Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Çan İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/48 Esas 2015/16 Karar sayılı kararının davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edildikten sonra,25.04.2018 havale tarihli dilekçe ile davacı 3. kişi tarafından davadan feragat edildiği dilekçenin aslının dosyasında olduğu tespit edilmiştir.
Davadan feragat geniş kapsamlı bir beyan olup HMK'nun 309. maddesi gereği kati bir hükmün neticelerini doğurur. Feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatına da bağlı değildir. Feragat beyanı etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile gösterir.
HMK'nun 310. maddesine göre davadan feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. 311. maddesine göre feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.

Karar kesinleşinceye kadar davadan feragatin mümkün olduğuna, Mahkemece bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra, temyiz aşamasında davacı asıl tarafından verilen, kimlik tespiti yapılan dilekçe ile usulüne uygun şekilde davadan feragat edildiğine ve bu aşamada davadan feragat hakkında karar verme yetkisi Yerel Mahkemesi'ne ait bulunduğuna göre, davadan feragat hususunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. (HGK'nun 20.09.1995 tarih, 1995/12-661 Esas, 763 Karar)

Davacı asılın davadan feragati hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.