Taraflar arasında görülen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili; 25.12.2010 tarihinde, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacılar murisi olan sürücü...'nun vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 13.01.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini davacı ... için 100.944,44 TL, davacı ... için 74.055,56 TL olmak üzere toplam 175.000,00 TL'ye artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, kusur durumunun tespit edilmesini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.01.2016 tarihli ve 2015/155 Esas, 2016/39 Karar sayılı ilamıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.04.2019 tarihli ve 2016/12084 Esas, 2019/4681 Karar sayılı ilamıyla dava açılış tarihi itibariyle 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile davacı ... Kantarcıoğlu için 100.944,44 TL, davacı ... Kantarcıoğlu için 74.055,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, tazminat hesabının hatalı olduğunu, zararın teminat kapsamında bulunmadığını, desteğin tam kusurlu olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın karıştığı 25.12.2010 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 ilâ 439 uncu maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91,92 nci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde, destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu/olacağı yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır.
Yine istikrarlı uygulamamız gereğince; çocukların pay dağılımından çıkması durumunda, bu çocuğun payı destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılmakta, ana ve babaya verilmemektedir. Ana ve babadan birinin pay dağılımından çıkması hâlinde ise payı diğerine aktarılmakta, ana ve baba ile çocukların tamamının pay dağılımından çıkması durumunda ise desteğin gelirini eşi ile eşit paylaşacağı varsayımı ile gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı kabul edilerek tazminat hesaplanmaktadır.
Destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş, çocukları ile sağ olan ana ve babasına ayıracağı varsayıldığından destekten yoksun kalanlardan bir kısmının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmadığı durumda, talepte bulunmayan kişilerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca desteğe, eşe ve çocuğa pay ayrıldığı, mahkemece de desteğin anne ve babasının sağ olup olmadığına dair araştırma yapılmadığı görülmektedir.
Şu durumda mahkemece; desteğin anne ve babasını da gösterir şekilde nüfus kayıt örneği dosya arasına alınarak desteğin ölüm tarihinde sağ olup olmadıkları tespit edildikten sonra Dairenin yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınıp davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.

3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca desteğe, eşe ve çocuğa pay ayrıldığı, çocuğa da pay ayrıldığı dönemde eşe %45 oranında, çocuğa ise %15 oranında pay verildiği görülmektedir. Ancak bu pay dağılımının Dairenin yukarıda belirtilen yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece; Dairenin yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.

4. Davacıların desteği öldüğü tarihte 29 yaşında, davacı eş ise desteğin ölüm tarihinde 28 yaşındadır. Tazminat hesabında sadece desteğin geride kalan davacı çocuğuna pay ayrılmış, muhtemel ikinci çocuğuna pay ayrılmamıştır. Desteğin yaşı dikkate alındığında iki yıl sonra ikinci bir çocuk sahibi daha olacağının kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmektedir.
Şu durumda mahkemece; desteğin yaşasaydı iki yıl sonra ikinci çocuğunun olacağı ve ona da bir pay ayırmak suretiyle destek olacağı varsayılarak hesaplama yapılmak üzere bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken(davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.

5. Dosyanın incelenmesinde; Sosyal Güvenlik Kurumunun 28.01.2020 tarihli cevabi yazısında desteğin ölümü nedeniyle hak sahibi olan davacılara ölüm aylığı bağlandığı ve bu ölüm aylığının peşin sermaye değerinin bildirildiği görülmektedir. Ancak yazı içeriğinden bağlanan bu aylığın rücuya tabi olup olmadığına dair bir değerlendirme bulunmamaktadır.
Şu durumda mahkemece; davacılara bağlanan ölüm aylığının rücuya tabi olup olmadığı hususu araştırılarak; rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının değerlendirilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.