İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 ... Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 ... Kanun)’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin (Çocuk Mahkemesi sıfatıyla), 14.11.2018 tarihli ve 2018/330 Esas, 2018/436 ... kararıyla sanık hakkında; terör örgütü propagandası yapma suçundan, 3713

... Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 ... Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi ve ikinci cümlesi, 5237 ... ... Ceza Kanunu'nun (5237 ... Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 5.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarihli ve 2019/318 Esas ve 2019/1131 ... kararıyla, sanık hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.10.2021 tarihli ve hükmün düzeltilerek onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi özet olarak,

1. Suça sürüklenen çocuğun ilk paylaşımı yaptığı tarihte 13 yaşını doldurmamış olduğuna ve kastının tespiti bakımından silahlı terör örgütünün amacını, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak edemeyeceğine, sanığın 14 yaşından itibaren de bilinci geliştikçe bu nitelikte herhangi bir paylaşım yapmadığına,

2. Kısıtlı arkadaş çevresinde yapılan basit ve özensiz paylaşımların içeriği itibarıyla örgütün cebir, tehdit veya şiddet içeren yöntemlerini meşru gösterme, bu yöntemleri övme yahut teşvik etme saikiyle yapılmadığına, bu itibarla 3713 ... Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında yarı oranında artırım yapılmasının isabetli olmadığına,

3. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, eylemin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine,

4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara ve sair sebeplere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuğun eyleminin terör örgütü propagandası yapma suçunu oluşturduğunun kabulü ile suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eleştiri sebebi dışında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında düzeltme sebepleri dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiştir, ancak;

Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,

1. Zincirleme suç hükümleri kapsamında suça sürüklenen çocuğın facebook hesabında propaganda nitelikli son paylaşımda bulunduğu tarihte teselsül kesileceğinden, karar başlıklarında suç tarihinin “11/10/2016” yerine “04.03.2018” olarak yazılması, ayrıca bu bilgi ışığında Bölge Adliye Mahkemesi

gerekçeli karar metninde suç tarihinin hatalı belirlenmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun suç tarihindeki yaşı itibarıyla "TCK'nın 31/3 üncü maddesi ile cezadan indirim yapılması yoluna gidilmesi gerekirken TCK'nın 31/2 nci maddesi ile indirim uygulanmak" suretiyle eksik ceza tayin edildiğine dair aleyhe bozma sebebi yapılmayan eleştiriye yer verilmesi,

2. 5237 ... Kanun'un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak aynı maddenin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanamayacağının gözetilmemesi,

3. Terör örgütü propagandası yapma suçundan verilen hükümde adli para cezasının yerine getirilmemesi halinde 6545 ... Kanun'la değişik 5275 ... Kanun'un 106 ncı maddesi uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceği nazara alınmadan, hüküm fıkrasında 5237 ... Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince ihtarat yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.07.2019 tarihli ve

2019/318 Esas, 2019/1131 ... kararının 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi karar başlıklarının suç tarihi kısımlarından "04/03/2018" ibarelerinin çıkartılarak yerine ayrı ayrı "11.10.2016" ibaresinin eklenmesi, Bölge Adliye Mahkemesi

gerekçeli karar metninin "Suç tarihinin, ..." ibaresi ile başlayan 4 üncü paragrafının tümünün ve 5 inci paragrafının başındaki "Belirtilen husus dışında" ibaresinin gerekçeden çıkartılması, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 5237 ... Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin 7 nci fıkrasının tümüyle hükümden çıkartılması ve yine İlk Derecesi Mahkemesi hükmünün 5237 ... Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasına ilişkin 11 inci fıkrasından "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan tamamının tahsil edileceğinin SSÇ'ye ihtarına, (ihtar edildi)" ibaresinin tümüyle hükümden çıkartılması suretiyle, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, üye ...'ın hukuka aykırı yöntemle delil elde edildiğinden suçun sübuta ermediğine dair karşı oyu ve oy çokluğuyla, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 ... Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.11.2023 tarihinde karar verildi.

