Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.11.2012 tarihinde davalıya trafik sigortalı, sürücü'in sevk ve idaresindeki aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacı yolcunun yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu bulunduğunu, yolcu olan davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, söz konusu kaza nedeniyle tüm dava ve talep hakları saklı tutularak Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/187 E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasında AÜTF Adli Tıp ABD Başkanlığı'ndan alınan 27.02.2014 tarihli rapora göre davacının vücut genel çalışma gücünü % 100 oranında kaybettiği ve devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç kaldığı hususunun tespit edildiğini, söz konusu dosyanın yargılaması sırasında davalı tarafça davacıya ıslah dilekçesinde talep edilen 78.388,00 TL bakıcı gideri ödemesinin yapılması nedeniyle söz konusu dosyada davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, söz konusu dosyada belirsiz alacak davası açıldığını, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu belirterek ömür boyu bir başkasının bakımına muhtaç kalan davacı için şimdilik 10.000,00 TL ömür boyu bakıcı gideri zararının (Tedavi - Bakıcı - Giderleri teminat limitleri dahilinde) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiş; 20.04.2018 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini toplamda 104.514,42 TL olarak arttırmıştır.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/187 E. sayılı dosyasında davacının bakıcı giderine ilişkin talebi hakkında mahkemece talebin karara bağlandığını, bu nedenle kesin hüküm dava şartının bulunduğunu, 11. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası devam ederken tarafların sulh olduğunu, 13.08.2014 tarihinde 225.000,00 TL maluliyet tazminatı, 78.388,00 TL bakıcı gideri olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 393.368,00 TL ödenerek kaza nedeniyle poliçe teminatından kaynaklanan sorumluluğun tamamen sona erdiğini, buna ilişkin ibraname düzenlendiğini, ibranamenin davacı tarafı tam olarak bağladığını, bu nedenle davalının sorumluluğunun sona erdiğini, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun kusura dayandığını ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının devamlı bakıma muhtaç olduğuna dair herhangi bir delilin bulunmadığını, davalı şirket temerrüte düşmediği gibi davanın açılmasına da sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin söz konusu dosyası ile davacıya 78.388,00 TL ödeme yapıldığı, bu hususta ibraname düzenlendiği, incelenen dosyada alınan maluliyet raporuna göre davacının kaza nedeniyle vücut genel çalışma gücünden % 100 oranında kaybettiği, sürekli iş göremezlik halinde kalacağı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin 12. maddesine göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun belirlendiği, bu kapsamda davacının işleyecek dönem olarak 23 yıl 4 ay 11 gün daha bakıcı ihtiyacına ihtiyaç duyulduğu varsayılarak yapılan hesaba göre, davalı ... şirketinin, ZMSS poliçesi sağlık gideri teminatından dolayı bakiye bakıcı gideri olarak 104.514,42 TL daha bakıcı giderinden sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile toplam 104.514,42 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bu dava açılmadan önce davacı tarafça Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/187 Esas, 2014/227 Karar sayılı dosyasında davalı hakkında sürekli maluliyet tazminatı ve bakıcı giderinin tahsili istemi ile dava açıldığını, sürekli sakatlık yönünden 225.000,00 TL, bakıcı gideri yönünden 78.388,00 TL olmak üzere ferilerle birlikte toplam 393.368,00 TL tazminatın davacı tarafa ödendiğini, davacı ile davalı ... arasında 23.07.2014 tarihli sulh-ibraname protokolü düzenlendiğini ve sulh olunduğunu, bu protokol ile davacının, davalı ... tazminat miktarı ve ferileri yönünden tamamen ibra ettiğini, başkaca hak ve alacağı kalmadığına dair ibra verdiğini, mahkemece kararın sulh ile sonuçlandırılıp karara bağlandığını, HMK'nın 315. maddesi gereğince sulh ibraname protokolü üzerine mahkemece verilen kararın kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunu, bu sebeple sulh ibraname protokolünde belirtilen sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin yeni bir davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını, mahkeme kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Taraf vekilleri arasında düzenlenen "sulh protokolü-ibraname" başlıklı 23.07.2014 tarihli belgede, ilgili dava dosyasının esas numarası da belirtilerek, taraflar arasında anlaşmaya varıldığı, davacı tarafa 225.000,00 TL sakatlık teminatının tamamı, 78.388,00 TL bakıcı gideri, 43.987,00 TL faiz, 23.403,00 TL dava vekalet ücreti, 2.005,00 TL masraf, 20.585,00 TL icra vekalet ücreti (%75) olmak üzere toplam 393.368,00 TL tazminatın, davacı vekilinin IBAN numaralı banka hesabına yatırılması halinde, davalı şirketten iş bu poliçe kapsamında her ne nam altında olursa olsun başkaca bir maddi tazminat, faiz vb. talepleri olmayacağı, ödemenin yapılması ile birlikte davacı vekilinin davalı aleyhinde açılan ve dosya esas numarası bildirilen davadan feragat edeceği, davanın feragatla sonuçlanacağı, tarafların birbirinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmeyeceği, ödeme ile birlikte davacı vekilinin maddi tazminata yönelik asıl alacak ve tüm ferileri, yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere davaya konu talep nedeniyle Groupama Sigorta A.Ş.yi gayrikabili rücu ibra etmiş olacağı, başkaca alacağı kalmadığını ve HMK'nın 313. maddesi gereği hüküm doğuracağını beyan ettiği, beyanların imzalandığı, bu belgede üzerinde anlaşılan tazminat tutarının tamamının 13.08.2014 tarihinde davacı vekilinin belirtilen IBAN numarası ile banka hesabına yatırıldığı, eldeki davada ise, davacı vekili Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/187 Esas sayılı dosyasında davalı ... aleyhinde belirsiz alacak davası açıldığını, ıslah dilekçesinde talep edilen 78.388,00 TL bakıcı giderinin davacıya ödendiğini, dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep ettiği, 20.04.2018 tarihli artırım dilekçesi ile talebini 104.514,42 TL olarak artırdığı bu halde, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin taraflar arasında sulh olduğunu kabul ile hüküm kurduğu, taraf vekilleri arasında düzenlenen "sulh protokolü- ibraname" başlıklı belge içeriğinden tarafların bu belgenin HMK'nın 313 vd. maddeleri gereğince hüküm doğuracağını imzalı beyanları ile kabul ettiği, sulhun ilgili bulunduğu davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu, davalı ... şirketince süresinde sulh nedeniyle kesin hüküm itirazında bulunulduğu, bu hususun dava şartlarından olup mahkemece de resen nazara alınması gerektiği, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/187 Esas - 2014/227 Karar sayılı dosyasının işbu eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu anlaşılmakla yerel mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 313 vd. maddeleri ile 114/1-i ve 115/2. maddeleri gereğince, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirtiği kabule göre de KTK'nın 111. maddesi gereğince ibraname tarihinden 2 yıl geçtikten sonra ödemenin yetersiz olduğundan bahisle dava açılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin hatalı olduğunu, aşırı yararlanma nedeni ile sulh sözleşmelerinin iptal edilebileceğinin dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle bakiye sürekli bakıcı ücreti istemine ilişkindir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, 115 inci maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması, 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.