Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 1. Aile Mahkemesinin 06.02.2017 tarihli ve 2016/1303 Esas, 2017/82 Karar sayılı kararıyla yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı yargılamanın iadesine isteyenler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (10.) Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu kez yargılamanın iadesini isteyenler vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Halil ve ... vekilleri dava dilekçesinde, kızları 14.01.1997 doğumlu ...'nın evlat edinilmesine dair Bursa 1. Aile Mahkemesinin 12.07.2010 tarihli ve 2010/249-1138 sayılı kararının yargılamanın iadesi ile iptal edilmesini istemiş; Mahkemece, yargılamanın iadesi isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargılamanın iadesi isteminin reddine dair ilk derece mahkemesince verilen karar, yargılamanın iadesini isteyenler vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine yargılamanın iadesini isteyenler vekilince istinaf isteminin esastan red kararı temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 316. maddesi kapsamında evlat edinme davasında gerekli araştırmanın yapılmadığı ileri sürülerek evlat edinme kararının yargılamanın iadesi yolu ile iptal edilmesi istemine ilişkin olup, yargılamanın iadesine ilişkin dava, evlat edinilen Esra'nın anne-babası tarafından açılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliği haiz bulunması, dava takip yetkisine sahip olunması, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması hususları, dava şartları olarak belirtilmiştir. HMK'nin 115. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının incelenmesinde, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine hükmeder. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için vereceği süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.
Öncelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları arasında sayılan; taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davada temsil kavramları üzerinde durulmalıdır:
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme ile ilgili olup, 6100 sayılık Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50.maddesi gereği medeni haklardan istifade hakkı bulunan her gerçek ve tüzel kişi bir davada taraf olabilme ehliyetine de sahip olup gerçek kişi sağ doğmak şartı ile ana rahmine düştüğü andan başlayarak ölünceye kadar taraf ehliyetine sahiptir.

Dava ehliyeti ise kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir vekil aracılığı ile bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme yetkisi olup, HMK'nin 51.maddesi gereği dava ehliyeti medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenecektir. Buna göre medeni hakları kullanma (fiil, eylem) ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Davayı takip yetkisi, HMK'nin 53.maddesi gereği, davayı yürütebilme ve talep sonucunda belirtilen hakkın ya da hukukî ilişkinin esası hakkında hüküm alabilme yetkisini ifade etmekte olup, kanunda belirtilen istisnaî durumlar dışında, maddî hukuktaki tasarruf yetkisine göre kişinin davayı takip yetkisi olup olmadığı belirlenecektir. Kişi kendi adına dava açtığında yani dava konusu hak ya da hukuki ilişkinin tarafı olduğunu iddia ettiği anda davayı takip yetkisine de sahip olacaktır. Ancak kendi adına değil de bir üçüncü kişi adına hak talep ettiğinde davayı takip yetkisi olmayacaktır.

Dava takip yetkisi taraf sıfatından farklı olup sıfat, tarafın maddi hukukta düzenlenen alacaklı, mirasçı, malik olma niteliğine ilişkindir. Buna karşılık dava takip yetkisi yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun yanıtıdır. Bu bakımdan, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç dava takip yetkisini, bu sürecin sonucunda maddî hukuka yönelik sonuç sıfatı karşılar. Yani, dava takip yetkisi usûlî, sıfat ise maddî hukukla bağlantıyı ifade eder. (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usûl Hukuku, Ankara 2011, s.211).

Dava da temsil, HMK'nin 71.maddesi gereği dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Temsilci davanın tarafı olmayıp taraf adına hareket eden kişidir. HMK'nin 52.maddesi gereği medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar (kısıtlılar, küçükler vs.) davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilebilecek olup, bunun için TMK'nin 462/8.maddesi kapsamında vesayet makamından izin alınması ve izin belgesinin HMK'nin 54.maddesi gereği dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunmak zorunda oldukları, iradi temsil olarak adlandırılan vekil aracılığı ile temsilde ise davanın tarafı seçtiği bir vekil aracılığı ile dava açabilir ve davayı takip edebilir. Kendisine vekalet verilecek kişiler 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 35.maddesi gereği baroda kayıtlı avukatlardır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, Bursa 1. Aile Mahkemesinin 12.07.2010 tarih ve 2010/249-1138 sayılı kararı ile 1922 doğumlu ...'ın 14.01.1997 doğumlu ...'yı evlat edinmesine karar verilmiş, incelemeye konu 26.12.2016 tarihinde açılan davada ise evlat edinilen ...'nın anne ve babası yargılamanın iadesi yolu ile evlat edinme kararının kaldırılması istenmiş, mahkemece yargılamanın iadesi istemi reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddedildiği anlaşılmıştır.
Evlat edinilen ... 14.01.1997 doğumlu olup, dava tarihi itibari ile ondokuz yaşında yani ergindir. Ancak dava anne-babası tarafından açılmıştır. HMK'nin 71.maddesi gereği ergin olan ve hakkında kısıtlama kararı bulunmayan kişinin iradi temsil dışında davasını bizzat açması gerektiği, kanuni temsilin HMK'nin 52.maddesinde medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilecekleri, dava açıp takip etmenin HMK'nin 53.maddesi kapsamında dava takip yetkisi kapsamında olduğu, kanuni temsil ile dava takip yetkisinin aynı kanunun 114.maddesi 1.fıkrasının "d" ve "e" bentleri gereği dava şartlarından olup, 115. madde gereği yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Bu sebeple davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esasının incelenerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda gösterilen nedenlerle yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (10.) Hukuk Dairesinin 05.12.2017 tarihli ve 2017/1345 Esas, 2017/1496 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (10.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise ilk derece mahkemesi Bursa 1. Aile Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 12.02.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.