Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın Bodrum Tapu Sicil Müdürlüğü’nde hizmetli olarak çalışmaktayken gayrimenkullerin alım satım sırasında alım satıma taraf olanlar tarafından ödenen harçları usulsüz olarak zimmetine geçirmesi nedeniyle Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yargılandığını ve yargılama sonucunda verilen 12.06.2015 tarih ve K: 2015/227 sayılı kararla cezalandırıldığını, ... adına zimmetine geçirdiği tapu harçları nedeniyle vergi ziyaı cezalı tapu harcı tarhiyatları yapıldığını, bu tarhiyatlara karşı herhangi bir itiraz olmaması nedeniyle usulüne uygun olarak kesinleştiğini, ...'nın 11.04.2016 tarihi itibariyle vergi ziyaı cezalı tapu harçları ve bu tapu harçlarına gecikme faizlerinden oluşan 793,879,53 TL borcu bulunduğunu, amme alacağının tahsilini engellemek amacı ile dava konusu taşınmazını komşuları olan diğer davalı ...'a devrettiğini belirterek bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisinin Yalıkavak .... Mevkii 136 parselde kain taşınmazın 2/40 hisseyi ......, Ltd.Şti. Firmasından konut amaçlı kullanmak maksadı ile inşaat yeni başlamışken satın aldığını, satın aldıktan sonra mali olarak sıkıntıda olması nedeniyle, kendisini komşusu olması ile tanıdığı maddi durumu iyi olan iş adamı davalı ...'a sattığını, daha sonra duyduğu kadarıyla yatırım amaçlı kendisinden taşınmazı satın alan davalı ...'un da satın aldığı taşınmazı tekrar Harmoni Ltd. Şti.'ne sattığını, yapılan işlemlerde mal kaçırma kastı bulunmadığını, ayrıca vergi dairesine karşı kesinleşmiş bir alacak olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı ...'nın konut ihtiyacı olarak aldığını, ancak evin tamamlanması için gerekli olan finansmanı sağlayamayınca komşusu olan müvekkiline teklif ettiğini, müvekkilinin de bu taşınmazı satın aldığını ve ....., Ltd. Şti.ye sattığını, müvekkiline ait taşınmazların uyuşmazlığa konu olmadığını ve müvekkilinin sorumluğunun ve borcunun bulunmadığını, ortada kesinleşmiş bir alacak veya iptali istenen bir tasarruf olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nın davacı tarafa borcunun, Bodrum Tapu Müdürlüğünde işçi olarak çalışırken diğer memurlarla beraber haksız ve usulsüz olarak iade alınan tapu harçları ve gecikme zammından kaynaklandığı, ...'nın söz konusu fiilerinden dolayı dava dışı ablasının eşi olan... (tapu müdür yardımcısı) ile birlikte yargılandığı ve ceza aldıkları, taşınmazın ilk maliki ve davalı ...'un devrettiği şirket olan Harmoni şirketinin celpedilen ticaret sicil kayıtlarında görüleceği üzere ortaklarından birisinin...olduğu, bu kişinin...'ın oğlu olduğu, dava ve cevap dilekçelerinde de belirtildiği üzere davalı ...'un davalı borçlu ...'nın komşusu olduğu, taşınmazın rayiç bedelinin tasarruf tarihinde 332.126,00 TL olduğu, tasarruf tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'a 77.000,00 TL ye satıldığı, taşınmazın yaklaşık 4.5 kat aşağı fiyata devredildiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki satışın amme alacağının tahsilini engellemek amacıyla muvazaalı bir şekilde yapıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ......, Mahallesi, ......,Mevkii, 645 ada, 104 parselde (eski 102 ada, 136 parsel) kayıtlı 6 numaralı dublex mesken niletlikli taşınmazın keşif sonucu belirlenen 01.07.2008 tarihindeki gerçek değeri olan 332.126,00 TL'yi geçmemek kaydıyla davacının 14.05.2008 tarihinde vadesi gelmiş ve kesinleşen anapara ve faiz toplamı olan 323.141,77 TL'nin davalı ...'dan nakden tazminine ve tahsil edilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen tazminat için taşınmazın devir tarihi olan 14.05.2008 tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek gecikme zammıyla birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken Mahkemece gecikme zammı talebi hakkında bir karar verilmediğini, 323.141,77 TL olarak hükmedilen tazminatın 14.05.2008 tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammıyla birlikte tahsil edilmesine karar verilmesi gerekirken gecikme zammına hükmedilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı alırken veya satarken herhangi bir muvazaalı işlemde bulunmadığını, yatırım amacıyla dava konusu taşınmazı satın alıp, cüzi bir miktarla kâr ederek tekrar sattığını, taşınmazın devir tarihinde inşaat halinde olduğunu, bu nedenle de 77.000,00 TL'ye alınmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkilinin Harmoni şirketi ile ... arasındaki bağlantıyı bilmesinin mümkün olmadığını, satış silsilesinde yer alan dava dışı Naci’nin yakınının yetkili olduğu Harmoni şirketinin de şayet bu satış muvazaalı ise davada yer alması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın satış ve rayiç değerleri arasındaki fahiş fark, devirlerin kısa süreli olması, davalıların komşu olup birbirlerini tanıyor olması, davalı borçlunun durumunu bilebilecek durumda olması karşısında yapılan devrin muvazaalı olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin bu karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile ve bunun dışında istinaf mahkemesince istinaf talepleri hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı ve istinafa başvurduklarına dair istinaf ilamında herhangi bir ibarenin de yer almadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 359. maddesinde; ''(1) Karar aşağıdaki hususları içerir: (a) Kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları, (b) Tarafların ve davaya İlk Derece Mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri, (c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti, (ç) İlk Derece Mahkemesi kararının özeti, (d) İleri sürülen istinaf sebepleri, (e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep, (f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi, (g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları, (ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.'' düzenlenmesine, aynı Kanun’un 360. maddesinde ise; ''(1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, İlk Derece Mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, Bölge Adliye Mahkemesinde de uygulanır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı ... vekili
tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu halde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı ... vekilinin istinaf başvurusu hakkında inceleme yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın istinaf başvurusu hakkında HMK’nın 359/1-2. hükümlerine uygun şekilde değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer
temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.