Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sırasında davacılar vekili tarafından tavzih talebinde bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesince ara kararla verilen tavzihe ilişkin karar, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Dava konusu ... ili ...,... parsel ... 29.571,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1996 yılında kadastro müdürlüğünce hazırlanan ifraz beyannamesinde teknik hata sonucu 1088 numaralı orman parselinden ifraz edilmiş gibi gösterilerek idari yoldan tapu kaydı oluşturulup, beyanlar hanesine 2/B madde şerhi de verilerek hali arazi niteliğiyle Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...,... nolu parselin tamamının müvekkili olan davacının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmazın dava adına tapuya tescilini talep etmiş; yargılama sırasında, Mart 1290 (Mart 1874) yoklama tarihli ve 35 sıra numaralı tapu kaydına dayanmıştır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu 3164 parsel ... taşınmazın zemin durumu itibariyle muhtelif orman ağacı ve orman bitkileri ile kaplı olduğu, davacının zilyetliğinde bulunmadığı ve bu alanın tamamının ormanlık alanda bulunduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı gerçek kişi vekili tarafından 3164 parsel ... taşınmazın krokide (C) ile gösterilen 3.825,00 metrekare bölümü ile krokide (A) ve (B) ile gösterilen bölümler dışında kalan harflendirilmeyen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.11.2012 tarihli ve 2012/11286 Esas, 2012/11994 Karar ... ilamıyla; "3164 parsel ... taşınmazın temyize konu krokide (C) ile gösterilen 3.825,00 metrekare bölümü ile krokide (A), (B) ve (C) ile gösterilen bölümler dışında kalan ve bilirkişiler tarafından krokide harf ile gösterilmeyen bölümünün 1957,1972 ve 1997 tarihli memleket haritalarında ve 1946 tarihli hava fotoğraflarında açık alanda (orman sayılmayan alanda), amenajman haritasında ziraat alanında kalmakta olup öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu, her ne kadar 3164 parsel 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda orman tahdidi içinde olduğu zannedilerek kadastro harici bırakılmış ise de, gerçekte 1088 ... parselin çap sınırları dışında olup 1943 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda ve daha sonra yapılan aplikasyon çalışmalarında da orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı, bilirkişi kurulu taşınmazın davacının dayandığı Mart 1290 tarih 35 sıra numaralı tapu kapsamında kaldığını, keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin de taşınmazların öncesinden beri tarım arazisi olarak kullanıldığını ve dayanak tapu kapsamında kaldığını bildirdikleri, buna göre, dosyadaki bilirkişi raporları ve yerel bilirkişi ile tanık beyanlarından temyize konu krokide (C) ile gösterilen 3.825,00 metrekarelik bölüm ile (A) ve (B) ile gösterilen bölümler dışında kalan krokide harflendirilmeyen bölümün, eski tarihli resmi belgelerde ve eylemli olarak orman olmadıkları, kesinleşen orman kadastro sınırları dışında oldukları ve davacı gerçek kişinin dayandığı Mart 1290 yoklama tarih 35 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, tüm bu yönler gözetildiğinde, davacı gerçek kişinin krokide (C) ile gösterilen 3.825,00 metrekarelik bölüm ile (A) ve (B) ile gösterilen bölümler dışında kalan krokide harflendirilmeyen bölüm yönünden açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu" belirtilerek bozulmuş ve davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin karar düzeltme isteği de aynı Dairece reddedilmiştir.

Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahil ... vekili vasıtasıyla sunduğu 10.10.2013 tarihli dilekçesiyle, Üsküdar 16. Noterliğince 09.10.2013 tarih 38644 yevmiye no ile düzenlenen “Düzenleme Şeklinde HMK 125/2. maddesine Göre Dava Konusunun Temliki Sözleşmesi” ne dayanarak, dava konusu taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 3.825 metrekare ve harflendirilmeyen 15.727,84 metrekare olmak üzere toplam 19.552,84 metrekare alanın adına tescili istemiyle davacı yerine kaim olmak üzere davaya katılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu taşınmazın bilirkişi heyetinin 11.11.2013 tarihli ek raporu eki krokide (D) harfi ile gösterilen 15.727,84 metrekarelik bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile temlik alan ... adına tesciline, bu kısım üzerindeki 2/B şerhinin kaldırılmasına, kalan kısımların mevcut hali ile aynen muhafazasına, krokinin karara eklenmesine, birleşen mükerrer dava hakkında, davacı vekilinin talebi de gözönüne alınarak esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve davacı (temlik alan) ... vekili ile davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.02.2015 tarihli ve 2014/2966 Esas, 2015/555 Karar ... ilamıyla; "Davalı ... Yönetimi vekili ve davalı Hazine vekilinin (D) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 ... Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile (D) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin olarak usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı vekilinin (C) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince, somut olayda mahkemece, bozma kararına uyulmakla, davacı yararına usûlî kazanılmış hak oluşmasına rağmen, çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (C) harfi ile işaretli bölümüne ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, hükmüne uyulan bozma kararında, (C) harfi ile gösterilen 3.825,00 metrekarelik bölüm ile harflendirilmeyen (hükme esas alınan ek raporda (D) harfi ile işaretlenen) bölüme ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, bozma kararına uyulmakla her iki bölüm yönünden davacı yararına müktesep hak oluştuğu gözetilerek (C) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin davanın da kabulü ile davacı gerçek kişi adına tesciline karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu" belirtilerek, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin olarak usûl ve kanuna aykırı olan hükmün bozulmasına karar verilmiş, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin karar düzeltme isteği de aynı Dairece reddedilmiştir.

Bozma ilamı sonrası, İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı doğrultusunda hükme esas bilirkişi raporunda D harfi ile gösterilen onanan kısma ilişkin olarak 11.01.2016 tarihinde kesinleştirme şerhi düzenlenmiş, C harfi ile gösterilen ve bozulan kısma ilişkin olarak ise dava, mahkemenin 2016/10 Esasına kaydedilmiştir.

Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında davacı vekili 09/02/2016 tarihli dilekçesiyle; ... Anadolu 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/10 Esas ... dosyasında dava konusu olan ... ili ... Mahallesi, 3164 nolu parselin "D" harfi ile gösterilen bölümünün kararın kesinleşmesinden önce ifraz gördüğünü ve 3910,3911 ve 3912 parsele ayrıldığını, kararın infazı için Tapu Müdürlüğünce mahkemeden tavzih istendiğini belirterek, kesinleşen kararda "D" harfi ile gösterilen kısmın 3164 parselin ifrazdan sonra oluşan 3910,3911 ve 3912 nolu parsellere, teknik raporda belirtildiği şekilde uyarlanmasını ve buna göre folye düzenlenmesine karar verilmesini tavzihen talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, 2016/10 Esası üzerinden ara kararla tavzihe ilişkin hüküm kurulmuş olup, verilen kararda; "Bilirkişinin 24.02.2016 tarihli rapor ve ekli krokisine göre dava konusu parselin ifraz ile 3910,3911 ve 3912 nolu parsellere bölünmüş olduğu, ilamda D ile gösterilen 15.727,84 metrekarelik kısmın, E harfiyle gösterilen 14.876,40 metrekarelik kısmının 3911 nolu parsel içerisinde, I harfi ile gösterilen 851,44 metrekarelik kısmının ise 3912 nolu parsel içerisinde kaldığının belirtildiği" gerekçesiyle, tavzih talebinin kabulü ile, dava konusu ... ili ... Mahallesi, 3164 nolu parselin hükümden sonra 3910,3911 ve 3912 nolu parseller olarak ifraz edildiği, ifraz işleminin 02/04/2015 tarihinde tapuya tescil edildiği anlaşılmakla, Mahkemenin 2013/357 Esas, 2013/683 Karar ve 17/12/2013 tarihli ilamının "... ili, ... ilçesi, ... köyü, 3164 nolu parselin bilirkişi heyetinin 11/11/2013 tarihli ek rapor ekli krokisinde D harfi ile gösterdiği 15.727,84 metrekarelik kısma ilişkin, ... adına olan tapu kaydının iptali ile, bu kısmın temlik alan İbrahim oğlu ... adına tapuya tesciline," dair hükmün, ifraz sonucu uygulanamadığı anlaşılmakla, ve "D" ile gösterilen kısmın ifraz sonucu oluşan ve harita mühendisi ...'un 24/02/2016 tarihli rapor, kroki ve ekli kontrol memuru ...'ın ölçekli krokisinde belirtilen "E" harfi ile gösterilen 14.876,40 metrekarelik kısmın 3911 nolu parsel içerisinde, "I" harfi ile gösterilen 851,44 metrekarelik kısmın 3912 nolu parsel içerisinde kaldığı anlaşılmış olmakla, mahkemenin tescile ilişkin hüküm fıkrasının;
