Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda; Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 18 parsel sayılı, 4 katlı binanın kira kontratıyla kiracı olarak oturduğu 2.kat dışında kalan bölümlerdeki davalının işgali nedeniyle 29.10.2013-10.12.2013 (muris ölüm tarihiyle dava tarihi arası dönem için) dönemlerini kapsar şekilde 1.831,48 TL ecrimisilin yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalının kira kontratıyla kiracı olarak oturduğu 2. kat dışında kalan bölümlerdeki davalının müdahalesinin men'ine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekillerince süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ve taşınmazın maliki olan ...'ın 29.10.2013 tarihinde vefat ettiğini, 18 parsel sayılı, 4 katlı binanın, kira kontratıyla kiracı olduğu 2.katta bulunan bir oda dışında kalan kısmın davalı tarafından işgal edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesine, 01.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 10.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 18 parsel sayılı, 4 katlı binanın kira kontratıyla kiracı olarak oturduğu 2.kat dışında kalan bölümlerdeki davalının işgali nedeniyle 29.10.2013-10.12.2013 dönemlerini kapsar şekilde 1.831,48 TL ecrimisilin yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalının kira kontratıyla kiracı olarak oturduğu 2. kat dışında kalan bölümlerdeki müdahalesinin men'ine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yer, talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen ecrimisil miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi istemi yönünden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da elatılan taşınmaz değeri bilirkişilerce hesaplanmayarak bu yönden harç ikmali yapılmadığı anlaşılmaktadır .
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Şu halde, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili tespit edilecek dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasanın Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.