Sanık ... hakkında ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi 14/11/2018 tarih, 2018/330 Esas ve 2018/436 ... kararıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanığın 3713 ... Kanun'un 7/2 nci madde 1 inci cümlesi, 713 ... Kanun'un 7/2 nci madde 2 nci cümlesi, TCK 43/1, 31/2 ve TCK 62/1 maddeleri gereğince 9 ay 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,

Kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 03.07.2019 tarih 2019/318 Esas 2019/1131 ... ilamıyla esastan reddine karar verildiği,

Kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda oy çokluğuyla kararın onanmasına karar verildiği tespit edilmiştir.

Karara muhalefet etmemizin hukuki sebepleri;

Yasak delil elde edililip kullanılmasına yönelik tespitler;

6 Ocak 2017 tarih, 680 ... Kanun Hükmünde Kararnamenin 27 nci maddesiyle; 2559 ... Kanun'un Ek 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. Buna göre;

“Polis, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilidir. Erişim sağlayıcıları, yer sağlayıcıları ve içerik sağlayıcıları talep edilen bu bilgileri kolluğun bu suçlarla mücadele için oluşturduğu birimine bildirir.”

2559 ... Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 6 ncı maddesine eklenen bu fıkra Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarih ve 2018/91 Esas, 2020/10 ... kararıyla iptal edilmiştir.

Dolayısıyla polise siber ortamda tanınan sanal ortamda araştırma yetkisi iptal edilmiştir. Bu tarihten sonra Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun genel hükümlerine göre Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda suç araştırması yapılacağı aşikardır ve hazırlık soruşturması nasıl başlayacağı kanunumuzda açıkça düzenlenmiştir.

Polise sanal yetki verilen dönem dışında kalan suç tarihinde de soruşturmanın Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun genel hükümlerine göre Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda suç araştırması yapılacağı aşikardır ve hazırlık soruşturması nasıl başlayacağı kanunumuzda açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla suç tarihinde 5271 ... Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre soruşturma ve suç delillerinin toplanması zorunludur.

Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK. 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (CMK. 161/1 m.). Yargıtay Ceza Daireleri ve Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarlı bir şekilde soruşturmayı Cumhuriyet savcısının başlatacağı ve soruşturma işlemlerini Cumhuriyet savcısının talimatıyla yapılabileceği açıkça kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.12.2007 tarihinde vermiş olduğu 2007/247-257 ... kararında “Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için soruşturmaya başlayacaktır. Cumhuriyet savcısının maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacına yönelik olarak hangi tür olaylarda hangi yolları takip edebileceğine ilişkin mevzuatımızda çok açıklık bulunmamakla birlikte soruşturma yöntemleri uygulamanın getirdiği benzer olaylardaki hareket tarzı yoluyla kazanılan ve mesleki birim olarak isimlendirilebilecek tecrübe, yargısal kararlar ve öğreti maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için Cumhuriyet savcısının yolunu aydınlatmaktadır.” demek suretiyle Cumhuriyet savcısının hukuk içerisinde kalarak Ceza Muhakemeleri Kanunu'ndaki usul işlemlerini ve (hükümleri riayet etmek suretiyle) soruşturmada yürüteceği yöntemi kendisinin belirleyeceğini benimsemiştir; ancak Cumhuriyet savcısının bu serbestliği sınırsız, hukuk düzenine ve evrensel hukuk kurallarına aykırı olamaz. Ayrıca ünlü ceza hukukçusu Rudolf Von Jhering’in değimi ile “şekil keyfiyetin ... düşmanı hürriyetin ikiz kardeşidir.” ilkesinde belirtildiği gibi Cumhuriyet savcısı ve kolluk birimleri ceza soruşturmasında Ceza Muhakemeleri Kanununda belirtilen usul kurallarına uymak zorundadır. Usul kurallarına uymadan hukuka aykırı elde edilen deliller soruşturma ve kovuşturmada kullanılamaz (CMK m. 147,217/2, 206/2-a, 230/1-b, 289/1-i).

