...
Davanın Kabulü
Taraflar arasındaki 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü maddesi hükümlerine göre açılmış tapusuz taşınmazın tescili istemli davanın yapılan yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 20. Hukuk (Kapatılan) Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve dahili Davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... Mevkiinde bulunan kuzeyi karanıca yolu ve 230 parsel, doğusu ... kullanımındaki tescil dışı arazi, güneyi 1950 yılında kesinleşmiş orman sınırı hattı ve batısı ... kullanımındaki 235 parsel ... 2B arazisi ile çevrili yaklaşık 4,5 dönüm civarında olan tescil dışı bırakılan taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin kullanımında olduğunu, tescil dışı kalmış olan taşınmazın müvekkilinin hissedarı olduğu parsele komşu olduğunu, davalı taşınmazın maliye ve orman ile ilgisinin olmadığını, bu nedenlerle dava konusu taşınmaza müvekkilinin 30 yıl civarında zilyet bulunduğundan, zamanaşımını nedeni ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının tescilini talep ettiği yerin tepelik, taşlık, çalılık bir arazi olduğunu, arazinin bu durumu da nazara alınarak kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığını, bu ve bu gibi yerlerin Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan ve Zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olduğunu, davacının araziyi tasarruf etmesinin zilyetliğini gerektirmeyeceğini, davacının zilyetliğinin de yeterli süreyi doldurmadığını, dava sonucunda davacı taraf lehine kazandırıcı zaman aşımı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde veya davacı davasını ispatlayamadığı taktirde 4721 ... Kanun'un 713 üncü maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince dava konusu taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.
2. Dahili davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; Orman sayılan yerlerin zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığını, müvekkili kurumun zorunlu hasım olduğu göz önünde bulundurularak, yargılama sonunda aleyhlerine yargılama masraflarına hükmedilmemesi gerektiğini, yapılacak yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın orman sınırlarında ve orman vasfını taşıyan kısmının orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.
3. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla; dava konusu taşınmazın tescil harici bir taşınmaz olduğunu, zilyetlikle iktisaba elverişli olmadığını ve fiilen tarım arazisi olarak kullanılmadığını, zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmemiş olduğunun anlaşıldığını, taşınmazın belediyeleri ile bir ilgisinin de bulunmadığını, ... Köy Tüzel Kişiliği'nin İlçe Belediyesi olan ...Belediyesine katıldığını, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2013 tarihli ve 2011/197 Esas, 2013/987 Karar ... kararı ile; Dava konusu taşınmazın 15.07.2013 tarihli fen bilirkişisi tarafından hazırlanan krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının 30 yıldan fazla süredir davacının kullanımında olduğu, imar ihyasının 20-25 yıl kadar önce tamamlanmış olduğu, taşınmazın mera ve orman ile bir ilgisinin olmadığı, 4721 ... Kanun'un 713 üncü maddesinde aranan zilyetlik koşullarının gerçekleşmiş olduğu, dava konusu taşınmazın 15.07.2013 tarihli fen bilirkişisi tarafından hazırlanan krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının 2B arazisi olduğu ve 2B arazisinin zilyetlik ile kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; ... ili ...ilçesi, ... Köyünde bulunan müşterek bilirkişilerin 17.05.2013 tarihli rapor ve fen bilirkişisinin 15.07.2013 tarihli krokisinde A harfi ile gösterilen 3.825,95 m2 lik yerin davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, B harfi ile gösterilen yere ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 20. Hukuk (Kapatılan) Dairesinin 21.10.2014 tarihli ve 2014/3919 Esas, 2014/8642 Karar ... kararıyla; temyize konu taşınmazın ormana sınır olması ve ilgisi nedeniyle davanın Orman Yönetimine yaygınlaştırılmamasının doğru olmadığı, orman araştırması ve zilyetlikle imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının da usulünce belirlenmediği, öncelikle ilgisi yönünden davasını Orman İdaresince yaygınlaştırması için davacı tarafa olanak verilmesi, yaygınlaştırıldığı takdirde, Orman Yönetiminin delillerinin sorulması ve toplanması, orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile hem eski tarihli, hem de dava tarihinden 15 - 20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının, dava konusu taşınmazların ve etrafını gösterir ve o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasının orijinal fotokopi örneğinin ilgili yerlerden getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden keşif yapılması, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116,4785 ve 5658 ... Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 ... Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. ... kararları ile iptal edilmiş olduğu ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 ... Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğu ve bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, orman tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek yerine uygulanıp taşınmazın tahdit hattına göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmesi, yine taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) eski ve tesbit tarihten 15-20 yıl önce düzenlenen memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskopik yöntemle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, açıklanan yöntemle; yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılması, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesi, bu yolda rapor alınması, komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilip uygulanması, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, varsa, zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiğinin sorulması, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2015 tarihli ve 2015/214 Esas, 2015/520 Karar ... ilamı ile; davacı tarafa Orman İşletme Müdürlüğünü davaya dahil etmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde ara kararın gereğinin yerine getirilmediği takdirde taraf teşkili sağlanamadığından davanın reddine karar verileceğinin ihtar edilmesine rağmen davacı tarafın süresi içerisinde ara kararın gereğini yerine getirmediği, 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 94/2. maddesi nazara alınarak taraf teşkilinin sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 25.11.2015 tarihli ve 2015/214 Esas, 2015/520 Karar ... kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 20. Hukuk (Kapatılan) Dairesinin 20.02.2019 tarihli ve 2016/12076 Esas, 2019/1172 Karar ... kararıyla; Hakim tarafından kesin süre verilirken; Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi, yapılması gereken iş veya işlemlerin birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi, sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanmasının zorunlu olduğu, 6100 ... Kanun'un 119/2 nci maddesince davaların uzamasını engellemek amacıyla konulan kesin süre kuralının, kanunun amacına uygun olarak kullanılması, zorunluluk bulunmadıkça davanın reddi veya açılmamış sayılması için gerekçe yapılmaması gerektiği, açıklanan hususlar gözetilmeksizin mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine ilişkin yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay 20. Hukuk (Kapatılan) Dairesinin 20.02.2019 tarihli ve 2016/12076 Esas, 2019/1172 Karar ... kararına karşı davalı ... vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş, Yargıtay 20. Hukuk (Kapatılan) Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2019/3191 Esas, 2019/4953 Karar ... ilamı ile; bozma ilamının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından tanzim 09.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen toplam 3.599,79 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmaza davacının babası ... ... ile beraber eklemeli zilyetlik şeklinde yaklaşık 50-60 yıl önceden bu yana nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet bulunduğu, taşınmazın önceleri buğday ekilerek davacı tarafça kullanıldığı, sonradan taşınmazda çilek yetiştiriciliği yapıldığı, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeyi gösterir sadece 1978 ve 1990 tarihli hava fotoğraflarının bulunabildiği ve bu fotoğrafların teknik bilirkişilerce yöntemine uygun şekilde değerlendirildiği, 2003 ve sonraki uydu görüntülerinde imar ihyasının tamamlanmış olduğu, dava konusu taşınmazın imar ihyasının tamamlanma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin davacı lehine dolduğu, taşınmazın mera ve orman ile bir ilgisinin olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve 4721 ... Kanun'un 713 üncü maddesinde aranan zilyetlik koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve ... ili, ... köyünde bulunan müşterek bilirkişilerin 09.01.2020 tarihli rapor ve fen bilirkişisinin 09.01.2020 tarihli krokisinde A harfi ile gösterilen 3.599,79 m² lik yüz ölçümündeki tescil harici taşınmazın tarla vasfı ile son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davalı ... vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının esas ve usul yönünden hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın, mahkemenin 2011/197 Esasına kayıtlı iken 17.