B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Kanunî mirasçı ...'ın temyiz isteği yönünden; katılan ...'un kovuşturma aşamasında, 30.03.2013 tarihinde vefat ettiği, Mahkemece kanunî mirasçılarının davadan haberdar edilmesi amacıyla Samsun 1. Ağı Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı, Talimat Mahkemesince kanunî mirasçılara usûlüne uygun duruşma gününü bildirir davetiyenin tebliğ edildiği, kanunî mirasçılardan... ve ...nun duruşmaya iştirak ettikleri ve şikâyet ve katılma talebinde bulundukları, kanunî mirasçı Tuğba'nın, usûlüne uygun şikâyet ve katılma beyanının bulunmadığı, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.03.2014 tarihli ve 2012/104 Esas, 2014/74 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve sanığın 1 yıl 3 ay süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

2. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.03.2014 tarihli ve 2012/104 Esas, 2014/74 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 12.06.2017 tarihli ve 2017/14212 Esas, 2017/14597 Karar sayılı kararıyla;
"Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu,"

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/224 Esas, 2020/349 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, cezanın ertelenmesine ve sanığın 1 yıl 3 ay süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

A. Kanunî Mirasçı Tuğba Ulaşın Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesi gereği hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın suça iştirak etmediğine, hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

1. Müteveffa katılan ...'un, Samsun’da yaşadığı ve doktor olduğu, sanığın, temyiz dışı sanıklar ... ve Hacı Murat Sigan ile birlikte hareket etmek suretiyle Temel'i 22.02.2012 tarihinde telefonla arayarak kendilerini komiser Erdem Coşkun olarak tanıttıkları ve emniyete gelmesini söyledikleri, ...in, taksiyle Samsun İl Emniyet Müdürlüğüne gittiği bir sırada tekrar telefonla arandığı ve kendisini komiser olarak tanıtan kişinin bu kez de telefonuna cihaz konulacağı ve dinlemeye alınacağını söylediği, ayrıca en yakın Ziraat Bankasına giderek verilen numaradan kendilerini araması gerektiğini söylemesi üzerine, müteveffa katılanın Ziraat Bankasına gittiği ve verilen numarayı aradığı, karşısında konuşan kişinin temyiz dışı sanık Hacı Murat Sigan adına Ziraat Bankası... Şubesine 30.000,00 TL yatırmasını söylediği, katılanın parayı yatırdığı, paranın temyiz dışı sanık Hacı Murat Sigan tarafından çekildiği, akabinde katılandan temyiz dışı sanık ... adına Ziraat Bankası... Şubesine para yatırmasını istediği, katılanın 24.850,00 TL de bu hesaba yatırdığı, ancak bu paranın, temyiz dışı sanık ... ve kendisini banka dışında bekleyerek yönlendiren sanık ... tarafından çekilmek istendiği sırada yakalandıkları anlaşılmıştır.

2. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de temyiz dışı sanık Orhan'ı tanıyıp tanımadığı konusunda çelişkili beyanlarda bulunduğu belirlenmiştir.

3. Müteveffa katılanın, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımları istikrarlıdır.

4. Temyiz dışı sanık Orhan'ın, gerek kendi gerekse sanık ...'in eylemleri yönünden ikrara dayalı savunma yaptığı saptanmıştır.

5. Ziraat Bankası ... Şubesi tarafından tanzim olunan, 22.02.2012 tarihli Tutanak ile aynı tarihli Güvenlik Araması Tutanağı, emniyet güçlerince tanzim olunan aynı tarihli Yakalama ve Gözaltı Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

6. Mahkemece taraflar arasında 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma yoluna gidildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı, dava dosyasında bulunan 08.04.2019 tarihli Uzlaştırma Raporu'ndan anlaşılmıştır.

7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

A. Kanunî Mirasçı ...'ın Temyiz İsteği Yönünden
Kanunî mirasçı ...'ın, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

1. Suç tarihinde katılanı telefonla arayan kişinin, temyiz dışı sanık Hacı Murat Sigan adına Ziraat Bankası... Şubesine 30.000,00 TL yatırmasını söylediği, katılanın parayı yatırdığı, paranın temyiz dışı sanık Hacı Murat Sigan tarafından çekildiği, akabinde katılandan temyiz dışı sanık ... adına Ziraat Bankası... Şubesine para yatırmasını istediği, katılanın 24.850,00 TL de bu hesaba yatırdığı, ancak bu paranın, temyiz dışı sanık ... ve kendisini banka dışında bekleyerek yönlendiren sanık ... tarafından çekilmek istendiği sırada yakalandıkları olayda, sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçu birden fazla kez işlediği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin tatbiki gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği de gözetilerek hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

4. Katılanın istikrarlı anlatımları, temyiz dışı sanığın savunması, Ziraat Bankası ... Şubesi tarafından tanzim olunan, 22.02.2012 tarihli Tutanak ile aynı tarihli Güvenlik Araması Tutanağı, emniyet güçlerince tanzim olunan aynı tarihli Yakalama ve Gözaltı Tutanağı ve tüm dava dosyası kapsamı karşısında sanığın eylemi sübuta erdiğinden hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

A. Kanunî Mirasçı ...'ın Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) başlığı altında açıklanan nedenle kanunî mirasçı Tuğba'nın, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) başlığı altında açıklanan nedenlerle İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/224 Esas, 2020/349 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.02.2024 tarihinde karar verildi.