Taraflar arasındaki bağımsız bölüm mülkiyetinin devri davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalılardan ... vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatif ile davalı...firması arasında 17.12.2011 tarihli ve 27.02.2012 tarihli iki adet sözleşme imzalandığını, 17.12.2011 tarihli sözleşme ile müteahhitin 1073 Ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A Blok ve 1126 ada 1 parsel no.lu arsada yapılacak olan bloğun kaba inşaat işlerini yapmayı yüklendiğini, davacının sözleşme karşılığı ödeyeceği bedelin iki adet daire ve KDV hariç 523.190,00 TL olduğunu, 27.02.2012 tarihli sözleşme ile müteahhitin 1126 ada 1 parselde yaptırılacak Blok, 1073 ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A blok inşaatının ince işçilikleri, B, C, D, E Bloklarının kalan ince işçilikleri ve çevre düzenlemesinin yapılması işlerini yüklenicinin yapmayı yüklendiğini, davacının sözleşme karşılığı ödeyeceği bedelin KDV hariç 581.000,00 TL olduğunu, kooperatif ve firma arasında yapılan 17.12.2011 ve 27.02.2012 tarihli sözleşmelerden anlaşılacağı üzere inşaat bitim süresinin 01.01.2014 tarihinde dolduğunu, sözleşmenin bitim süresinin üzerinden yaklaşık yedi ay geçmesine rağmen söz konusu inşaatların yapımının hiçbir şekilde tamamlanmadığını, toplam 940.000.00 TL'lik ödeme yapıldığını, vermeyi üstlendiği iki daire olan C Blok 7 no.lu daire ve B Blok 7 no.lu daireleri de davalılara teslim ettiğini, Em-Kay Ltd. Şti.'nin şirket ortağı olan ... ...'ın anne ve babasına dairelerin tescil edilmesini talep etmiş olup kooparatif yönetiminde kardeşi ... ve diğer üyelerin bu talebi 25.08.2012 toplantı tarihli ve 70 numaralı yönetim kurulu kararında kabul ettiğini, ... 3. Noterliğinin 11.07.2014 tarih, 7036 yevmiye no.lu fesihnamesi ile 6098 Sayılı TBK'nın 125/2-3 hükmü çerçevesinde geriye etkili olacak şekilde sözleşmeden dönüldüğünün bildirildiğini, bu aşamada nakit olarak ödenen bedelin iadesine ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalının kusurlu olarak eksik bıraktığı işler nedeni ile sözleşmeden dönülmesi sonucu ... karşılığı mülkiyeti davalılara verilen ... ili Merkez ilçesi ... İmar Mah. 1073 ada 10 parsel C Blok 7 no.lu bağımsız bölümün ... ili Merkez ilçesi ... İmar Mah. 1073 ada 10 parsel B Blok 4 no.lu bağımsız bölümün mülkiyetinin iadesini talep ettikleri açıklanan nedenlerle nakit olarak ödenen bedelin iadesine ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalının kusurlu olarak eksik bıraktığı işler nedeniyle sözleşmeden dönülmesi sonucu ... karşılığı mülkiyeti davalılara verilen ... ili Merkez ilçesi ... İmar Mah. 1073 ada 10 parsel C bl. 7 nolu bağımsız bölümün, ... ili Merkez ilçesi ... İmar Mah. 1073 ada 10 parsel B blok 4 nolu bağımsız bölümün mülkiyetinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalılardan...Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; görev yönünden davanın reddine karar verilmesini ve dosyasının Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, davaya konu taşınmazların iadesi talebinin hukuka aykırı olup, üçüncü kişi yararına yapılan sözleşmelerden dönülmesi halinde üçüncü kişilere devredilen ayni hakların geri istenilmesinin olanaklı olmadığını, şirketlerinin davacı ile yaptığı 27.07.2012 tarihli sözleşmenin 11. maddesine göre davacı kooperatifin diğer edimlerinin yanı sıra kooperatife ait iki adet daireyi şirketlerine vermeyi kabul ettiğini, sözleşmenin sona ermesi durumunda üçüncü kişilere tapu sicilinde devredilen ayni hakların sözleşme ilişkisinin sona erdiği ileri sürülerek onlardan geri istenilmesinin hiçbir şekilde olanaklı olmadığını, başka bir ifadeyle davacı ile yaptıkları üçüncü kişiler yararına işlemlerin inşaat sözleşmesinden bağımsız olduğunu, sözleşme hükümlerini ihlal eden ve temerrüde düşenin davacı olduğunu, davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayanmadığından taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davacının toplamda 01.11.2012 tarihine kadar 1.104.190,00 TL ödeme yapmakla yükümlüyken bu süreye uymadığı gibi hali hazırda eksik ödeme yaptığını, davacının şu ana kadar toplam ödediği miktarın 940.