İncelenen dosya kapsamında ... İli Emrniyet Müdürlüğü Siper Suçları Mücadele Şube Müdürlüğünin 04.03.2018 tarihinde ... hakkında raporunda Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün talebi üzerine PKK/KCK terör örgütüne yönelik olarak yürütülen çalışma ile ilgili olarak ... hakkında yapılan açık kaynak araştırmasında ...'e ait olabileceği değerlendirilen "https://www.facebook.com/ozhan.sendol.9" URL adresli "... (kiki kıreki dünyasıı aslanım" isimli// rumuzlu hesabının zaman tünelinde yapılan ve herkes tarafından görüntülerin paylaşımların incelediğinde son paylaşımın 27.01.2018 tarihinde yapıldığı tespit edildiği belirtilerek sanığın hesabındaki görüntüleri içeren videolar ve diğer paylaşım örnekleri alındığı tespit edilmiştir.

... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kabulünde ..."... İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 04.03.2018 tarihli Açk Kaynak Araştırma Raporunda, suça sürüklenen çocuğun (SSC) kendisine https://www.facebook.com/ozhan.sendol.9" URL adresli "..."isimli facebook sayfasında 18 Eylül 2015 tarihinde, ellerinde PKK/YPG terör örgütünün sözde bayrağı bulunan kişilerin resimlerini paylaştığı..." ve daha sonraki paylaşımlarının da kabule alındığı buna göre; mahkemenin polisin düzenlediği açık kaynak araştırma raporunu mahkumiyet kararına esas aldığı ve ilk suç işleme tarihinin de 18.09.2015 olarak kabul ettiği, suça sürüklenen (SSÇ) ilk paylaşımı yaptığı tarihte 13 yaşında olduğu tespit edip, buna göre sanığın 11-15 yaş grubunda olduğu kabul edilerek ceza uygulaması yaptığı tespit edilmiştir.

Cumhuriyet savcısının soruşturma başlattığına dair SSÇ hakkında herhangi bir ... ve talimatının bulunmadığı, sosyal medyasıyla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı veya mahkemeden usulüne uygun

olarak alınmış bir arama kararı bulunmadığı, sanığın yapmış olduğu iddia edilen paylaşımların usulüne uygun arama sonucu ele geçirilmemesi nedeniyle bu işleme dayanarak terör örgütü propagandası yapmak suçlamasından açılan davada usulüne uygun olmayarak elde edilen yasak delillere dayanılarak propaganda suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceği açık olmasına rağmen daha önce Anayasa Mahkemesince iptal edilen PVSK Ek 6 ncı maddesinin ilgili hükmü gereğince re'sen yapılan tutanağa dayanılarak herhangi bir arama ve el koyma kararı olmaksızın ve yine bu konuda Cumhuriyet savcısının CMK'nın 160 ve 161 inci maddeleri gereğince alınmış bir talimat olmadan elde edilen paylaşımların kamu davasına konu edilerek hükme esas alınması mümkün değildir. Zira;

Delillerin hukuka ugun yöntemlerle toplanması zorunludur. Anayasa'nın 38 inci maddesinin 6 ncı fıkrası ile CMK’nın 206 ncı maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin 2 nci fıkrası, 230 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (i) bendi uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin hükme esas alınamayacağında şüphe yoktur.

Buna rağmen yasak delillere dayanılarak hukuka aykırı olarak verilen mahkeme kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda oy çokluğuyla sanık hakkında verilen kararın ONANMASINA karar verildiği tespit edilmiştir.

