Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 573 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 2 katlı binanın vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, binanın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, tespite konu binanın alt katının tarafların murisi tarafından atölye olarak kullanıldığını, üst katın yapımına ilişkin giderlerin de muris tarafından karşılandığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece ilk olarak davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş Dairemizin 01.03.2018 tarihli, 2015/16172 Esas ve 2018/3116 Karar sayılı ilamıyla “Dosya kapsamı, taraf beyanları, mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık beyanları ile keşif sonucunda inşaat bilirkişi tarafından sunulan 26.01.2015 tarihli rapora göre, dava konusu taşınmazın zemin katının öncesinin atölye iken sonrasında yapılan tadilat ile konuta dönüştürüldüğü ve sonradan yapılan imalatların yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı kuşkusuzdur. Az yukarıda açıklandığı üzere, öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan yerleşik görüşlere göre, bu nitelikteki eşyalar yönünden muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, ancak koşullarının varlığı halinde Borçlar Kanunu’nun 61 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile talep edilebileceğinin mümkün olduğu, eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde de bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözönünde bulundurularak, tespiti istenen zemin kat yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek devam eden yargılama neticesinde hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu bahçe nitelikli 573 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ağaç arası tuğla olarak yapılmış 2 katlı konut olarak kullanılan yapı olduğu, zemin atölye üst katı konut olarak kullanılan 2 katlı binanın 1982-1983 yıllarında yapıldığı, zemindeki atölyenin 2005 yılında konuta çevrildiği anlaşılmıştır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilâmında, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile sadece zemin kat yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmesine karşın, Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, diğer temyiz itirazlarının (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.