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirketin halen 164.190,00 TL+KDV alacaklı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalılardan ... ve... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı kooperatif ile müvekkilleri arasındaki taşınmaz sözleşmesinin bir ... karşılığı olmayıp "üçüncü kişi yararına sözleşme"den kaynaklandığı, yani müvekkillerinin davacı ile diğer davalı müteahhit şirket arasında eser sözleşmesinin tarafı olmadığını, dolayısıyla sözleşmeden dönülmesi için gerekli koşullar sağlanmış olsa bile bunun hüküm ve sonuçlarından müvekkillerinin etkilenmesinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde kooperatifin o dönemdeki başkanı ve müvekkillerin oğlu olan ...'ın bu tescili usulsüz yaptığını beyan etseler de kooperatif kayıtlarından bu tescil işlemi için kooperatif yönetiminin oy birliği ile karar aldığını, müvekkillerinin eser sözleşmesinin tarafı olmadıklarını ve sözleşmeden dönmenin hüküm ve sonuçlarından etkilenmeyeceklerini, dava konusu olayın kat karşılığı inşaat sözleşmesi olmadığını, tespit dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporundan bir parsel haricinde yükleniciye düşen edimlerin büyük ölçüde tamamlandığını, kooperatif kayıtlarından da tamamlanan kısımların bağımsız bölümlerinin kabul edildiğini ve tapuya malikleri adına tescil edildiğinin tartışmasız olduğunu, gelinen bu noktada sözleşmeden dönme hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/75 Esas, 2019/422 Karar sayılı kararıyla; dava konusu edilen iddia ve savunmalar davacı yüklenici kooperatif ile davalı...firması arasında 17.12.2011 tarihli ve 27.02.2012 tarihli iki adet sözleşmeden kaynaklandığı, sözleşmelere göre davacının tapuda 2 adet daire ile birlikte ayrıca sözleşme bedelini ödediği, bu suretle kendisine düşen edimleri TBK'nın 97. maddesi kapsamında yerine getirdiği, TBK'nın 124/1 maddesi gereğince eldeki davayı açtığı, davalı şirketin sözleşmeler kapsamında yapmayı taahhüt ettiği 1126 ada 1 parsele yapılması gerekip de hiç yapılmayan bina inşaatının bulunduğu, 1073 ada 10 parselde 5 adet bloğun %87,78 oranında tamamlamış olduğu, bu hali ile sözleşmeye göre teslim tarihi itibarı ile ve dava tarihinde edimini yerine getirmediği, sözleşme kapsamında tapu devri de bulunmakla davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedemeyeceği, ancak, dava dilekçesinde devir edilen iki adet bağımsız bölümün devrinin istenmiş olması nedeni ile ve dava dilekçesi içeriğinden sözleşmenin geriye etkili feshini de talep ettiği ve yukarıda izaha çalışıldığı üzere geriye etkili feshin şartlarının oluştuğu, geriye etkili fesih sonucu itibarı ile taraflar sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca verdiklerini geri isteyebilecekleri, üçüncü kişinin yolsuz kayda dayanarak ayni hak kazanımının korunabilmesi için tescilin yolsuzluğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olmaması gerektiği, kendisinden beklenen özeni göstermeyen, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan kişinin iyiniyet iddiasının dinlenmeyeceği, iyi niyet iddiasının devir eden ve alan arasındaki yakın akrabalık ilişkisi, devir tarihlerinin tarih aralığı, bedelin ne şekilde olduğu gibi her türlü delil ile ispatlanabileceği, bu kapsamda eldeki davada sözleşmeler geriye etkili olarak fesih edildiğinde, taşınmazların devrini alan diğer davalılar yönünden de yolsuz tescil koşullarının oluştuğu belirtilerek davanın kabulü ile; davacı ile davalılardan...İnşaat Taah. Proje Elekt. Ltd. Şti. arasında imzalanan 17.12.2011 tarihli ve 27.02.2012 tarihli iki adet sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, davalılar ... ve... adına tapuya kayıtlı sırasıyla ... Merkez ... İmar Mah. 1073 ada, 10 parsel B Bl. 4 no.lu bağımsız bölüm ile aynı ada parselde kayıtlı C Bl. 7 no.lu bağımsız bölümlere ilişkin taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2020 tarihli ve 2020/234 Esas, 2020/267 Karar sayılı kararıyla; davalı alt yüklenicinin eser sözleşmesi gereği edimini tamamıyla ifa etmediği, kararlaştırılan imalatın %76,96 oranında gerçekleştirildiği, dolayısıyla davacı yüklenicinin geriye etkili fesih ile sözleşme kapsamında borçlunun