BOZMA ÜZERİNE
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Hanak Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2012 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Hanak Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
3. Hanak Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2012 tarihli kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 24.05.2016 tarihli kararı ile "... mağdurenin bağırıp direnmesi ve diğer müştekilerin olay yerine gelip müdahalede bulunmaları nedeniyle eylemlerini tamamlayamadan olay yerinden kaçtıklarının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs yerine, aynı suçun tamamlanmış halinden mahkûmiyet hükümleri kurulması ve cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan uygulama yapılırken, önce 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, daha sonra 5237 sayılı Kanunun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası maddeleri tatbik olunmak suretiyle kademeli uygulama yapılması..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine; Hanak Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, uygulama maddesi belirtilmeksizin suçun teşebbüs aşasında kalması nedeniyle yapılan indirim ve 62 nci maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezasının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar itiraz olunmadan 19.12.2017 tarihinde kesinleşmiştir.
5. Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uygulanan 5 yıllık denetim süresi içerisinde, kastıtlı yeni bir suç işlemesi nedeniyle Hanak Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.05.2019 tarihli kararı ile ihbarda bulunulması üzerine Hanak Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında kurulan hüküm açıklanarak, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve uygulama maddesi belirtilmeksizin suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle yapılan indirim ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık temyiz dilekçesinde herhangi bir sebep bildirmemiştir.
1.Dava konusu olay, mağdur ... ile müşteki ....'ın müşteki...'a ait tarlada çalıştıkları esnada, sanık ...'nın temyiz dışı sanık .... ile birlikte, mağdur ile müşteki ...ın yanına geldikleri, sanık ...'nın, mağdurun kollarından,....'in ise, mağdurun ayaklarından tutarak, sürükleyip kaçırmaya başladıkları, müşteki ...'ın karşı koyması üzerine, ....'in, müşteki ...'ın önüne dikilerek ele geçirilemeyen bıçağı göstererek müşteki ...'a hitaben "Sen karışma bu işe, bıçaklarım seni" dediği, bu sırada sanığın mağduru kollarından tutup kaçırmaya devam ettiği, olay yerinde müşteki ...un koşarak geldiği, sanığın müşteki ....'a ele geçirilemeyen silahını doğrultarak "yaklaşma vururum" dediği, temyiz dışı sanık ...'in ise ele geçirilemeyen bıçağı müşteki ...'a yönelterek mağduru kurtarmasına engel olmaya çalıştığı, olay yerine müşteki ... ...ın da gelmesi ile mağdurenin bağırıp direnmesi ve müştekilerin müdahalede bulunmaları nedeniyle sanıkların mağduru hürriyetinden yoksun kılma eylemini tamamlayamadan olay yerinden kaçmak zorunda kaldıkları iddiasına ilişkindir.
2.Mağdur ... ... hakkında düzenlenen adli raporda sağ kolda çapları değişik en büyüğü 1x1 cm boyutunda olan 4 adet basınca bağlı ekimoz, sol kolda boyutları çeşitli en büyüğü 2x1 cm olan ekimozun saptandığı anlaşılmıştır.
1.... Politikalar Bakanlığına davanın ihbar edilmediği, katılma talebi olmadığı ve katılmasına karar verilmediği halde gerekçeli karar başlığında müşteki olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Temel ceza tayin edildikten sonra 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanırken, uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentte açıklanan nedenle Hanak Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2022 tarihli ve 2021/201 Esas, 2022/25 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan teşebbüs uygulamasına ilişkin (3) numaralı paragrafına; "cezadan" ibaresinden sonra gelmek üzere "5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.