Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.04.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; cebir, tehdit fiillerini gerçekleştirmediğinin mağdur beyanları ile de sabit olması sebebiyle hapis cezasına itirazına ilişkindir.

1. İncelemeye konu olay; 16 yaşındaki mağdur ile sanığın arasında 1,5 yıldır gönül ilişkisi olduğu, olay günü saat 22: 30 sularında sanığın mağduru telefonla arayarak nerede olduğunu sorduğu, mağdurun bulunduğu yeri söyledikten sonra sanığın "Buluşacağız, gelmezsen ölünü sinkaf ederim, evine gelip rezillik çıkartırım, ordan bir yere ayrılma" diyerek tehdit ve hakaret edip mağdurun söylediği yere gelmesini sağladığı, ardından yolda yürüdükleri sırada mağdura bağırmaya başladığı, elindeki cep telefonunu aldığı, yumrukla vurarak telefonunu kırdığı, mağdurun yüzüne kafa atarak yaraladığı, mağdurun ise şüpheliden korkması nedeniyle yanından kaçamadığı, sanığın mağduru bu şekilde cebir ve tehdit kullanarak zorla şehir içi dolmuşlara bindirerek birlikte saat 23: 00 sularında sanığın annesinin evine gittikleri sırada sanığın annesinin evde olduğu, sanığın mağuduru eve bırakarak annesine "...kim gelirse gelsin, kapıyı açmayacaksın, eğer polisler eve gelirse sen çatıya çık, ben birazdan gelicem" diyerek mağduru zorla annesinin evinde bırakarak gittiği, bu arada buluşup dolmuşa bindikleri sırada olaya şahit olan mağdurun arkadaşının, mağdurun annesi olan şikayetçi Nurşen'i arayarak şahit olduğu olaya ilişkin bilgi vermesi ve kızının eve gelmemesi nedeniyle kolluğa ihbarda bulunması üzerine polislerin sanığın evini bularak adrese gittiklerinde cama çıkan mağdurun evde sanığın annesi ile birlikte olduklarının anlaşıldığı, sanığın evde bulunamadığı, sanığın kendisini darp ederek tehdit ve zor kullanarak eve getirdiğini şikayetçi olduğunu beyanı ile polis merkezine götürüldüğüne ilişkindir.

2. Mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilir yaralanmasının olduğu yönünde adli rapor dosyada mevcuttur.

3. Sanık aşamalarda, "Yanına gittiğimde onunla tartıştım, biz birbirimizi çekiştirirken telefonu yere düştü, o esnada yanında olduğunu telefonda söylediği arkadaşı evine gitmişti, yanımızda kimse yoktu, tartışma esnasında ben bir tane vurdum, sakinleşmesini istedim, birlikte minibüse bindik, zorla onu götürmüş değilim, sonra bizim evimize gittik, evde anneme "Aslı evde dursun, dışarıya çıkmasın" dedim, sonra ben markete gittim, ben aranmam olduğu için polisler de gelince eve gitmedim, ben Aslı'yı zorla eve götürmüş değilim." şeklinde kısmen kabul içeren beyanda bulunmuştur.

1. Sanığın mağdureye yönelik sözlü ve eylemsel cinsellik içeren hareketlerde bulunmadığı gibi evlenmek amacıyla da kaçırdığına ilişkin bilgi bulunmadığı,

2. Mağdurenin anlatımını doğrulayan tutanak, şikayetçinin ve sanığın annesinin beyanları, sanığın tevilli ikrarı karşısında, sanığın temyiz gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştirilen neden dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.03.2016 tarihli ve 2014/348 Esas, 2016/436 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2024 tarihinde karar verildi.