İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 27.12.2019 tarihli ve 2018/2413 Esas ve 2019/927 sayılı bozma ilamı üzerine;
1. Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/36 Esas, 2020/75 sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca, 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında istinaf bozma ilamı öncesinde istinaf yasa yoluna sadece sanık başvurduğundan kazanılmış hakkının korunmasına, 2 yıl 9 ay 22 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 24.05.2021 tarihli ve 2020/401 Esas ve 2021/997 sayılı kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.10.2022 tarihli ve temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özet olarak;
1. Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2. Sanığın aşamalarda samimi şekilde itirafta bulunduğuna,
3. Suçun unsurlarının teşdit sebebi sayıldığına, hem etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının hem de cezanın teşdiden tayin edilmesinin isabetsiz olduğuna,
4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı celp edilmeden hüküm kurulması, sair delillerin suçun sübutu için yeterli olduğu görüldüğünden sonuca etkili bulunmamış olup;
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
1- Sanığın temyiz aşamasında sunduğu 13.07.2023 tarihli dilekçe itibarıyla, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebine ilişkin ek anlatımlarda bulunduğunun ve örgütün ve örgüt mensuplarının çözülmesine yönelik aşamalarda vermediği birtakım bilgiler verdiğinin anlaşılması karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek, öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş olduğu bilgilerin, sanığın örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun doğruluk ve faydalılık durumunun mahkemece takdir edilmesi ve 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi lüzumu,
2- Kabule ve uygulamaya göre de,
Sanığın istinaf bozma ilamı öncesi yargılamada hakkında tayin edilen cezanın usuli kazanılmış hak oluşturması nedeniyle hapis cezasının "2 yıl 9 ay 22 ..." üzerinden infaz edileceğinin belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, "neticeten sanığın 2 yıl 9 ay 22 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 24.05.2021 tarihli ve 2020/401 Esas, 2021/997 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.