haleflerine devredilen taşınmazların iadesini talep edebileceği, nitekim bu taşınmazların dava dış arsa sahibiyle davacı arasındaki sözleşmeye göre davacı yükleniciye bırakıldığının açık olduğu nazara alınarak istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, açıklanan nedenlerle, istinaf edenin tarafı ve 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 03.06.2021 tarihli, 2020/1914 Esas, 2021/2492 Karar sayılı ilamı ile eser sözleşmesinin, karşılıklı edimleri içeren bir ... görme olduğu, yüklenicinin ediminin, eseri meydana getirmek ve ... sahibine teslim etmek, ... sahibinin karşı ediminin ise teslim edilen eserin bedelini ödemek olduğu, bedelin, nakti olarak belirlenebileceği gibi nakit yerine geçecek şekilde altın ya da taşınmaz olarak da kararlaştırılabileceği, nakit bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden ise sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönmenin mümkün olduğu, Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 tarih 2006/15-702 Esas, 2006/691 Karar sayılı kararı ve Dairemizin 04.06.1998 tarih 1998/513 Esas, 1998/2377 Karar sayılı kararında da bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğunun benimsendiği, eser sözleşmesinin bir türü olan “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi”nin ise bazı özellikler taşıyan bir “Karma Sözleşme” sayıldığı, bu tür sözleşmelerde yüklenicinin borcunun, inşaatı yapıp teslim etmek; arsa sahibinin borcunun ise, bedel olarak arsa payının veya arsanın mülkiyetini kayden yükleniciye geçirmek olduğu, bu tür sözleşmelerde iki sözleşmenin iç içe olduğu, birisinin, hiçbir şekle bağlı olmayan “İnşaat Sözleşmesi” diğerinin ise, TMK’nın 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanunu’nun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddesi hükümleri gereğince, resmi biçimde yapılması gereken “tapulu taşınmaz veya tapulu taşınmaz payının mülkiyetini nakil borcu doğuran sözleşme" olduğu, uyuşmazlık konusu 17.12.2011 tarihli sözleşmenin yapılacak blokların kaba inşaat işlerinin tamamlanması, 27.07.2012 tarihli sözleşme ise blokların ince işçilikleri ile çevre düzenleme işlerini içerir 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen bedeli nakit ve nakit karşılığı daire şeklinde kararlaştırılan eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu sözleşmenin tek taraflı irade ile feshinin mümkün olduğu, açıklanan nedenlerle sözleşmelerin tapu devrini içerdiğinden bahisle tek taraflı olarak feshedilemeyeceğinin kabulünün hatalı olduğu, ayrıca yargılamaya hakim olan ilkelerden sayılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.'' hükmüne yer verildiği, somut olayda; davacının sözleşmenin feshi talebi olmamasına rağmen “taleple bağlılık ilkesi” dikkate alınmaksızın sözleşmelerin geriye etkili feshine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece yapılacak işin; hükme esas alınan bilirkişi kurundan ek rapor alınarak uyuşmazlığı nakit karşılığı eser sözleşmesi kapsamında çözmek ve 17.12.2011 ve 27.07.2012 tarihli sözleşmeler kapsamında davalı yüklenicinin yaptığı işlerin ve bedelinin tespiti ile bu sözleşmelere istinaden yapılan ödemelerin tespit edilerek yüklenicinin sözleşmeler kapsamında bedel olarak daireleri hakedip etmediği tespit edilerek sonucuna uygun karar verilmesinden ibaret olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamının gerekleri yerine getirilmek üzere bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, 23.05.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda "...Bu durumda belirtilen 17.12.2011 tarihli sözleşme kapsamında ve 27.07.2012 tarihli sözleşme kapsamında yapılan imalatlarla ilgili olarak davalıya yaklaşık 300.000,00 TL fazla ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır" şeklinde belirtildiği, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 17.12.2011 ve 27.07.2012 tarihli sözleşmeler kapsamında davalı yüklenicinin yaptığı işlerin ve bedelinin tespit edilerek daireleri hak edip haketmediğinin belirlendiği, alınan 23.05.2022 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, davalıya yaklaşık 300.