SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel taciz
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat düşme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteği yönünden; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
SSÇ hakkında katılan mağdur ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve aynı Kanun'un 264 üncü maddesine göre bu karara yönelik temyiz istemi itiraz kabul edilerek bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
SSÇ müdafileri ve katılan mağdur ... vekilinin temyiz istekleri yönünden; SSÇ hakkında katılan mağdurlara yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. SSÇ hakkında katılan mağdur ...'e karşı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/398 Esas, 2016/212 Karar sayılı kararı ile; SSÇ'nin katılan mağdur ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay, katılan mağdur ...'a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan, aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdur ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3. SSÇ hakkında mağdur ...'e yönelik cinsel taciz suçundan açılan davasında düşme, mağdur ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraate karar verilmiştir.
4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.12.2020 tarihli ve 14-2016/359087 sayılı, şikayetçi Bakanlık vekilinin temyize hak ve yetkisinin bulunduğu kabul edilerek onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
A. SSÇ Müdafii ...'nın Temyiz İsteği
Delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi nedeniyle SSÇ hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. SSÇ Müdafii ...'un Temyiz İsteği
Sebep bildirmeksizin SSÇ hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.
C. Katılan Mağdur ... Vekilinin Temyiz İsteği
Sebep bildirmeksizin kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
SSÇ ile katılan mağdurların apartman komşusu oldukları, SSÇ'nin olay tarihinde beş yaşında olan ...'e yönelik eylemleri nedeniyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı, yedi yaşında olan ...'a yönelik eylemleri nedeniyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması için kamu davası açıldığı, sorgu aşamasında katılan mağdur ...'in cinsel organını cinsel amaç olmaksızın öptüğüne dair beyanda bulunan SSÇ'nin atılı suçlamaları reddettiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde yaşı küçük katılan mağdurların istikrarlı anlatımları, olayların oluş biçimi ve husumet olmaması nedeniyle SSÇ'nin eylemlerini 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten sonra gerçekleştirdiği kabul edilerek atılı suçlardan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
A.Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
1. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Ret sebebine göre Tebliğnameye iştirak edilmemiştir.
B. SSÇ Hakkında Katılan Mağdur ...'e Yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmış, bu sebeple SSÇ müdafii ve katılan mağdur vekilinin temyiz isteklerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
C. SSÇ Hakkında Katılan Mağdur ...'e Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik SSÇ Müdafileri ve Katılan Mağdur ... Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin SSÇ tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı,
Ancak ;
1. Katılan mağdurun hazırlık aşamasında SSÇ'nin birden fazla eyleminden bahsetmesine rağmen mahkemede tek eyleme ilişkin beyanda bulunması, katılan anne ve babası ile tanıkların ifadelerinde eylemin birden fazla gerçekleştiğine dair anlatım bulunmaması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, Mahkemece SSÇ'nin eylemini birden fazla kez gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı halde müsnet suçtan belirlenen temel cezanın zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile artırılması suretiyle sonuç cezanın fazla tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Katılan mağdurun aşamalarda SSÇ'nin eylemini yaz aylarında gerçekleştirdiğini beyan ettiği, SSÇ'nin ise katılan mağdurun cinsel organını şaka amaçlı öptüğü şeklindeki eylemini intikal tarihinden beş altı ay öncesinde gerçekleştirdiğini, suç tarihi hususunda başkaca bir anlatım olmadığı nazara alındığında; katılan mağdur, SSÇ ve suç tarihi hususunda bilgi sahibi kişilerin beyanlarının alınmasının akabinde suç tarihinin netleştirilip tartışılmasından sonra sonuca göre SSÇ'nin lehine olan Kanun hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
D. SSÇ Hakkında Katılan Mağdur ...'a Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik SSÇ Müdafilerinin Temyiz İstekleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin SSÇ tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, ancak katılan mağdurun hazırlık aşamasında SSÇ'nin eylemini 2014 yılı yaz aylarında, anne ve babasına anlatımında intikal tarihi olan 18.11.2014 tarihinden bir yıl öncesinde gerçekleştirdiğini beyan ettiği nazara alındığında; katılan mağdur, SSÇ ve suç tarihi hususunda bilgi sahibi kişilerin beyanlarının alınmasının akabinde suç tarihinin netleştirilip tartışılmasından sonra sonuca göre SSÇ'nin lehine olan Kanun hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun'un 317 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,
B. SSÇ Hakkında Katılan Mağdur ...'e Yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle, dava dosyasının, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
C. SSÇ Hakkında Katılan Mağdur ...'e Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik SSÇ Müdafileri ve Katılan Mağdur ... Vekilinin, Katılan Mağdur ...'a Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik SSÇ Müdafilerinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (C) ve (D) bölümünde açıklanan nedenlerle, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2014/398 Esas, 2016/212 Karar sayılı kararına yönelik SSÇ müdafileri ile katılan mağdur ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.11.2023 tarihinde karar verildi.