Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ...'in ...'da bulunan konutunda 14/10/2006-18/0/2009 tarihleri arasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalı...A.Ş.'de 14/10/2006 tarihinde ... isimli projede sigortalı olarak işe başladığını, 07/03/2008 tarihinde davacıdan habersiz işten çıkışının yapılarak 08/03/2008 tarihinde davalı ... A.Ş.'de sigortasının yeniden yapıldığını, iş sözleşmesinin haksız olarak 18/09/2009 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı...A.Ş. ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usul yönünden zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının iş yerinin ... Hizmet olduğunu, davalılardan ... Güvenliğin davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, esas yönünden ise davacının resmi kayıt ve belgelerde yer alan süreler içinde çalıştığını, ücretin bordrolarda yer aldığını, davacının 18/08/2009 tarihinde istifa etmek suretiyle iş akdini sonlandırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; ... kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde;davacının, 14/10/2006 tarihinde güvenlik görevlisi olarak ... A.Ş. elamanı olarak 14/10/2006 tarihinde davalı ...'in ikametgahında güvenlik görevlisi olarak işe başladığı, daha sonra davalı...A.Ş. çalışanı olarak yine davalı ...'e ait ikametgahta 18/08/2009 tarihine kadar çalışmasının devam ettiği, dosya içerisinde bulunan davacının kendi el yazısıyla düzenlediği 18/08/2009 tarihli fesih bildirimi yazısında; "14/10/2006 tarihinde başlamış olduğum şirketinizden güvenlik işini bırakacağımdan dolayı 18/08/2009 tarihi itibariyle istifa ediyorum" ifadesini kullandığı,her ne kadar davacı tarafça, davalı işverenlikten alacaklarını talep edince, işverenlikçe bu alacakların ödenmesi için dosyasına konulmak üzere bir kısım belgelerin düzenlenmesi gerektiğinin ve işi kendi isteği ile bıraktığı ve tüm alacaklarına aldığına dair yazı vermesi halinde kendisine ödeneceğinin söylemesi üzerine bu belgeyi imzaladığı iddia edilmişse de; yargı yoluyla elde edilebilecek alacak kalemleri için istifa dilekçesinin verilmesi ve yasal hakların ödenmeyeceğinin bir tehdit olarak kabul edilmesi hukuken mümkün olamayacağı gibi iradeyi sakatlayan nedenlerin varlığı kabul edilse dahi, bu hususun yasal süre içerisinde ileri sürülmesi gerektiği açık olup, davacı tarafından 2009 yılında imzalanan bu belgeye ilişkin herhangi bir irade açıklamasında bulunulmadığı gibi 2013 yılına kadar dava açmadığı nazara alındığında; davacının iş akdini istifa etmek suretiyle sona erdirdiği dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacağı sonucuna varılarak, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına ilişkin talebinin reddine, tanık beyanı ile ispat edilemeyen fazla mesai ücreti alacağının reddine,davacının genel tatil ücret alacağına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde; davalı tarafın zamanaşımı itirazı dikkate alınarak dava tarihinden 5 yıl geriye gidilerek 01/08/2008 tarihinden itibaren genel tatillere denk gelen günlere ilişkin davacının da imzasının bulunduğu bordrolarda genel tatil ücreti tahakkuk ettirildiği, tahakkuk ettirilmeyen günlerin ise hafta tatili olabileceği nazara alınarak davacının genel tatil ücret alacağına ilişkin talebinin reddine, davacının asgari geçim indirimi ücret alacağı talebiyle ilgili; ücret bordrolarında her ay asgari geçim indirimi tahakkuk ettirilerek ödendiği anlaşıldığından davacının bu talebinin de reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.
Dairemizce son yıllarda, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde, taktiri indirim yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacının genel tatil ücreti bilirkişi raporunda bodrolardaki tahakkuk nedeniyle reddedilmiş ise de; bodrodaki tahakkukların çalışılmadan ödenmesi gereken gün yevmiye olduğu anlaşılmakla; genel tatil açısından tahakkuk yapılan her ay için çalışılan her bir genel tatil günü için 1 yevmiye daha ödenmesi gerektiğinden genel tatil ücreti alacağının hesabının buna göre yapılmaması hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.