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından davanın kabulü ile; davalılar ... ve... adına tapuya kayıtlı sırasıyla ... Merkez ... İmar Mah. 1073 ada, 10 parsel B Bl. 4 no.lu bağımsız bölüm ile aynı ada parselde kayıtlı C Bl. 7 no.lu bağımsız bölümlere ilişkin taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; talebin mülkiyetin iadesi olduğu, mülkiyetin iadesi şeklinde bir hüküm kurulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, imalat bedellerinin eksik hesaplandığı, C ve D Bloklardaki ince inşaat işlerinin eksik kısımlarının hesaplamaya dahil edilmediği, ödemelerin hatalı hesaplandığı, sadece tarih esasına dayalı olarak 17.12.2011 tarihinden sonra yapılan bütün ödemelerin 17.12.2011 ve 27.07.2012 tarihli sözleşmelere karşılık yapıldığının kabul edilemeyeceği, dava konusu inşaat yapım işine ilişkin olarak taraflar arasında 6 adet sözleşme yapıldığı, bu sözleşmelere konu işlerin birbiri ile bağlantılı olduğu, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin doğru bir şekilde belirlenebilmesi için taraflar arasında düzenlenen 6 adet sözleşmenin bir bütün olarak ele alınması gerektiği, rapor uyarınca yükümlülüklerinin yerine getirildiğinin ispatlandığı, inşaat yapımı için kararlaştırılan sürenin dolmadığı, davacının hiçbir süre vermeden sözleşmeyi geriye dönük olacak şekilde sonlandırdığı, temerrüde düşürülmeden sözleşmeden dönülemeyeceği bu nedenle davanın reddi gerektiği, yapılan inşaatın geri sökülmesinin aşırı zarar doğuracağı, dönme şeklinde sözleşmenin sonlandırılması halinde, bu aşamaya kadar yapılan blokların yıkılması gerekeceği, fazla ödenen miktar 300.000,00 TL olarak tespit edilmesine rağmen 2 adet taşınmazın dava tarihindeki toplam değerinin 380.000,00 TL olduğu, kabul edilmemekle birlikte 300.000,00 TL fazla ödemeye karşılık 380.000,00 TL değerindeki 2 adet taşınmazın tapusunun davacı adına tesciline karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, tapu devrinin kooperatif kararı ile yapıldığı, davalılar ... ve ...'ın, davacı Kooperatif ile davalı...Şirketi arasında düzenlenen sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle tapu iptale karar verilmesinin hatalı olduğu, kesin süre içerisinde harcın ikmal edilmediği belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26., 369. maddesinin 1. fıkrası ve 371. maddesi,

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri,

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi gereği talepten fazlasına hükmedilemeyeceği, dava dilekçesinde açıkça dava konusu olarak 17.12.2011 tarihli, 1073 Ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A Blok ve 1126 ada 1 parsel no.lu arsada yapılacak olan bloğun kaba inşaat işleri ve 27.02.2012 tarihli, 1126 ada 1 parselde yaptırılacak Blok, 1073 ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A Blok inşaatının İnce isçilikleri, B, C, D, E Bloklarının kalan ince isçilikleri ve çevre düzenlemesinin yapılması işlerine ait iki adet sözleşmenin gösterildiği, bu nedenle yargılamanın taleple bağlılık gereği iki sözleşme üzerinden yapılmasında hata olmadığı, mahkemece harcın tamamlatılması için 23.05.2018 tarihinde ara karar kurulduğu fakat ara kararda harcın miktarının açıkça gösterilmediği, bu nedenle ihtaratın geçersiz olduğu, 26.09.2018 tarihinde miktar da belirtilerek yeniden kurulan ara karar gereği süresinde harcın tamamlandığı ve bağımsız bölüm sahiplerinin, bağımsız bölümlerin sözleşmedeki edimler karşılığı yükleniciye bırakıldığını bilecek durumda olduğu anlaşılmakla, davalılar vekilin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2.Usuli kazanılmış hak, 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tanımlanmış olup, içtihihadı birleştirme kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe giren ilk halinde usuli kazanılmış hakka yer verilmemişse de bu ilkenin uygulanması, Yargıtayın içtihatları ile HMK’nın 177/2. maddesine 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanunun 18. maddesi ile yapılan ek düzenlemeye kadar devam etmiştir. Bu ek düzenleme ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” maddesi ile HMK’da hüküm altına alınmış olup usuli kazanılmış hakların korunacağı bu şekilde hükme bağlanmıştır.

