İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.09.2021 tarihli ve 2020/348 Esas, 2021/201 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı iki kez 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 10.11.2021 tarihli ve 2021/1656 Esas ve 2021/927 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.12.2021 tarihli ve hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafinin temyiz istemi özet olarak;
1. İstinaf kararında duruşma taleplerinin değerlendirilmediğine,
2. Dava dosyalarının açılma tarihi itibarıyla hatalı dosyada usule aykırı şekilde birleştirildiğine, makul sürede yargılamanın bitirilmesinin kararı usule uygun hale getirmediğine,
3. Sanığın savunmasını Kürtçe yapmak istemesine rağmen henüz dava sonuçlanmadan tercüman giderinin sanıktan tahsiline karar verileceği şeklinde ara karar kurulup tercüman bulundurulmayarak sanığın susma hakkını kullandığının kabul edildiğine,
4. Birleşen dosyadaki tape kayıtlarına ilişkin sanığın soruşturma aşamasında ifadesi alınmadığından kesintinin gerçekleşmediğine ve sanık hakkında iki ayrı örgüt üyeliği suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceğine,
5. Sanığın HTS kaydı itibarıyla 18.06.2015-27.12.2015 tarihleri arasında baz bilgisinin bulunmamasının gerekçesiz şekilde dağ kadrosuna katıldığı şeklinde yorumlanamayacağına,
6. Uzmanlık raporlarının yetersiz olduğuna yönelik taleplerinin reddedildiğine,
7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin ihlal edildiğine,
8. Kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna,
9. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin iki ayrı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Sanığın ana dosyada ve birleşen dosyada kapsamındaki savunmalarını müdafinin hazır ettiği tercüman huzurunda yaptığı, susma hakkını kullanmadığı, tercüman giderinin de sanıktan tahsiline karar verilmediği gözetilerek, sanık müdafinin bu yöndeki temyiz itirazları isabetli bulunmamış olup;
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
1. Sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2015/31312 sayılı soruşturma kapsamında yakalama kararı verildiği ve 03.10.2016 tarih ve 2016/7739 sayılı iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar yakalamanın infaz edilemediği, akabinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan 2020/49174 sayılı soruşturma kapsamında ise sanığın 31.10.2020 tarihinde yakalandığı ve 03.11.2020 tarihinde şüpheli sıfatıyla savunmalarının alındığı, bu soruşturma kapsamında da 18.12.2020 tarih ve 2020/12846 sayılı iddianamenin düzenlendiği, her iki iddianame kapsamında açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verilerek yargılamanın Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/348 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesi neticesinde, hukuki kesintinin gerçekleşmediği gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan iki ayrı mahkumiyet hükmü verildiği anlaşılmış ise de, silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından temadinin sanığın yakalanmasıyla 31.10.2020 tarihinde kesildiği ve bu tarihe kadarki eylemler arasında hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşmediği, sanığın tüm eylemlerinin kül halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçuna sübut vereceği ve bir kez bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde sanık hakkında iki kez ayrı ayrı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
2. Karar başlıklarında suç tarihinin, temadinin kesildiği yakalanma tarihi olan "31.10.2020" şeklinde gösterilmemesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 10.11.2021 tarihli ve 2021/1656 Esas, 2021/927 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık hakkında mevcut delil durumu, bozma sebebi ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında tahliye talebinin REDDİ ile TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.