Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ereğli (Konya) İcra Hukuk Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2018/10 Esas, 2019/144 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine yaptığı takipte haczedilen menkullerin davalılara ait olmadığını mülkiyeti ispatlayan herhangi bir belge sunmadıklarını, borçlu ile aralarında muvazaalı işlemler olması nedeniyle istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi ... vekili, 09.01.2018 tarihinde çiftlikte yapılan hacizde hazır olduğunu haczedilen menkullerin ... İnşaat ... Ltd. Şirketine ait olduğunu söylemesine rağmen menkullerin yediemin olarak bırakıldığını, kendisinin şirket yetkilisi olmadığını bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi ... İnşaat ... Ltd Şti vekili, şirkete ait çiftlikte yapılan hacizde menkullerin pek çoğunun diğer firmalardan şirketlerine kiralandığını borçluya ait olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, haczedilen menkullerin şirketlerine ait olmadığını, mal kaçırma iddiasının asılsız olduğunu, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, üçüncü kişi ile borçlunun ticaret sicil adreslerinin ve faaliyet alanlarının farklı olduğu, haciz adresinin üçüncü kişi şirkete ait olduğu, her ne kadar borçlu şirket ile üçüncü kişi kişi şirket ortaklarının akrabalık bağının bulunduğu anlaşılmışsa da bu durumun tek başına muvazaa iddiasını desteklemeyeceği kabul edilerek alacaklının davasını ispatlayamamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı alacaklı vekili tarafından hüküm istinaf edilmiştir.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, haciz sırasında borçlu şirket yetkilisi veya ortağı hazır olmadığı gibi borçluya ait her hangi bir belge bulunmadığı bu nedenle mülkiyet karinesinin davalı üçüncü kişi şirket lehine olduğu, karinenin aksinin alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği, borçlu şirket ile davalı üçüncü kişi şirket yetkili ve ortaklarının arasında akrabalık bağlarının bulunmasının tek başına muvazaa iddiasının ispatı için yeterli olmadığı, bu nedenle mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafça inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Davalı üçüncü kişi ... İnşaat ... Ltd. Şti. yönünden yapılan incelemede, 09.01.2018 tarihinde davalı üçüncü kişi şirkete ait çiftlikte yapılan hacizde bir adet traktör, balya makinesi, yem karma makinesi ve yükleyici iş makinesi haczedilmiştir. Davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. makinelerinin kendi şirketlerine dava dışı kişi ve şirketlerden kiralandığını belirterek kiracılık sıfatına dayalı olarak traktör için ise mülkiyete ilişkin olarak istihkak iddiasında bulunmuştur.
İİK'nin 96/1. maddesi uyarınca istihkak iddiasının mülkiyet, rehin vb. haklardan birisine dayanılarak ileri sürülmesi gerekir. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir.
Ancak somut olayda, davalı üçüncü kişi şirket traktör dışındaki menkuller için istihkak iddiasında bulunurken yalnızca kiracılık sıfatına dayanmıştır. Kural olarak kiracının istihkak iddiasında bulunma hakkı yoktur. Diğer bir deyişle borç ilişkisinden kaynaklanan şahsi haklar sözleşmenin tarafı olmayan kişilere karşı ileri sürülemez. Dolayısıyla üçüncü kişi tarafından ileri sürülen geçerli bir istihkak iddiası yoktur.
O halde davacı alacaklının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, traktör dışındaki mahçuzlar yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahcuz traktör yönünden ise, davalı üçüncü kişi şirket vekili tarafından icra dosyasına usulüne uygun istihkak iddiasında bulunulmuş olmasına karşın yargılama sırasında verilen cevap dilekçesinde traktörün dava dışı ...’den kiralandığı iddia edilmiştir. Yukarıda açıklandığı gibi üçüncü kişi tarafından kiracılık sıfatına dayalı olarak istihkak iddiası ileri sürülemeyeceğinden dava açıldığı sırada mevcut olan istihkak iddiasının cavap dilekcesi ile geçersiz hale geldiği kabul edilerek dava konusu traktör yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama gideri ile vekalet ücreti yönünden de 6100 sayılı HMK’nin 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
2. Davalı üçüncü kişi Aytekin Askan yönünden yapılan incelemede, istihkak davalarının dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır.
Somut olayda, 09.01.2018 tarihli haciz sırasında ... davalı üçüncü kişi ... İnşaat ... Ltd Şti yararına istihkak iddiasında bulunmuştur. Kendi adına ileri sürdüğü bir istihkak iddiası mevcut değildir. Bu nedenle davalı ... yönünden pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın reddi gerekirken esastan reddi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.