Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.05.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediği için dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verildi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, vekil edeni ile davalıların 23/10/1968 tarihinde vefat eden ... ile 09/03/1987 tarihinde vefat eden ...'ın mirasçıları olduğunu, mirasçılar arasında 1987 tarihinde muris ...'tan kalan taşınmazlarla ilgili fiili taksim yapıldığını, bu taksimde muris ...'tan vekil edenine düşen taşınmazlar az olduğundan, muris ...'tan kalan dava konusu 124 ve 306 parsel sayılı taşınmazların vekil edenine verildiğini, tüm mirasçıların yapılan fiili taksime göre paylarına düşen taşınmazlarda zilyetliklerini 25 yıldan beri sürdürdüklerini, ancak 1987 yılında yapılan fiili taksime göre vekil edenine düşen muris ... adına kayıtlı 124 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 hisse ile 306 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 hissenin, mirasçılar arasında yazılı olarak yapılan 07/08/2001 tarihli miras paylaşma sözleşmesine yazılmadığını ve bu nedenle tapuda 2001 tarihli miras taksim sözleşmesine göre işlem yapılırken dava konusu parsellerdeki hisselerin davalılar adına tescil edildiğini belirterek, 124 ve 306 parsel sayılı taşınmazlardaki muris ...'a ait 1/3 oranındaki hisselerin iptal edilerek vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, 19/09/2001 tarihli tapuda yapılan işlemin yasal koşullarda yapıldığını, dava konusu taşınmazları davacının haksız olarak kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ve davalıların annelerinin ölümünden sonra dava konusu yerlerin davacı tarafından kullanıldığı, 1987 yılında fiili taksim sonucu baba mallarının paylaşılması sırasında davacının eksik yer alması sebebiyle anne malları ile bu eksikliğin tamamlandığı, 2001 tarihinde yapılan miras sözleşmesindeki paylar incelendiğinde davacıya daha az yer verildiği, annelerinin ölümü ve 1987 yılında yapılan fiili taksim gereği bu yerleri davacının kullandığı, kullanımlarına davalıların dava açıldığı tarihe kadar bir itirazlarının olmadığı, bir mirasçının uzun süre kullanımına diğer mirasçıların ses çıkarmamasının taksimin varlığına karine teşkil ettiği gerekçe gösterilerek, davanın kabulü ile, 124 ve 306 parsel sayılı taşınmazların maliklerinden ...'a düşen 1/3 oranındaki hisselerin iptaliyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, duruşma talepli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 306 ve 124 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak murisi ... adına 1/3'er hisse oranında tapulama yolu ile 28/02/1951 tarihinde tapuya kaydedildiği ve tapu kaydının intikal görmediği, dosyadaki mirasçılık belgesine göre, muris ...'ın 23/10/1968 tarihinde, eşi ...'ın ise 09/03/1987 tarihinde vefat ettiği ve tüm mirasçılarının davada yer aldığı, davacının iddiasına göre tüm mirasçıların 1987 tarihinde fiili taksime göre kendilerine düşen taşınmazları uzun yıllardır kullandıkları, 07/08/2001 tarihinde mirasçıların muris babalarından kalan taşınmazlar hakkında yazılı bir taksim sözleşmesi yaparak sözleşme dahilinde Tapu Müdürlüğü'nde işlem yaptırdıkları, bu sözleşmede dava konusu parsellerin yer almadığı anlaşılmaktadır.
Dava, TMK.nın 676 ve müteakip maddelerine dayalı miras taksim anlaşmasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı vekili, mirasçıların taşınmazlar üzerinde fiili taksim anlaşması yaptıklarını açıklamış, davalı taraf ise bu şekilde bir fiili taksimin yapılmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Dava konusu taşınmazlar tapuda ortak miras bırakan ... üzerinde kayıtlı olup taksime ilişkin yazılı bir belge sunulmamıştır. TMK.nın 676 ve devamı maddelerine göre, mirasçılar arasında yapılan taksim sözleşmesinin tüm mirasçıların katılımı ile ve yazılı şekilde olması gerekmektedir.Tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlarla ilgili taksimin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir.Açıklanan bu şekil geçerlilik koşulu olup geçersiz bir taksime dayalı olarak istekte bulunulması da mümkün değildir.Her ne kadar davacı dava konusu parsellerin zeminde eylemli olarak kullanıldığını bildirmiş ise de bu durum, taksimden ziyade taşınmazın kullanım durumunu belirlemeye yönelik bir açıklama olup, hukuken geçerli bir taksim olarak değerlendirilemez.
Yukarda açıklanan nedenlerle tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde fiili taksime değer verilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.