Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, iş kazası ile elini taş motoruna kaptırdığını ve parmağının koptuğunu, kazadan sonra tedavi edilmek üzere getirildiği davalı hastanede yapılan yanlış tıbbi müdahale ile maluliyet oranının arttığını, sağ elini kullanamaz hale geldiğini ileri sürerek, maddi manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, yeterince ispatlanamayan davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tedavi nedeniyle getirilen hastanede yeterli özenin gösterilmemesi nedeniyle maluliyetin arttığı iddiasına dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle, vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir.
Mahkemece, dosyaya kazandırılan, birbiriyle uyumlu, 20.01.2014 tarihli Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporu ve 19.03.2015 tarihli Adli Tıp Genel Kurulu raporu benimsenmek suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Anılan raporlarda, yapılan ameliyatların uygulanan yöntemlerden olduğu ancak şikayetlerde tam düzelme olamayabileceği, ortaya çıkan enfeksiyon ve nekrozun komplikasyon olduğu, hekimlere atfı-kabil kusur tespit edilemediği belirtilmiştir. Dosyaya kazandırılmış bulunan anılan raporlar incelendiğinde, hükme esas alınacak açıklık ve yeterlilikte olmadığı; taraf iddialarını yeteri kadar aydınlatmadığı anlaşılmakla, mahkemece davaya konu olayda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında dava konusu hususta uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, taraf iddialarını da karşılayacak şekilde, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalının kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.