1-... ili ... ilçesi ... Mahallesi, 3911 nolu parselin, harita mühendisi ...'un 24.02.2016 tarihli rapor, kroki ve ekli kontrol memuru ...'ın ölçekli krokisinde belirtilen "E" harfi ile gösterilen 14.876,40 metrekarelik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, bu kısmın temlik alan İbrahim oğlu, ... adına tapuya tesciline,
2-... ili ... ilçesi ... Mahallesi, 3912 nolu parselin, harita mühendisi ...'un 24/02/2016 tarihli rapor, kroki ve ekli kontrol memuru ...'ın ölçekli krokisinde belirtilen "I" harfi ile gösterilen 851,44 metrekarelik kısmının davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, bu kısmın temlik alan ... oğlu, ... adına tapuya tesciline şeklinde tavzihine, 24.02.2016 tarihli rapor, kroki ve ekli ölçekli krokinin karara eklenmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen muhafazasına, tavzih kararının hükme eklenmesine şeklinde hüküm kurulmuş; bu ara karar, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda D harfi ile gösterilen bölüme ilişkin olarak tazvih kararı verilmiş ise de, HMK'nin 125/2.maddesi gereğince, taraf teşkili sağlanmamış olduğundan, verilen bu karar usûl ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; dava konusu 3164 parsel 09.02.2015 tarihinde kamulaştırma nedeniyle üç kısma ifraz edilmiş ve 3910,3911,3912 parsel numaralarını almıştır. Davacının dava konusu ettiği ve hükme esas raporda (D) harfi ile gösterilen yere ilişkin verilen, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ilişkin karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen ilamı ile onanmış ve karar düzeltme talebi de reddedilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme sonrası davacı vekilince, kararın tapuda infazı için müracaat edilmesi üzerine, tapu müdürlüğünce, dava konusu 3164 parselin ifraz edildiği ve üç kısma ayrıldığı, kararın güncel duruma uyarlanması gerektiği gerekçesiyle mahkemeden tavzih kararı alınması istenmiş, davacı vekilince de mahkemeden tavzih talebinde bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmada, hakkındaki hükmün tavzihi talep edilen ve hükme esas raporda D harfi ile gösterilen kısmın, tavzih talebine ilişkin olarak alınan ek raporda, 14.876,4 metrekaresinin 3911 parsel içinde, 851,44 metrekaresinin ise 3912 parsel içinde kaldığı belirlenmiştir. Rapor ve durum krokisine göre; 14.876,4 metrekarelik kısım E harfi ile, 851,44 metrekarelik kısım ise I harfi ile gösterilmiştir. İlk Derece Mahkemesince de bu krokiye göre tavzih talebi kabul edilmiş ve ara kararla yukarıdaki tavzih hükmü kurulmuş ve tavzih hükmüne karşı davalıların vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmasına rağmen, diğer bir deyişle, tavzih kararı kesinleşmeden, davacı vekilinin müracaatı sonucu tapuda 21.03.2016 tarihinde tavzih hükmüne istinaden infaz gerçekleştirilmiş ve 3911 parsel; 3970,3971,3972,3973 parsellere ayrılmış ve tavzih kararında E harfi ile gösterilen 14.876,4 metrekarelik kısım 3971 parsel olarak davacı (temlik alan) ... adına tescil edilmiş, 3912 parsel ise; 3974,3975,3976 parsellere ayrılmış ve tavzih kararında I harfi ile gösterilen 851,44 metrekarelik kısım ise 3975 parsel olarak davacı (temlik alan) ... adına tescil edilmiştir. Daha sonra, 3971 parsel kamulaştırılarak 28.09.2016 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiş olup, dosya arasına gelen tapu kaydından da halen bu parselin malikinin anılan Kurum olduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, tavzihe ilişkin karar kesinleşmeden dava konusu yerin malikinin değiştiği ve HMK'nin 125/2. maddesi uyarınca yeni malik olan Karayolları Genel Müdürlüğü' nün davada taraf olarak yer almasının zorunlu olduğu, taraf sıfatının dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi ve ardından tavzih talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, tavzihe ilişkin hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin tavzihe ilişkin kararının 6100 ... HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.