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda A=3825,95 m2 ve B=2456,95 m2 (keşifte davacı tarafın gösterdiği sınırlar çerçevesinde belirlenmiştir.) olarak iki bölüme ayrıldığını ve mahkemece davanın kısmen kabulü ile A ile gösterilen kısmına ilişkin davanın kabulüne; B ile gösterilen kısma ilişkin davanın ise reddine karar verildiğini, bu karara karşı davacı tarafın temyiz başvurusunda bulunmadığından B ile gösterilen kısma ilişkin davanın kesinleştiğini, A ile gösterilen kısma ilişkin olarak taraflarınca temyiz yoluna gidildiğini ve mahkeme kararının yalnızca A ile gösterilen kısma ilişkin olarak bozulduğunu, bu süre zarfında A ile gösterilen kısmın 3.825,95 m2 olarak yargılamaya tabi tutulduğunu ve davacı tarafça hiçbir itirazda bulunulmadığını, verilen kararın yalnızca kendileri tarafından temyiz edildiğinden lehlerine usuli kazanılmış bir hak doğduğunu, hal böyle iken bilirkişilerce, dava konusu taşınmazın orman içerisinde kalan kısmının davacı tarafından dava konusu yapılmadığı yönünde değerlendirmesi yapıldığını, bu noktada bilirkişinin görev ve yetkisini aştığını, yerel mahkemenin de bu usulsüz ve yersiz değerlendirmeyi kararına dayanak aldığını, Yargıtay bozmasından sonra lehlerine doğan usuli kazanılmış hakkın gereği olarak yerel mahkemece, 09.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda C ile gösterilen alana ilişkin davanın, orman olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken; davacı tarafça sadece A ile gösterilen 3.599,79 m2'lik alan dava edilmiş gibi karar verildiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının usule ve kanuna aykırı olduğunu, 15.04.2013 tarihli keşifte mahkeme gözleminde davaya konu taşınmazın % 20-30 eğimli olduğunun, 17.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmazın % 20 eğimli olduğunun, 09.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda da taşınmazın % 15-18 eğimli olduğunun ifade edildiğini, dava konusu taşınmazın eğiminin oldukça yüksek olduğunu ve erozyon tehdidi altında olduğunu, taşınmazın eğiminin düşürülüp erozyon tehdidinin ortadan kaldırılmadan taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandığından bahsetmenin mümkün olmadığını, ayrıca eksik harcın usulünce tamamlanmadığına ilişkin beyanlarına da yerel mahkemece itibar edilmediğini, yerel mahkemece davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmuş olmasının bozmayı gerektirdiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Dahili davalı ... vekili, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davacının zilyetlik süresi ve dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının da olayda gerçekleşmediğini, bilirkişi kurulu raporunda; davaya konu A ve C harfleriyle kırmızı renkle gösterilen yerlerin 1990 ve 1978 yılı hava fotoğraflarında hali arazi görünümünde olduğu, her iki yıla ait hava fotoğraflarında orman emvali olduğu değerlendirilen düzensiz boyutta ve yerlerde ağaç, ağaççıklar ve maki bitkileri bulunduğu tespitlerine yer verildiğini, bilirkişi kurulu raporunun bu yönüyle davacının iddialarının tamamen yersiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, mahalli bilirkişilerin 25.11.2019 tarihinde yapılan keşifte, dava konusu yerin yaklaşık 8 yıldır ekilip biçilmediğini ifade ettiklerini, davacının, dava konusu taşınmazı zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edinebilmesi için kanunda aranan şartların oluşmadığını, hem bilirkişi raporlarında hem de mahkeme gözleminden anlaşıldığı üzere, dava konusu taşınmazın eğimi oldukça yüksek olduğundan erozyon tehdidi altında olduğunu, taşınmazın eğiminin azaltılıp erozyon tehdidinin önüne geçilmeden taşınmazda imar ve ihyanın tamamlandığından söz etmenin mümkün olmadığını, bu yönüyle de davanın reddi gerekirken yerel mahkemece aksi yönde hüküm kurulmuş olmasının bozmayı gerektirdiğini, açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, 4721 ... Kanun'un 713 üncü maddesi hükümlerine göre açılan davada 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman vasfıyla Hazine adına tescil koşullarının bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4271 ... Kanun'un 713 üncü maddesi, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddeleri.
1. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından tanzim 09.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen toplam 3.599,79 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmazın 2003 ve sonraki uydu görüntülerinde imar ihyasının tamamlanmış olduğu, dava konusu taşınmazın imar ihyasının tamamlanma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin davacı lehine dolduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
2. Bilirkişilerce 1990 ve 1978 yılı hava fotoğraflarında arazi üzerinde orman emvali ağaç, ağaççıklar ve maki bitkileri bulunduğu, 2003 yılında uydu fotoğraflarında bu ağaç ve maki bitkilerinin araziden tamamen temizlenmiş olduğu, eldeki verilerle tam olarak hangi yıl imar ihyaya başlanıldığının anlaşılamadığı belirtilmiş olup, dosya kapsamında imar ihyanın 2003 yılında tamamlandığı ve dava tarihi itibariyle 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı ve imar ihya şartlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.
3. Hal böyle olunca, davalı ...'nin 4721 ... Kanun'un 713/6 ncı maddesi gereğince tescil talebi olduğu da değerlendirilerek, davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi ile birlikte dava konusu A harfi ile gösterilen bölümdeki ağaçların sayı ve nitelikleri de belirtilerek davacıya ait olduğu yönünde tapunun beyanlar hanesine muhdesat şerhi verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.