Usuli kazanılmış hak kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle Yargıtayca da re'sen dikkate alınır. Yargıtayın bozma kararı nedeniyle doğan hak iki çeşit olup, (1) mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile doğan usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtayın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir.

Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 03.06.2021 tarihli, 2020/1914 Esas, 2021/2492 Karar sayılı ilamı ile uyuşmazlık konusunun 17.12.2011 tarihli sözleşme yapılacak blokların kaba inşaat işlerinin tamamlanması, 27.07.2012 tarihli sözleşme ise blokların ince işçilikleri ile çevre düzenleme işlerini içerir 818 sayılı Borçlar Kanununun 355 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen bedeli nakit ve nakit karşılığı daire şeklinde kararlaştırılan eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin tek taraflı irade ile feshinin mümkün olduğu, açıklanan nedenlerle sözleşmelerin tapu devrini içerdiğinden bahisle tek taraflı olarak feshedilemeyeceğinin kabulünün hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkiş kurundan ek rapor alınarak uyuşmazlığı nakit karşılığı eser sözleşmesi kapsamında çözmek, 17.12.2011 ve 27.07.2012 tarihli sözleşmeler kapsamında davalı yüklenicinin yaptığı işlerin ve bedelinin tespiti ile bu sözleşmelere istinaden yapılan ödemelerin tespit edilerek yüklenicinin sözleşmeler kapsamında bedel olarak daireleri hakedip etmediği tespit edilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan ek raporda "Taraflar arasında üç adet sözleşme yapılarak 17.12.2011 tarihli iki adet sözleşme ve 27.07.2012 tarihli sözleşmede ... ...Bulvarı 1073 ada 10 nolu parsel ve 1126 ada 1 parsel üzerine yapılacak olan blokla ilgilidir" şeklinde değerlendirme yapılarak dava konusu dışındaki 17.12.2011 tarihli C-D Blokların ince işçiliklerine ait sözleşmenin de inceleme konusu yapıldığı ve ödemeler konusunda da taraf itirazlarını giderir şekilde Yargıtay denetimine elverişli olmayan şekilde hazırlanan raporun esas alındığı anlaşılmakla bozma ilamına uygun ve Yargıtay denetimine elverişli olmayan rapora göre hüküm kurulması hatalı olmuştur.

Bu durumda mahkemece yapılacak ...; hükme esas alınan bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınarak uyuşmazlığı nakit karşılığı eser sözleşmesi kapsamında çözmek ve dava konusu olan 17.12.2011 tarihli, 1073 Ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A blok ve 1126 ada 1 parsel no.lu arsada yapılacak olan bloğun kaba inşaat işleri ve 27.02.2012 tarihli, 1126 ada 1 parselde yaptırılacak blok, 1073 ada 10 parsel üzerinde yaptırılacak A blok inşaatının İnce isçilikleri, B, C, D, E bloklarının kalan ince isçilikleri ve çevre düzenlemesinin yapılması işlerine ait iki adet sözleşme kapsamında davalı yüklenicinin yaptığı işlerin ve bedelinin tespiti ile bu sözleşmelere istinaden yapılan ödemelerin Yargıtay denetimine elverişli şekilde tespit edilerek yüklenicinin sözleşmeler kapsamında bedel olarak daireleri hakedip etmediği tespit edilip sonucuna uygun karar verilmesinden ibarettir.

Açıklanan nedenlerle;

1. Bent uyarınca davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Bent uyarınca temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.