Sayın çoğunlukla aramızdaki hukuki görüş farklılığı "Daha önce polise verilen sosyal medya üzerinde siber takip yetkisini düzenleyen Ek 6 ncı maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine polisin Cumhuriyet savcısının ancak talimat ve emirleriyle hareket edip suç soruşturmasına devam edebileceği, Cumhuriyet savcısının soruşturmanın başlatılmasına yönelik talimatı alınmadan ve bu konuda Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 134 ve devam maddeleri gereğince gerekli arama kararları yetkili makam ve mahkemeden alınmadan suç delillerinin toplanmasının mümkün olmadığı,

Yasal düzenlemeye göre;

PVSK Ek 6 ncı maddesinde kolluğun suç ile karşılaştığı durumda, yani suçüstü halinde nasıl davranacağı yönünde yasal ve emredici düzenleme mevcuttur. Adli arama yetkisinin kimler tarafından kullanılacağına dair CMK'nın 119 uncu madesinde açık bir düzenleme mevcut olup, suçüstü hali dahi olsa bu yetkinin kolluk tarafından kullanılacağına dair zımni de olsa bir ifade veya bir ibare bulunmamaktadır. Kolluk amiri tarafından ancak Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması durumunda kişinin üstü ve eşyası üzerinde sınırlı olmak kaydıyla yetkinin kullanılabileceği belirtilmiştir. PVSK ek 6 ve CMK 119 uncu maddeleri ile kolluğun suçüstü halindeki yetkisinin "aciliyet" ve "gereklilik" kriterlerinin ötesindeki aramalar PVSK Ek 6 ncı maddesine uygun olmayan ve CMK 119 uncu maddesinde belirtilen şekilde bir arama kararına dayanmayan yasaya aykırı yetkisiz bir arama olacaktır. Yine bilgisayar ve bilgisayar kütükleri ve bilgisayar niteliğinde olan cep telefonları üzerinde CMK 134 üncü madde gereğince hakim kararı ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının emriyle arama ve kopyalama işleminin yapılabileceği, bunun dışındaki yöntemlerin hukuka aykırı olduğu açıktır. CMK, PVSK ve ilgili yönetmelikler bir bütün olarak ele alındığında çıkan sonuç, suçüstü hallerinde ancak "aciliyet" ve "gereklilik" kriterleri içerisinde tedbirin hukuka uygun olduğu gereklilik bulunduğu takdirde yapılabileceği, bunun dışında yapılan aramalar ve el koymaların hukuka aykırı olduğunu uygulamamızdaki Ceza Genel Kurulu ve Daire kararlarıyla tespit edilmiştir.

Anayasa'nın 38/6 ncı maddesinde; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.”

CMK’nın 217/1 inci maddesinde; “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.”

CMK’nın 217/2 nci maddesinde; “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.“

CMK’nın 206/2 nci maddesinde; “Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:

a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse”

CMK’nın 230/1-b maddesinde; “Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.”

CMK’nın 289/1-i maddesinde; “Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.” 1412 ... CMUK’un 254/2 nci fıkrasında; “Soruşturma ve kovuşturma organlarının hukuka aykırı şekilde elde ettikleri deliller hükme esas alınamaz.”

Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve ... bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür (CMK m. 160/2).

Cumhuriyet savcısının talimatı ve usulüne uygun olarak alınan bir arama emri ve arama kararı olmaksızın (CMK 134 maddesi gereğince bilgisayar veya bilgisayar niteliğinde olan cep telefonu üzerinde gerekli arama işlemleri yapılarak kayıtların kopyasının çıkarılmasına ve bu kayıtların çözülerek ... haline getirilmesine ve kopyalarının alınmasına karar verilmesi) gerekli inceleme yapılarak elde edilen sanığın sosyal medyası üzerinde yapmış olduğu iddia edilen paylaşımların usulüne uygun arama sonucu ele geçirilmemesi nedeniyle bu işleme dayanarak terör örgütü propagandası yapmak suçlamasından açılan davada sanığın beraatine karar verilmesi gerekir.

Delillerin hukuka ugun yöntemlerle toplanması zorunludur. Anayasa'nın 38 inci maddesinin 6 ncı fıkrası ile CMK’nın 206 ncı maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin 2 nci fıkrası, 230 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (i) bendi uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin hükme esas alınamayacağında şüphe yoktur.

Yukarıda ayrıntılı açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, karar verilmesi gerekirken oy çokluğuyla ONANMASINA karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.