimisil davalarının tüm maliklerce birlikte açılmasını gerektiren bir hüküm bulunmadığı gibi, ortaklardan her biri ayrı ayrı bu davaları açabilir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesine dayalı haksız yapılanma sebebiyle temliken tescil isteklerinin müstakil bir davaya konu olması gerektiği halde, Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesinden kaynaklanan taşkın yapı müstakilen temliken tescil davasına konu edilebileceği gibi taşkın inşaatı yapan kişiye karşı açılan elatmanın önlenmesi davasında savunma yoluyla da talepte bulunulması olanaklıdır. Eldeki dosyada, davalılar vekili savunma yoluyla temliken tescile ilişkin talebini bildirmiş olmasına karşın, mahkemece bu istek üzerinde durulmamış, koşulların oluşup oluşmadığının belirlenmesi için araştırma ve inceleme yapılmamış ve taleple ilgili olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması yerinde değildir.

3. Dosyanın incelenmesinde, asıl ve birleşen dosyalarda belirlenen ecrimisil bedellerine ilişkin hangi dönem için ne miktarda ecrimisile hükmedildiğinin açıkça belirtilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece her iki dosya için de hangi dönem için ne miktarda ecrimisile hükmedildiğinin ve hükmedilen ecrimisil bedellerine dönemlere göre hangi tarihten itibaren faiz işletildiğinin açıkça belirtilmesi, ayrıca hükmedilen ecrimisil bedellerinin davalılardan payları oranında tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

4. Asıl ve birleşen dosyalar birbirinden bağımsız açılmış olup mahkeme kararında ayrı ayrı hesaplamalar yapılmış olması yerinde ise de, asıl davada 6.000 TL miktar üzerinden dava açılarak bu miktar üzerinden harç alınmış, hükümle birlikte harç tamamlanmış olmasına göre harcı tamamlanan miktar üzerinden davacı taraf lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken, Mahkemece birleşen dosyada harcın tamamlandığı kabul edilerek yatırılan harcın asıl dava dosyasına teşmili ile davacı taraf lehine fazla vekalet ücreti takdiri doğru değildir.

Yukarıda (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.